Advert
BOZULAN KİM?
SERVET YAŞAR ÖZDEMİR

BOZULAN KİM?

Bu içerik 696 kez okundu.

Gelişen ve çağdaşlaşan(!) dünya ile birlikte biz de tarım toplumundan sanayi toplumuna geçmiştik. Sonra, parayla (köyleri terk edip gelip şehirde maaşla çalışarak), teknolojiyle, rahatlıkla ve lüks ile tanıştık. Ardından TV, medya ve internet sayesinde Avrupa’nın ahlaksız ve rezil yaşam tarzlarıyla tanıştık. Lakin tümbu tanışmalar ile birlikte insanı, insanlığımızı, kültürümüzü ve değerlerimizi unuttuk. İnançlarımızı, hassasiyetlerimizi kaybettik. Hep arka plana attık ve arkamızda öylece kaldı tüm bu değerlerimiz…

Bu yüzdendir ki; arkadaş-dost sohbetlerinde söz döner dolaşır toplumdaki yozlaşmalara, çarpıklıklara ve bozulmalara gelir: “Toplum çok bozulmuş çok”…

Artık insanlarımız; çağdaş dünyaya ayak uydurabilmek için helal-haram demeden para kazanmanın yollarına başvurabiliyor.

Çok rahat yalan söyleyip, rahatlıkla rüşvet alıp verebiliyor.

Faizle para alıp-vermek doğal hale gelmiş.

Adam kayırma hak ve adalet kavramları unutulmuş.

Her gün cinayet, gasp, tecavüz ve uyuşturucu kullanımı haberleri gırla…

Ne de olsa rüşveti alıp verirken kimse görmüyor.

Harama el, dil, göz, vücut uzatırken kimse görmüyor.

Mazluma zulmederken kimse görmüyor.

Bulunduğu makamı kişisel çıkarlarına alet ederken kimse görmüyor.

Velev ki bu saydıklarımızı birileri görmüş de olsaçoğu olağan şeyler sayılıyor.

Şimdi soralım kendimize: Bütün bunları; bizleri yaradan Allah görmüyor, yazmıyor ve kaydetmiyor mu sanıyoruz?

Düşünelim!

Allah’ı ne kadar tanıyoruz?

Allah'ı hayatımızın neresine koyuyoruz?

Allah'a hangi sınırları çiziyoruz?

Allah'ın bizlere rol model gönderdiği Peygamberini (as.) ne kadar tanıyor ve hayatımızda kendimize rehber ediniyoruz?

Toplumun çekirdeği hükmünde olan ailelerimizde çocuklarımıza bir Müslüman olarak kaç defa Allah'ı, Peygamberi ve insani değerleri anlattık yahut anlatılan meclislere götürdük? İl Müftümüz Yusuf Sarıkaya geçen hafta, "Bu yıl, yaz Kur’an kurslarına katılımın yüzde 23’lerde olduğunu" açıklamıştı mesela. Geleceğimiz olan yani geleceğin toplumu olacak olan çocuklarımızı adeta tabletlere, bilgisayarlara ve TV’lere mahkum etmişiz. Haliyle ahlaki(!) eğitimlerini de artık bu materyallerden alır olmuşlar.

Aslında toplum olarak vetoplumu oluşturan fertler olarak bizler Allah’ı unutmuşuz dostlar! Maalesef bize bu hayatı bahşeden Allah'ı unutmuşuz! Kainatın her zerresine hükmü geçip idare eden ve tüm canlıları her an her salise gözetleyip kaydeden Allah’ı…

Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim'de mealen:

"Allah'ı unutup da Allah'ın da kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. Onlar, yoldan çıkan kimselerdir." (Haşir, 59/19)  diye buyuruyor yaradan.

Allah’ı unutmak, Allah’ın emir ve yasaklarını unutmak demektir. Allah’ın rızasını kazanmaya yönelik gayretleri unutmak demektir. Hayatında Allah’a fazla yer vermemek, hareketlerinde onun hoşnutluğunu gözetmemek, yarın Allah’a vereceği hesabı göz ardı etmek, kısacası Allah’tan gafil olarak yaşamak, gaflet deryasında boğulmak demektir.

Allah kendisini sevenleri sever, düşmanlık edenlere düşmanlık eder, nefret edenlere nefret eder, kendisini yok sayanı yok sayar. Yani, bütün hayatında Allah’ı değerlendirmeye almayan kimseleri Allah da değerlendirmeye almaz.

Toplumu oluşturan en küçük birim aile reislerinden ta memleketin başındaki Cumhur reislere kadar bütün makamlardaki bütün insanlarımıza bu konuda görevler düşüyor. Hayat boşluk bırakmaya gelmez dostlar… Müslümanlıkla yoğrulan yurdumuzda, gerçek manada Müslümanlığımızı unutmamalı ve her ferdimize doğru İslam’ı ve İslamiyet’e layık doğruluğu yaşatmak üzere gayret etmeli ve bu konuda çaba göstermeliyiz.

Neticede İSLAMİYET = İNSANİYET’TİR. Gerçek manada Müslümanlık da gerçek manada İnsanlıktır.

Selametle kalınız!

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Elazığ’da PKK/KCK operasyonu:1 tutuklama
Elazığ’da PKK/KCK operasyonu:1 tutuklama
Erdem: Hep güzel haberlere imza atalım!
Erdem: Hep güzel haberlere imza atalım!