Advert
BU KÖTÜ GİDİŞATI DURDURALIM
Habib KARAÇORLU

BU KÖTÜ GİDİŞATI DURDURALIM

Bu içerik 436 kez okundu.

            Son günlerde ülkemizi müthiş bir şekilde sarsan çocuk cinayetleri derinden derine tüm halkımızı üzdü ve umutsuz bir endişeye sevk etti. Ankara’nın Polatlı ilçesinde küçük Eylül’ün kaçırılarak tecavüze uğraması ve ardından boğularak öldürülmesi akıllara durgunluk veren insanlık dışı bir olay olarak lanetlenirken bir acı haber de Ağrı’dan geliyordu. Dört yaşındaki küçük Leyla bayramın birinci günü kaybolduktan on sekiz gün sonra bir dere kenarında ölü olarak bulunmuştu. Leyla’nın ölüm sebebi ise aç bırakılmasıydı. Bu cinayetin suçluları henüz bulanamadı ancak kısa sürede bulunacağını umuyoruz. Bu arada Hatay’ın Hassa ilçesi ile Silvan’dan da kayıp çocuk haberleri geldi. Bu olaylar toplumda çok derin travmalara neden oldu. Pazar yerinde alışveriş yaptığım pazarcı bir arkadaş çocuğunu yaz Kur’an kursuna gönderdiğini ancak kursa gidiş gelişinden dolayı çok endişelendiğini anlatıyordu. “Benim çocuğumun başına da böyle bir olay gelir mi?” diye kaygılarını dile getiriyordu.

            Bu menfur olayların öncesinde ülke gündeminde kedi ve köpeklere yapılan işkenceler vardı. Yine ülkemizin çeşitli yerlerinde hayvanlara yapılan akıl almaz zulümler anlatılıyordu. Bu arada birkaç gün önce bir başka ilginç haber de İstanbul’dan geliyordu kendilerine kısaca LGBTİ denen her türde yüzlerce cinsel sapık şehrin göbeğinde toplanarak,  “Lut kavminin torunlarıyız” diye pankart açıp tüm dini ve ahlaki değerlere meydan okuyorlardı. İçinde bulundukları ahlaksız ve sapık hayatın yasalaştırılmasını istiyor, onların yürüyüşüne engel olmak isteyen emniyet güçleriyle çatışmaya giriyorlardı.

            Bu yazıyı hazırladığım sırada bilgisayarıma gelen bir “son dakika”  haber İzmir’de on üç yaşındaki bir kız çocuğuna apartman girişinde bir sapığın yaptığı tacizi anlatıyordu. Bu ve buna benzer birçok olaya maalesef her gün haber kanallarında rastlamak mümkün. Artık insanlar bütün bu olan biteni endişeyle izleyerek “ne oluyor”, “nereye doğru gidiyoruz” diye soruyorlar. Suçlu arıyorsak derim ki her kes aynaya baksın. Yıllardan beri televizyon kanallarındaki rezilliklere yeterli tepki göstermeyen, bilgisayar ve internetin yaygınlaşmasıyla porno ve erotizmin hızlı bir şekilde her yere girmesine aldırmayan, cep telefonlarının da bu işlerde kullanılmasına sessiz kalan biz büyükler ve sorumlu kişiler bunların hesabını ahrette biraz zor veririz.

            Ahlak ve maneviyatı arka plana atarak temelinde maddeci bir felsefe ile yola devam eden eğitim sistemimizin düzeltilmesi yönünde çok çaba sarf edenimiz olsa da, bu konuda ne yazık ki aksi yönde düşünenlerin borusu ötmeye devam ediyor. 28 Şubat 1997 kararlarını uygulamayı reddeden hükümeti yıkarak kendi arzuları doğrultusunda hükümetler kurduran ve toplum mühendisliği yoluyla toplumu kendi arzuları doğrultusunda düzenlemeye kalkan çok derin küresel güçler bugün gelinen noktada epey bir mesafe almış gözüküyorlar.

 Seksen ve doksanlı yıllarda İslami inanç ve değerler karşısında kendini sürekli savunmak zorunda kalan sistem artık savunma ihtiyacı hissetmediği gibi elindeki çeşitli araçlarla taarruza geçerek tüm dini değerleri gözden düşürmek, insanların inanç ve yaşantılarına yön vermek konusunda da başarılı olmuş gözüküyor. Hani bir general öyle demişti: “Gerekirse 28 Şubat bin yıl sürer” diye.  Aradan yirmi bir yıl geçti, 28 Şubatçılar yargılandı ve içlerinden yirmi bir kişi müebbet hapis cezası aldı, yaşlı ve hasta oldukları gerekçesiyle hiç biri cezaevine konulmadı,  ancak amaçlarına da ulaşmış gibiler.

Türkiye’deki maneviyatçı, mukaddesatçı, İslamcı ve muhafazakâr diye tabir edilen tüm kesimler yanlarındaki bir avuç gençlerle, açılan İmam Hatip Liseleri, Kur’an kursları ve dini faaliyet gösteren dernek ve vakıflarla teselli olmaya devam ededursunlar, inançsızlığı ve din karşıtlığını savunanlar kendilerine ne yazık ki daha çok taraftar bulmaya devam ediyorlar. Her ne kadar görmezden gelinse de her geçen gün sayıları hızla artan alkollü içki satış yerleri, şans (kumar) oyunları bayileri, uyuşturucu kullananların sayıları, işlenen cinayetler, hırsızlıklar, hızla çoğalan fuhuş şebekeleri göstergelerin menfi yönde olduğunu ispatlıyor. İnanmayanlar buyursun araştırsınlar, bu bilgilere ulaşmak çok kolay.

Akla, mala, cana, nesle, namusa ve dine zarar veren tüm kötülüklerin önüne geçmek, onlara engel olmak öncelikle devletin görevi olsa da halka da bu konu da büyük görevler düşmektedir. Dinimizin tüm Müslümanlara ayrı ayrı farz olarak yüklediği “Emri bi’lma’ruf ve nehyi ani’lmünker” yani iyiliği emretmek ve kötülükten alıkoymak gibi bir farizası vardır. Burada herkesin bildiği Hazreti Peygamber (S.A.V.)’in hadisini bir kez daha zikretmekte fayda görüyorum: “Sizden biriniz bir münker (kötü, hoş karşılanmayan, olumsuz bir durum) gördüğünde onu eliyle düzeltsin. Şayet buna gücü yetmezse diliyle düzeltme yolunu tercih etsin. Şayet buna da gücü yetmezse kalbiyle buğzetsin (içinden öfke duyarak jest ve mimikleriyle protesto etsin) ki, bu imanın en zayıfıdır.(Sahih-i Müslim, İman,78) Haydi elimizle düzeltemez isek de şu sapıkların adına “onur yürüyüşü” diyerek düzenledikleri bir yürüyüşte mi düzenleyemiyoruz? Bu konuda tüm sivil toplum kuruluşlarını, bunu dert edinen herkesi duyarlı olmaya, her türlü ahlaksızlığa, arsızlığa, kötülüğe ve azgınlığa karşı gerekli tepkiyi göstermeye davet ediyorum. Yoksa bu ateş her kesi yakacak. Rabbim bizlere hakkın hakimiyeti için çalışma gayret ve şuurunu nasip etsin. Âmin.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Vali Kaldırım’dan Mevlid Kandili mesajı
Vali Kaldırım’dan Mevlid Kandili mesajı
Ters lale tohumları toprakla buluştu
Ters lale tohumları toprakla buluştu