Advert
SİYASET VE MEDYA
Nevzat ÜLGER

SİYASET VE MEDYA

Bu içerik 1843 kez okundu.

      Medya, devletin içinde yer alanların ve zenginlerin egemen olduğu, jetonla çalışan müzik kutusu gibi adeta. Bir taraftan parayı atan, diğer yandan emir veren istediği parçayı çaldırıyor. Yerelde bu durum yavaş yavaş değişmeye başladı. Yaygın medya henüz vesayete devam diyor. Şekli değişmekle birlikte vesayetçilikten kopuş yaşanmıyor yaygın medyada henüz. Yerel medyada güzel gelişmeler var.

      Artık bazı kavram ve tarihi kişiliklerin arkasına sığınarak hem “devletlu” olmak hem de malı götürme dönemi bitiyor. Bir zamanlar yürütülen Müslüman karşıtlığı, komünizm karşıtlığı gibi kavramlar artık toplumda olumlu karşılık bulmadığı gibi antipatik / itici de bulunuyor. Çünkü neye karşı olmaktan ziyade neye taraftar olunduğu daha önemlidir. Mesela adam komünizme karşı olabilir ama İslamdan yana olmayabilir. Zaten bu kavramları kullananların hareket noktaları; “iktidarın kullanımı, iktidarın paylaşımı ile toplumun yaşadığı veya yaşamak istediği hayat tarzı” üzerinden muhalefet yapmaktır. Hedeflerinde ciddi manada her türü ile bir özgürlük ile inanç ve ibadet hürriyeti mücadelesi yer almaz. Her tonuyla sol, hala giyim-kuşam özgürlüğüne karşı miting düzenliyor. Vatansever olduğunu söyleyen birçok insan da, hala çaktırmadan dine karşı çıkıyor. Bu kesimlerin demokrasi anlayışları sadece; dünyevilik / sekülarizm, inancı dışlayan bir laiklik anlayışı ile halkın oyunu önemsemeyen bir cumhuriyet algısıdır.

     Sıradan insanlar hala yalnız parti genel başkanlarının yanında itibar görüyor. Gerisi teferruat. Verdiği reyle gereğinden fazla itibar sahibi yaptığı vekilin yanında bile sözü para etmiyor vatandaşın. Vatandaş da bu konuda sanki biraz mazoşist. Vekille çay içmeye fit olabiliyor, oysa yapacağı şeyler var. Vasıflı, donanımlı, paraya tenezzül etmeyen milletvekili profili ne kadar çok gelişirse, hem yerel hem de ülke genelinde kalkınma o kadar kaliteli ve çabuk olur. Zaten son yaşananlar halkın ilke ve değerlerden yana olduğunu ama biraz daha seçiciliğe ve değişmeyen evrensel değerlere bağlılık gerektiğini ortaya çıkarmıştır.

    Basında yazılanların konusu genellikle ısmarlama olduğu gibi, bazı toplumsal haberleri ve kişilerle ilgili bilgileri artık serbestçe yazan ve çizen yazar ve gazeteciler de artmaya başladı. Elbette bazı yerel ve yaygın medya organları hala yarı resmi yayın organı vaziyetinde. M. Ali Birand, bir zamanların en çok satan gazetesi “Hürriyet” için “devletin gazetesi” diyordu. Yazarlarının ne kadarı hala görevli memur? Diğerleri de buna kıyas edilebilir mi acaba?

      Gazeteciler genelde hayat kavgası, gelişme mücadelesi verenlerden oluşmalıdır esasen ama hala birilerinin kişisel ya da gurup olarak iktidarının devamını sağlamaya çalışanlardan oluşuyor. Hâlbuki fikri hür, vicdanı hür yazar ve çizerlere her devirde ihtiyaç var. Ancak memnuniyetle görebiliyoruz ki, oluşan tablo değişmeyi işaret ediyor artık.

    Küresel güçlerin emrinde çokça medya mensubu ve bürokrat var diyor bazıları. Olabilir elbette.  Bu bir arz-talep meselesidir. Satılık meta varsa muhakkak alıcısı bulunur. Bu meta neticede satın alanın amaçlarına hizmet ediyorsa ve satılanın da satın alanın da mezardan sonrası için bir hesabı yoksa doğrusu karlı bir alışveriştir. Bundan dolayı da güvenlik ve ekonomik paradigması değişen Türkiye’de, bu nahoş durumu değiştirmek isteyen çok kişi ve kuruluşlar olduğu gibi, gelir hanesi düşecek diye değişmek istemeyen çeşitli guruplara mensup birçok eski meşhur isim şimdilerde GÖZCÜlük yapıyorlar. Maksat yalnızca dünya menfaati olunca bu işin sağı da solu da fark etmiyor. Türkiye’deki sol, 1989 yılında Sovyet Rusya’nın dağılmasından sonra kaybettiği işlevselliğini şimdilerde “postmodernizm ve neoliberalizm” ilkelerle telafi etmeye çalışıyor. Toplumun yaşam tarzlarına tahammül edemeyen bu çevreler özellikle başörtüsünün kamunun bütün alanlarında serbest hale getirilmesine çokça bozuluyorlar ama hırçın duygularını şimdilik gizleme yoluna gidiyorlar. Umalım ki temelli bir değişime uğrasınlar. Bazı alanlarda başarılı da olabiliyorlar. Gerçi birçok İslamcı bu postmodern çizgiyi işgal etmiş durumda görünüyor ama bu dünya herkese de yeter her halde.

       Türkiye’de siyaset ve STK’ların çalışmaları toplumda bir hayli değişime neden oldu galiba. Biraz daha gayret.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Ak Parti İlçelerde Temayül Yoklaması Yaptı
Ak Parti İlçelerde Temayül Yoklaması Yaptı