Advert
KİM BU HARUN YAHYA?
SIRAÇ KOÇ

KİM BU HARUN YAHYA?

Bu içerik 331 kez okundu.

Adnan Hoca ya da bilinen ismiyle Adnan Oktar.

Hz. Harun ve Hz. Yahya peygamberlerin isimlerinden türettiği Nam-ı diğer Harun Yahya.

1956 Ankara Doğumlu.

1979 yılında girdiği İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi İç Mimarlık ve İstanbul Edebiyat fakültesi Felsefe bölümlerini yarım bıraktı.

1990’lı yıllarda yıldızı parladı.

Askerliğe elverişli olmadığı raporu verildi ancak 2000 yılında bedelli askerlikten faydalandı.

Hz. Muhammed (S.A.V) soyundan geldiğini yani Seyyid olduğunu iddia ediyor.

Bilim Araştırma Vakfınının kurucusu olup, Milli Gazete ve Akit gazetesinde bir dönem köşe yazıları yayınlandı.

Sahip olduğu internet sitelerinde ve tv kanalında; Evrim, Yaratılış, Ahir zaman, Mehdilik, Mesih ve İsa’nın dönüşü üzerine yayınlar yaptı.

 

Adnan Oktar inkar etse de, aslında tüm yazılarında kendisinin Mehdi olduğunu ima etti.

Hiç bir akademik altyapısı olmamasına rağmen  paleontoloji ve biyoloji üzerine bilim çevrelerinin değersiz bulduğu 300’e yakın kitap yazdı.

Uluslararası ilişkileri her zaman iyi oldu.

İslam dışı dinlere karşı hoşgörü adı altında 25 yıl boyunca iktidarların yakınında olmaya gayret etti.

Paranoid Şizofren teşhisi ile 7 ayrı raporu olduğu bilindiği halde kendisi ve avukatları bunu inkar etti.

 

1999 yılında dönemin İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’ın emriyle operasyon yapıldı. Ancak Fazilet Partili bazı milletvekillerinin “bu çocuklar iyi çocuklar, bunları bırak” diyerek Tantan’a baskı yaptığı yıllar sonra ortaya çıktı.

Rahmetli Necmettin Erbakan’dan destek görmek için onun Mehdi olduğunu söyleyecek kadar ileriye gitti.

Ayrıca, Fatih Erbakan’ın “iyi arkadaşım” dediği Adnan Oktar ile arasındaki yakınlığın nedeni sır olarak kaldı.

 

Zengin çocuklar ve onların kapanına düşürdüğü genç kızlardan oluşan bir yapının liderliğini yaptığı iddiası var bugün.

İddialara göre; "Temiz, ahlaklı, ikna kabiliyeti ve eğitimi yüksek, zengin" erkek örgüt üyeleri, kadınları lüks mekânlarda "yüklü para kazancı, televizyona çıkma ve şöhret" gibi vaatlerle kandırdı.

Kandırılan estetikli ve rüküş genç kızlar ile, tv  kanalında karşılıklı dans etti Adnan hoca. “Maşallah” sözcüğü neredeyse onunla ve müritleriyle anılır oldu.

Bugün ise hakkında isnat edilen suçlar; Organize suç örgütü kurma, küçük yaşta çocuk alıkoyma, kız çocuklarına cinsel taciz, iftira, dini suistimal ederek dolandırıcılık, rüşvet vb...

 

Aylık geliri 10 milyon doları bulan 86 şirket, 2 vakıf ve 1 derneğe kayyum atanan, 182 kişinin gözaltına alındığı, tarihi eserlerin yanısıra hatırı sayılır sayıda silah yakalandığı, kayıp 200 milyon TL’nin arandığı büyük bir operasyondan bahsediliyor artık.

Operasyon sonrası itirafçı olan bazı kadınların iddiasına göre; örgütün erkek üyeleriyle zorla ilişkiye sokuldular. Gizli fotoğrafları ve videoları çekildi. Şantaja maruz kaldılar ve işkence gördüler.

Eski üyelerden Ceylan Özgül, uzun yıllar neden ayrılamadığına ilişkin “Adnan Oktar birkaç yöntemi bir arada kullanır. Öncelikle, insanların dini duygularını kullanarak, müritlerini bu örgütü bırakmanın İslam davasını bırakmak olduğuna inandırır ve vicdani engeli uzunca süre kullanır. Bunun yanında örgüte kabulde herkese ettirilen bir yemin vardır ve Adnan Oktar'a inanmayan birçok örgüt üyesi Allah'a inandığından, Allah'ın azabından korkarak bu yemini bozmak istemez. Bu yemin; "Eğer bu cemaatten ayrılırsam ve ihanet edersem, Allah'ın, meleklerin ve tüm lanet edicilerin laneti üzerime olsun" şeklindedir. Dolayısıyla lanetlenme korkusuyla çok kişi uzun süre ayrılma konusunda kararsız kalır. Bunun yanında korkutma en önemli silahıdır." dedi.

 

15 Temmuz hain darbe girişiminin 2. yıldönümünde, bu örgüte de operasyon yapılması çok değerli ve anlamlı.

Hatta geç bile kalındı denilebilir.

Tantan’a göre İstanbul Emniyet Müdürü Sn. Mustafa Çalışkan, bu operasyonun mimarı ve uzun yıllardır bu örgütün çökertilmesi için çaba sarfediyor.

Desteklenmesi ve sahip çıkılması gerekiyor.

Dini duyarlılıkları kullanarak, para, şan, şöhret, makam ve cennet vadederek, gençlerimizi sapkın suç örgütlerinin içine çekmeye çalışanlara karşı kamusal ve toplumsal duyarlılık daha da geliştirilmeli.

Çocuklarımızın din bilgilerini ebeveynler olarak biz verelim, yetmiyorsak okuldaki öğretmenlerinden yardım isteyelim.

Şüphelerimizi Adli makamlarla mutlaka paylaşalım ve takipçisi olalım.

Unutmayalım, boşlukta kalmış gençler bu ve benzer yapıların en önemli eleman kaynağıdır.

 

Sağlıkla kalın...

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
BAKAN PAKDEMİRLİ'DEN ELAZIĞ'A MÜJDE!
BAKAN PAKDEMİRLİ'DEN ELAZIĞ'A MÜJDE!
“Tarım bana göre savunma sanayisinden de önemli
“Tarım bana göre savunma sanayisinden de önemli"