Advert
FUHUŞ VE TERÖRİZM BİZE SİZDEN GELMESİN
RAMAZAN YILDIRIM

FUHUŞ VE TERÖRİZM BİZE SİZDEN GELMESİN

Bu içerik 487 kez okundu.

Şöyle bir bakıyorum da ülkemiz halkın elinden iktidarının alındığı 2001'den bu yana geçmişte hesap edilemeyen siyasal değişimler yaşamış, gün be gün adım adım sivilleşmiş. İktidarın cesur adımları ve halkın desteği yer yer bazı mercilerin geçmişe döndürülmeye yönelik adımlarını bertaraf etmiş, bu tür girişimlerde bulunanlardan tutun da sessiz kalanlara kadar herkesi adeta tarihe gömmüştür.

17/25 Aralık süreciyle başlayıp 15 Temmuz hain darbe girişimiyle taçlandırılmaya çalışılan felaketin de alt edilmesiyle bu tür hareketler belasını bulmuştur. Muhakkak artçıları olmuştur ve olacaktır ama hem güçlerini hem cesaretlerini yitirmişlerdir. Üstelik yeni hükümet sisteminde iktidarın gücü ve yetkileri artık bunlara olanak vermemektedir.

Dünyada felaket yaşayan tek toplum biz değiliz ve sonuna kadar bu felaketle kalmayacağız. Hemen yanı başımızdaki kardeş ülkelere bakınca ne kadar şanslı olduğumuzu da görürüz. Onun içindir ki bu tarz olayları gerekli kurumlara bırakıp normale dönmeliyiz. Eğitim ile üretimden başlayarak ahlaki ve mali kazanımlar edinip sağlıklı gelişimle dünyayı cezbeden bir ülke olmalıyız.

Toplumu gözlemimden edindiğim izlenim insanlar açıkça dile getirmeseler de rey veren vermeyen herkes yeni hükümeti ve icraatlarını merakla bekliyor. Kimisi bu defa kusursuz bir hükümeti göreceği ümidinde kimisi de had safhada başarısızlık beklemede.

Ben de bu beklentilere katılmak ya da bu beklentilere kapılmak yerine ortak sorunumuz olduğuna inandığım bazı taleplerde bulunmak istiyorum.

İlimiz açısından yeterince eğitim kurumuna sahip olmasak da ülkemizde yeterince okul bulunmakta. Okullarımız da tatil sürecindeyken Milli Eğitim'den elini hızlı tutarak dünyadaki eğitim modellerini bilimsel olarak değerlendirmesini, en iyi olanını uzmanlar eşliğinde toplumumuza uyarlamasını talep ediyorum. Çünkü birkaç okul dışında okula gönderdiğimiz çocuklarımızdan endişe duyar hale geldik.

Her defasında haykırdığım ama karşılık bulamadığım bir konuda sanal esarete mahkum kalan çocuklarımızın hem bedensel hem ruhi gelişimleri için olmazsa olmaz olan spor kompleksleri ve sportif aktiviteler. Gençlik ve Spor Bakanlığımızın yıllardır bizi Dünya Kupası'na sokamayan teknik direktörlere hatta sadece Fatih Terim'e ödediği parayla bile birçok şehrimiz ihya olurdu, gençlerimiz gelişimleri yanı sıra kim bilir hangi kulvarlarda hangi derecelerle hem gururlanır hem onurumuz olurlardı.

Bir garip durumda aynı ülkenin benzer binalarına sahip okullarında aynı fakültelerden benzer koşullarda mezun olan öğretmenlerin yetiştirdiği birbirinden çok farklı öğrenci kitleleri. Milli Eğitim programlarında buna olanak varsa bize açıklansın yok buna olanak yoksa durumu Milli Eğitim açıklasın istiyorum. Kendimce öğretmenlere de not verilsin kanısındayım.

İlkokulu bitiren öğrencilerden 90 ve üzeri ortalamaya sahip çocuklar geçen hafta nitelikli okullara girebilmek için sınavlara katıldılar. Kendi çocuğum da katıldığı için biliyorum. Okulları sınavla öğrenci aldıkları için kınamıyorum ama ilkokul çocuğunun sınav bilincinden çok IQ seviyesinin önemli olacağını düşünüyorum böyle bir sınav olacaksa tüm çocukların katılabilme hakları olmalıydı diye düşünüyorum.

Gelelim ekonomi ve iş dünyasına. Evet ilelebet zengin olmayabiliriz işlerimiz de her daim yolunda gitmeyebilir. Hepimiz Almanların İkinci Dünya Savaşı sonrasında ülkelerine ne kadar fedakârca çalıştıklarını biliyoruz ve takdir ediyoruz. Ama şunu da kabul edelim ki Almanya sanayi de halkının önünü açmış onları üretime sevk etmiştir. Biz de bir tarım, turizm ve transit geçiş ülkesiyiz. Bu üç alanda var olmalıyız.

Ülke olarak şu an reel sektörün ve sanayinin çöküş yaşadığı tüketimin çığ gibi büyüdüğü, turizmin ve hizmet sektörlerinin canlandığı bir ülke olduk. Her sıkıntı da ithalata kapılarımızı açıp kendi üreticimize gözlerimizi kapattık. Cafelerdeki bir bardak çaya en az 3 kilo buğday ya da 2 kilo süt alabilir olduk. Lüks cafelerin fiyatlarını değerlendirme dışında tutuyorum.

Bu konuyu gündemine almayıp asgari ücretlinin kafeye gitme hakkını dile getirmeyen ama en ufak bir yükselişte et fiyatlarını manşetten bangır bangır dillendiren tv ve medyaya da teşekkür ediyorum.

Sanayici bir taraftan kura bir taraftan teknolojiye bir taraftan elemana yenik düşerken öte taraftan pazardaki payını koruma ayakta kalma mücadelesi vermekte. Çırpındıkça can vermekte.

Hayvancılık sektörü çeşitli şekillerde desteklenmekle beraber et ve süt pazarının belirsizliği hayvanın tüketen bir canlı oluşu ürün depolanmasının zorluğu onları ürkütmekte. Tarım sektörü makinalaşmanın yetersizliği ve sulu tarımın azlığı nedeniyle sürpriz ürünler dışında çok az kazanmakta.

Gidişat uzun süre böyle olursa gerek tarım gerek hayvancılık dev şirketlerin eline geçecek küçük üreticiler silinecektir.

İş-Kur'a da seslenmek istiyorum işe alınan gençlere reel sektör şartı koyun lütfen.

Eğitimsiz gençlik terörizmi tetkikler.

Üretimsiz gelecek fuhşu doğurur.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ELAZIĞ'DA HUZUR 23 UYGULAMASI
ELAZIĞ'DA HUZUR 23 UYGULAMASI
Milletvekili Bulut MKYK’da
Milletvekili Bulut MKYK’da