Advert
MEMLEKET HAVALARI
SIRAÇ KOÇ

MEMLEKET HAVALARI

Bu içerik 497 kez okundu.

“Memleket isterim
Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;
Kuşların çiçeklerin diyarı olsun.
Memleket isterim
Ne başta dert, ne gönülde hasret olsun;
Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.
Memleket isterim
Ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun;
Kış günü herkesin evi barkı olsun.
Memleket isterim
Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun;
Olursa bir şikayet ölümden olsun.”

Cahit Sıtkı Tarancı’nın bu ölümsüz mısraları memleket sevdasının en yalın ve en vurgulu anlatımıdır bana göre.
Elazığ’dan Palu’ya giderken geçtiğim Gülüşkür köprüsü, Yarımca, Akmezra, Kovancılar beni tekrar çocukluğuma götürdü. 70’lerin sonu, 80’lerin başında, hayal meyal hatırladığım o fırtınalı günlerin yokluğunda geçirdik çocukluğumuzu.
Ata toprağımız Gökdere köyünün olmayan karayolu nedeniyle tek ulaşım seçeneği demiryoluydu. 
Geliş saatini Allah’tan başka kimsenin bilmediği, “kara tren gecikir belki hiç gelmez” denilen o meşhur kara tren...
Hasta çocukların ve yaşlıların beklerken öldüğü, kompartımanlarında acı yüklü türkülerin söylendiği ömür törpüsü kara tren...
Beyhan Baraj gölünden sonra köyümüze ulaşım aracı olmaktan çıkan, hatıralarımızda sakladığımız o meşhur kara tren...

Köylümüz ve Ak Parti İl Başkanlığı görevini yürüten Sn. Ramazan Gürgöze’nin çabalarıyla asfaltlanan bir yolumuz var artık.
Geçen yıl çalışma yapılırken geçtiğimiz kötü yollar bugün nispeten çok daha güzel. Ağaçlandırma çalışmalarının da hız kazandığını duymak sevindirici oldu benim için. 
Köyün içinde her köşeye döşenen kilitli parke taşı sayesinde bütün köy toz ve topraktan kurtulmuş. 
Her evde su var ve tuvaletler içerde. 
Ramazan beyin ilgi ve sevgisi sayesinde yolumuzu kısaltacağı düşüncesiyle Beyhan barajı üzerine bir köprü inşa edilmesine yardımcı olmasını bekliyoruz. 

15 yıl sonra köyü tekrar ziyaret eden Annemin, Beyhan baraj gölünü gördükten sonraki üzüntüsüne şaşırmadım değil. 
Tabi biz nostaljik hatıralar tarafından bakıyoruz olaya. 
Kerpiçten evlerin toprak sıvalı duvarlarını özlüyoruz. 
Murat nehrinde yüzmeyi, balık tutmayı ve “Kelek”le nehri geçmeyi de. 
Elektrik olmadığı için yakılan gaz lambalarını, çeşmeden su taşımayı, damlar da yatmayı özlüyoruz. 
Ama hayat bir nostaljiden ibaret değil. 
Bütün köylülerimizin şehirlerde yaşanan rahatlığı ve konforu yaşamaları en doğal hakları. 
Ancak bu şekilde tarım ve hayvancılığı cazip hale getirebilir ve tersine göçü başlatabiliriz. 

Sonraki durağım Ağın oldu. Gençliğimin önemli bir yerini işgal etmiştir bu şirin ilçe. Ülkenin dört bir yanında yaşayan kültürlü ve eğitimli Ağın’lılar sayesinde bu ilçenin çok iyi bir PR’ı var. 
Önceleri feribotla geçtiğimiz Keban barajını yeni yapılan köprüden geçiyoruz bu defa. Ağın eski Belediye Başkanı Mustafa Yentur’un önemli çabaları oldu bu ilçe için. 
Bunu belirtmeden geçemeyeceğim.
Köprüyü geçer geçmez sizi üzüm bağları ve Bademlikler karşılar. Ağın’a girerken karşılaştığınız yeşil sayesinde bir cennet bahçesine girdiğinizi sanırsınız. 
Üzüm ve leblebisinin yanında badem, en temel gelir kaynaklarından biri artık.
Ağın’ın medarı iftiharı YMM Faruk Doğan, bölgenin en büyük girişimcisi şu anda. 
1250 dönüm arazi üzerinde badem ve üzüm yetiştiriyor. Onun çabası başkalarına da örnek olmuş. 
Sanırım önümüzdeki dönem, bu şirin ilçeyi canlandıracak ve yeniden ayağa kaldıracak fırsatlara gebe.
Darısı diğer ilçelerimizin ve köylerimizin başına.
Esen kalın...

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Vali Kaldırım’dan Mevlid Kandili mesajı
Vali Kaldırım’dan Mevlid Kandili mesajı
Ters lale tohumları toprakla buluştu
Ters lale tohumları toprakla buluştu