Advert
SERVET YAŞAR ÖZDEMİR

"BÖYLE AĞZI AÇIK İZLERSİN İŞTE!"

Bu içerik 1105 kez okundu.

Çin Seddi'nden sonra dünyanın en uzun ikinci seddi nerede biliyor musunuz?...

Hafta sonu bir sınav vesilesi ile Diyarbakır’a gittim. Beraberimde çocukları da götüreyim diyerek özel aracımızla yola koyulduk. Yollarımız malum duble yollar, lakin Hazar Gölü kenarındaki tatil kamplarının olduğu bölgede, Karayolları kampının olduğu yerden başlayıp ta Gezin’e kadar olan kısımda, "asfalt çalışması var" tabelalarını ve mıcır dökülü asfaltı görünce şöyle düşündüm: "Ya hu buralara 30 yıldır gelip gidiyoruz ama aynen bu kısımda her zaman mıcırlı asfalt var. Hatta bundan 4-5 yıl önce bir arkadaşımız bu mıcırlı asfaltta kaza yapıp hayatını kaybetmişti. Bu bölgenin kış şartları nedeniyle mi böyledir yoksa bu çalışmalar hep bana mı böyle denk geliyor anlamadım!"

Neyse, Diyarbakır’a varınca ilk olarak meşhur tarihi surları gezdik. Sonradan yapılmış bazı değişiklikler ve eklemelerle birlikte IV. yüzyıldan kalma bir Bizans eseri olan Diyarbakır surlarının uzunluğu 5 km'yi aşıyor (5.700m). Yani Çin Seddi'nden sonra dünyanın ikinci en uzun surları (ben de buraya gelince öğrendim) burasıymış meğerse…

Dicle Üniversitesi'ndeki sınavdan çıktıktan sonra üniversite içerisindeki keşmekeş trafik nedeniyle 1.5 saatte üniversite kampüs sınırlarından ayrılabildim. Bizdeki sınav günleri trafiğine de şükrettim bu arada…

Açıköğretim tek ders ( şimdi ‘üç ders sınavı’ oldu) sınavları her ilde olmuyor. Bölgelerden bazı iller seçiliyor. Buralara binlerce insan gelip hem sınava giriyor, hem de şehri gezip alış-veriş (ben de bahçemde yaptığım ağaç çardağıma kilim ve yastık aldım) yapıyorlar. Bizim Fırat Üniversitesi de bu sınavları şehrimize çekse fena olmaz hani. Bu da ‘sınav turizmi’ sayılır. Değerlendirmeli…

Sonra, başka bir tarihi eser olan Ulu Cami'yi ziyaret ettik. Uzun yıllar olmuştu gelmeyeli. İslam dünyasının beşinci Harem-i Şerif'i de sayılan bu caminin tarihine baktığımızda; Diyarbekir’in Hz. Ömer tarafından fethiyle (639) birlikte şehrin en büyük kilisesi iken camiye çevrilmiş. Daha sonradan Müslüman idareciler tarafından mescit ile birlikte külliyeye dönüştürülmüş ve yıllarca o bölgede fenni ve İslami ilimlerin merkezi konumuna geçmiş.

Ulu Camii içerisinde gezerken iki genç dikkatimi çekti. Ağızları açık bir şekilde ve de hayranlıkla bir yandan caminin mimari yapısını filan seyrediyorlar bir yandan da birbirlerine, "Vay be! Nasıl yapmışlar acaba?" gibi sözler sarf ediyorlardı. O an şunu düşündüm. Ceddimiz bu cami gibi yüzlerce, binlerce, öyle muhteşem eserler bırakmışlar ki bizlere. Bazıları bin yılı aşkın süredir canlılığını ve de cazibesini yitirmemiş ve hizmet ediyor. Ve halen bizler hayranlıkla ağzımız açık bir şekilde, aynı zamanda gururla seyrediyoruz. Tabi bu eserler sadece turistik olarak izlememiz ve gezmemiz için yapılmamış. Yüzyıllarca Müslümanlara maddi ve manevi hizmet etmiş ve adeta Müslümanları bir arada tutarak İslam’la olan bağlarını da güçlendirmiş.

Sonra kendi kendime şunu dedim: "Acaba bizim bu nesil, yani bizler, gelecek nesillerimize neler bırakıyoruz? Hangi binamız 50 yıldan fazla ömür sürüyor? Neyimiz var yüzyıllarca hizmeti sürecek? Geleceğimiz olan nesillerimize fani dünyanın eserleri dünyalık şeylerden (dikey ev, arsa, araba, mal, mülk, makam, şan, şöhret) başka neler bırakabiliyoruz? "Bir kuşağın diktiği ağacın gölgesinde gelecek kuşaklar serinler" atasözü, kaçımızın hayat felsefesinden bir parça olmuş?

"Öldükten sonra yaşamak isterseniz, ölmez bir eser bırakınız" demiş Hz. Ali (r.a.). Demiş ki bizler bir işi yaparken geleceğimizi de düşünelim, gelecek nesillerimizi de…

Netice olarak bizler, Müslüman fertler olarak ebedi hayatımızı da düşünerek hareket edelim. İşte bu gibi eserler ( camiler, külliyeler, medreseler, kervansaraylar); belki de hem gelecek nesilleri kurtarıyor hem de bu eserleri yapan nesilleri…

Kendini kurtarmak, aslında ‘nesli kurtarmak’ değil midir sizce de?

Selametle kalınız!

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Kaymağı Gakgoş yedi!
Kaymağı Gakgoş yedi!
Kaynak: Önemli olan 3 puandı, onu da aldık
Kaynak: Önemli olan 3 puandı, onu da aldık