Advert
TERCİHE SIKIŞMIŞ HAYATLAR
SIRAÇ KOÇ

TERCİHE SIKIŞMIŞ HAYATLAR

Bu içerik 607 kez okundu.

Her seçim bir karardır.

Hayat, tercih edilmesi gereken seçenekler sunar her defasında.

Bize kalan görece doğru(!) şıkkı işaretlemektir.

Sınav odaklı eğitim sistemi ile, yaşam denilen sınavlar silsilesinin sonuçları aynı noktada buluşuyor maalesef.

Tercih...

A şıkkı sizi üzebilir mesela.

B şıkkından uzak durun derim.

C şıkkı daha akla yatkın sanki.

D şıkkı daha “şık” duruyor.

Tercihimi yapayım o zaman

E şıkkı HİÇBİRİ...

 

1960’lı yıllara kadar sınavsız girilen fakültelerimiz vardı bizim. Zaten az olan Lise mezunlarının, Lise bitirme derecesine göre sıralandığı sistem uygulandı uzun yıllar.

Aday sayısındaki artış, sınavların çok sorulu testlere dönüşmesini, puanlama ve yerleştirme işlemlerinde ise bilgi işlem ihtiyacını yarattı.

1974 yılında kurulan Üniversitelerarası Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÜSYM), sınavların tek merkezden yapılmasını sağladı.

1981 yılından itibaren ise, sınavlar 2 aşamalı ÖSS ve ÖYS olarak yapıldı.

Benim jenerasyonum bu sınavlardan geçerek Üniversiteye girdi.

Şimdi adı YGS ve LYS olarak değişmiş olsa da, aslında bir kaç teknik değişiklik ile korunuyor bu sistem.

 

Sınavda 4 yanlışın bir doğruyu götürdüğü, ama gerçek hayatta 1 yanlışın 4 doğruyu götürdüğü gerçeğini sonradan öğrendik.

Diplomanın her şey olmadığını da mezun olduktan sonra...

İçimizdeki sesi dinlemeden, keşfetmeden, ilgi alanımızı dahi bilmeden, kısa sürede çok soru çözerek ve doğru şıkkı bulup Üniversiteye kapak atmak için deli gibi çalıştık.

Çalışıyoruz ve bu gidişle daha çok çalışacağız.

Oysa bu sistem her geçen gün geriye götürüyor bizi.

2 milyon öğrencinin sadece 700 bini lisans programına yerleşiyor her yıl. Yerleşemeyenler bir sonraki yıla tekrar hazırlanıyor.

Fen ve Matematik en başarısız alan olmaya devam ediyor. Matematikte çözülen soru ortalaması 5’e, Fen bilimleri ortalaması ise 4’ün altına düşmüş durumda.

Türkçe ve Sosyal Bilimler de gösterilen görece başarı(!) Endüstri 4.0’ın konuşulduğu evrensel dünyaya bizi nasıl taşıyacak merak etmiyor değilim.

 

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü OECD’nin Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı PISA’nın 2012 sonuçları zaten durum özeti gibi.

Ülkelerin Uluslararası başarı sıralamasındaki yerleri gösterilmiş bu raporda.

Türkiye Matematik’te 44. sırada iken Fen Bilimlerinde 43. sırada. Birleşik Arap Emirlikleri, Bulgaristan ve Sırbıstan’ın üstünde kalabilmişiz yalnızca.

Çin ve Singapur Matematik ve Fen Bilimlerinde 1. ve 2.sırayı paylaşıyor aynı raporda.

Okuma becerilerinde bile 42. sırada yer bulabilmişiz kendimize.

Üniversite sayımız Vakıf Üniversiteleri dahil 200’e yaklaştı. Ancak nitelikli eğitim kurumu sayısı halen 20’yi geçmiyor. Yani her yıl 15-20 yeni Üniversite açarak eğitim kalitesi artmıyor.

 

Fizik Profesörü ve eski YÖK Başkanvekili İsa Eşme bu durumu şöyle açıklıyor:

“Konuya fen bilimleri açısından bakıldığında sorun, büyük ölçüde, eğitimin sınava göre yapılandırılmış olmasından kaynaklanmaktadır. Ortaokul yıllarında ve lise sonrasındaki merkezî sınavların önem kazandığı yıllardan bu yana eğitimin sınava odaklı yapıya dönmesinden en çok fen eğitimi etkilenmiştir. Çünkü fen eğitimi; keşfederek, araştırarak, sorgulayarak, deney ve gözlem yaparak öğrenmeyi gerektirir.”

Devam ediyor Eşme:

“Sözün özü, fen eğitiminde yaşanan nitelik sorununu çözmenin yolu sınava odaklı eğitimden vazgeçilerek yeniden laboratuvar ortamına dönmekten geçmektedir.”

 

Hafta sonu milyonlarca gencimiz Üniversite sınavına girdi.

Anne babaları dahil emeklerinin karşılığını almak için birbiriyle yarıştı gençlerimiz.

Tüm Ortaokul ve Lise bilgilerini bir kaç saatlik sürede test ettiler.

Hepsine başarılar diliyorum.

Ancak sınavdan çıkan bir öğrencinin sarfettiği şu sözcükler, gençliğin akademik algısının hangi seviyelere düştüğünün özetiydi.

“Çok heyecanlanmadım. Çünkü kazanıp mezun olsamda en fazla 3000 TL maaşlı bir işe girebileceğim. O yüzden kasmaya gerek yok”

 

Bilime ve aydınlanmaya uzak, akademik idealleri olmayan, iddiasız, meslek tercihlerini sadece maddi değerler üzerinden yapan, araştırmayan, okumayan, gelişmeyen bir gençliğimiz var maalesef.

Ya kolayı tercih edip hedeflerimizi revize edeceğiz, ya da zor olanı seçip; özgür, araştırmacı ve bilimle iç içe nesiller yetiştireceğiz.

Tercih bizim...

 

Sağlıcakla kalın...

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Vali Kaldırım’dan Mevlid Kandili mesajı
Vali Kaldırım’dan Mevlid Kandili mesajı
Ters lale tohumları toprakla buluştu
Ters lale tohumları toprakla buluştu