Advert
NERDE O ESKİ BAYRAMLAR
SIRAÇ KOÇ

NERDE O ESKİ BAYRAMLAR

Bu içerik 509 kez okundu.

Bayram deyince herkes gibi benimde aklıma çocukluk günlerinde yaşadığımız bayramlar gelir. 
Haftalar öncesinden başlayan temizlik harekatı, kimi zaman cehennem azabı gibi gelirdi yasaklardan dolayı. Annemin; “oraya oturmayın, yerlere dökmeyin, üstünüzü kirletmeyin yıkamam” tehditleri bittiğinde Bayramın başladığını bilirdik.
Halılar, perdeler, örtüler sanki havalanır ve tekrar yerli yerine otururdu. 
Alınacak kolonya ve şekerler özenle seçilirdi Bakkal ve Pazar yerlerinden. 
Market, Süpermarket ve Hipermarket silsilesinin icat edilmediği yıllardı o yıllar. 
Bakkal Ramazan’ın Rızık Bakkaliyesi’nin CarrefourSA(!) olduğu yıllar yani...
Ramazan abinin tedarik edemeyeceği hiç bir şey yoktu. Kurban bile ondan sorulurdu.
Sinema filmlerinde Cezaevine herşeyi sokabilen bitirim mahkumlar vardır ya, Ramazan abi muhtemelen onlardan biriydi.
İki tip şeker alınırdı, biri kapıyı çalacak şeker toplayan çocuklara yani bizlere, diğeri de eve gelecek misafirlere. 
O zamanlar topladığımız şekerleri biriktirseydik muhtemelen şeker toptancılığı yapacak kadar sermayemiz olurdu. 
Ama keyifle yedik...
Anne babamıza nazire yapar gibi, dilimizde yarattığı mutlulukla kendimizden geçerek, şerbetini akıta akıta yedik. 

Arefe günü kalabalığı ve koşuşturması ile tekrar tekrar eksiklerin belirlendiği ama yine de birşeylerin unutulduğu son gün heyecanıydı.
Cevizli baklavalar o gün açılır ama biz ucundan aşırmayalım diye şerbeti gece dökülürdü. 
Yeni alınmış ayakkabıların başucumda durduğu, ütüsü bozulmasın diye yatağımın altına serdiğim pantolonum ve dolap askısındaki gömleğim...
Bu heyecanda yaşadığım onlarca Bayram hatırlıyorum. 
Bayram namazına Babam, dedem ve bilcümle komşularla gidişimiz çok mutlu ederdi beni. Kendimi onlarla aynı safta ve ahenk içerisinde ibadet etmek büyümüş hissettirirdi. 
Büyümek çok gerekliymiş gibi...
Onlar rükuya giderken ben secdeye gitsem de koca gülümsemelerini saklayarak beni izlerlerdi. 
Cami önündeki bayramlaşma kuyruğu ise yolcu uğurlama merasimi gibi gelirdi bana. Tanımadığımız o kadar amcanın elini öper, ceplerinden çıkardıkları kuruşlara bakardık gizliden. 
Mutlaka birkaç kuruş harçlık toplardık. 


Kurban bayramının bende küçükken yarattığı bir travmayı da anlatmadan geçemeyeceğim. Babamın ve Annemin öğretmenlik yaptığı Akmezra köyünde ve 7 yaşındaydım sanırım. Bayramdan 1 ay önce alınan kurbanlık hayvanı lojmanın önünde beslediğimizi hatırlıyorum. İsim bile vermiştim bu güzelliğe. 
Bayağı besili hale gelen keçi, görmeyeyim diye, annem beni köye gezmeye götürdüğü sırada kesilmişti. Döndüğümüzde yerde duran kesik başa bakarak ağladığımı hatırlıyorum. 
Babamın dinimizdeki Kurban ritüeline ilişkin anlatımlarına anlam verememiştim uzun bir süre. Ancak kurban etlerini evlere dağıtırken, insanların yüzündeki memnuniyeti görüp dualarını alırken anlayabilmiştim felsefesini yıllar sonra. 
Yine de siz siz olun, kurban kesimini 12 yaşın altındaki çocukların görmemesine özen gösterin. 

Biz büyüdük ve kirlendi dünya. 
Bugün Bayram deyince hangi sahil kasabasında tatil yapacağımızı hesaplıyoruz. İstanbul’dan Anadolu’ya akan milyonlar Bayram geleneklerini yaşatmaktan çok uzak. 
Evimizin arka bahçesinde kestiğimiz kurbanlar, özel alanlarda kesiliyor artık.
Çocuklarımız öncesi ve sonrası olmayan, soyut ve heyecansız bir kavram olarak yaşıyor dini bayramlarımızı. 
Muhtemelen bugün gördüklerini çocuklarına da aynen yansıtacaklar ve metropolleşmenin hazin sonunu hep birlikte yaşayacağız. 
Biz bugünümüze bakalım en iyisi. 
Bayramın tadını çıkaralım.
Kurban bayramı, tüm İslam alemine mübarek olsun.
Yeryüzüne barış, huzur, adalet, mutluluk, bereket ve bolluk gelmesine vesile olsun. 
İyi bayramlar!

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Vali Kaldırım’dan Mevlid Kandili mesajı
Vali Kaldırım’dan Mevlid Kandili mesajı
Ters lale tohumları toprakla buluştu
Ters lale tohumları toprakla buluştu