Advert
SERVET YAŞAR ÖZDEMİR

"DEFOLUP GİTSİNLER!..?"

Bu içerik 1017 kez okundu.

Suriye’de 7 yıldır süren bir iç savaş var. Türkiye olarak da bu savaştan en çok etkilenen (dolaylı/dolaysız) ülkeyiz. 2014 yılında Hayrat İnsani Yardım Derneği'nin faaliyetleri kapsamında Suriye’de İdlib bölgesine gitmiştik. Bölge içerisinde birkaç il ve ilçeyi gezerken; yollarda kendilerine göre barikatlar kurarak kontrol noktası oluşturmuş silahlı gruplara denk geliyorduk. Rehberimize, ”Kim bunlar?” diye sorduğumda, her defasında farklı grup ismi alınca şaşırmıştım. Kimi Nusra, kimi ÖSO, kimi Şam Tugayları vs…

Ben o güne kadar Suriye’deki savaşın sadece Esed ile muhalifler arasında geçtiğini sanıyordum. Meğerse öyle değilmiş. 50’nin üzerinde grup oluşmuş (şimdilerde daha fazla) ve bu gruplar zaman zaman Esed’e karşı, zaman zaman da kendi aralarında savaşıyorlarmış. Mesela bir aileden bir kardeş, A grubuna katılmış diğer kardeş veya akraba B grubuna katılmış. Düşünün ta Çin ve Japonya’dan bile destek alan gruplar varmış. O zaman anladım ki kazın ayağı hiç de bizim bildiğimiz gibi değilmiş. Ve bu yüzden Türkiye’ye sığınmış Suriyeliler için bazen, “Niye vatanlarını savunmak için savaşmayı bırakıp da buralara kaçmışlar, defolup gitsinler” derken, olayların perde arkasında böylesine büyük bir fitnenin yaşandığını bilmiyormuşuz.

Bölgede gezerken, cennet vatanımızın kıymetini bir kez daha anlamıştım. Zira insanların evleri harabeye dönmüş, birçoğu çadır kentlere yerleştirilmişti. Yüzbinlerce Suriyeli'nin öldüğü bu savaşta sadece yetimlerin barındığı prefabrikten kamplar (birçoğu Türkiye’den giden yardımlarla yapılmış) bile oluşturulmuştu. Elektrik sadece belirli saatlerde veriliyor. Halk, su sıkıntısı ile birlikte iaşelerini temin edebilmek için sürekli yardıma muhtaç hale gelmiş ve her an bir bomba başlarına düşecek endişesiyle yaşıyordu...

Bizler bin yılı aşkındır bu coğrafyada İslam’a bayraktarlık etmiş bir milletiz. Ve dahi ceddimiz, “Veren el alan elden üstündür” kaidesini kendisine şiar edinerek asırlarca, bünyesinde barındırdığı farklı milletlere ve mazlum halklara kol kanat germiştir. Türkiye genelinde mülteciler yüzünden bugüne kadar toplumda infiale sebep olacak hiçbir olayı hatırlamıyorum. Ülkemizdeki sayıları 3.5 milyona yakın olan mülteciler arasından üç beş kendini bilmezin de çıkması doğal sayılabilir. Zaten bunlar için de devletimiz gerekeni yapıp yeri geldiğinde bu gibileri sınır dışı ediyor.

Geçen hafta ilimizde, Suriyeli üç beş kendini bilmez genç yüzünden bir kavga yaşanmış ve yetkililerimiz gerekeni yaparak huzursuzluk çıkaran şahısları şehrimizden göndermiştir. Bu türden ferdi yapılmış olayları büyüterek halkımızda, tüm mülteci kardeşlerimize karşı kin ve nefret duyguları oluşturacak davranışlardan şiddetle kaçınmamız gerekiyor. Zira Allah’ın rahmetinin hangi sebepler vasıtasıyla bizlere geleceğini bilemeyiz. Bir hadiste şöyle buyuruyor Hz. Peygamber (as.): “Müslüman, Müslüman’ın kardeşidir. Ona zulmetmez, haksızlık yapmaz, onu düşmana teslim etmez. Müslüman kardeşinin ihtiyacını gideren kimsenin Allah da ihtiyacını giderir. Kim bir Müslüman’dan bir sıkıntıyı giderirse, Allah Teâlâ o kimsenin kıyamet günündeki sıkıntılarından birini giderir. Kim bir Müslüman’ın ayıp ve kusurunu örterse, Allah Teâlâ da o kimsenin ayıp ve kusurunu örter.’’ (Buhârî, Müslim, Ebû Dâvûd)

Misafirperverliğimiz ve din kardeşliğimiz, Suriyelilere yönelik tahammülümüzün temelini oluşturur. Bu temelimizi sarsmaya çalışanlara izin vermeyelim.

Selametle kalınız!

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Kaymağı Gakgoş yedi!
Kaymağı Gakgoş yedi!
Kaynak: Önemli olan 3 puandı, onu da aldık
Kaynak: Önemli olan 3 puandı, onu da aldık