Advert
KRİZDEN ÇIKIŞ MODELİ
SIRAÇ KOÇ

KRİZDEN ÇIKIŞ MODELİ

Bu içerik 316 kez okundu.

Kumbaralarımız vardı bizim.

Anlamını bilmediğimiz, değerini ağırlığıyla ölçtüğümüz için, demir olanlarını kağıt olanlara tercih ettiğimiz paralar biriktirirdik içinde.

Üstünde Atatürk resmi olanlarının dışında para bilmezdik.

Dolarımız, Euromuz, Sterlinimiz olmadı hiç.

Damlaya damlaya göl olduğunu o kumbaralar sayesinde öğrendik.

Yerli malı haftalarımız vardı bizim.

Manisa’da incir, Malatya’da kayısı, Elazığ’da üzüm, Ordu’da fındık, Adana’da karpuz, Anamur’da muz, Antalya’da portakal yetiştiğini o günlerde tadına bakarak öğrendik.

Çikita muz, kiwi ve avakado ile tanışmamıştık henüz.

Nohut ve fasulye ithal etmemiştik.

Nişasta bazlı şeker nedir bilmezdik. Şekerimizi kendi fabrikalarımızda şekerpancarımız ile yapardık düne kadar.

Dünya’dan tarım ürünleri ithal etmezdik, aksine canlı hayvan ihraç ederdik komşularımıza.

Kentleşmeyi, köyleşmenin önüne koyduk.

Önce yaylaları, ardından hayvancılığı sonra tarımı bitirdik elbirliğiyle.

Genç kızlarımız köyün yağız delikanlılarını değil, şehirlerde sefalet içinde yaşayan kent işçilerini bekledi evlenmek için.

İstanbul’un taşra yaşamını değil, şaşalı ışıkları altındaki eğlenceli yaşamına özendirildik bir şekilde.  

Gökdelenlerimiz, Plazalarımız, Fransız balkonlu, İtalyan mutfaklı, ithal parkeli evlerimiz oldu bugün.

Ama en önemlisi eksik kaldı; kendimize ait değerler.

Kendi olanımızdan, alın terimizden, ürettiğimiz her değerden vazgeçmenin acı faturası bugün karşımızda duruyor.

Ve artık deniz bitti.

Globalleşme adıyla yumuşatılan ama hiç yumuşamayan vahşi kapitalizmin saldırıları karşısında tarihi bir yüzleşmeyle karşı karşıyayız artık.

Geç kaldık evet…

Hem de çok geç kaldık.

Ancak bir şansımız var.

Kendimiz için değil ama gelecek nesiller için.

Ne yapmalıyız, nasıl yapmalıyız sorularına cevap bulmalıyız acilen.

 

*Eğitimde reformla başlamalıyız önce. Çağdaş, aydınlanmacı, araştırma ve geliştirmeye dayalı eğitim önceliğimiz olmalı.

Pozitif bilim, sosyal bilimler, kültür ve sanat da yüzümüzü Batıya, felsefede Doğuya dönmeliyiz.

 

*Sonra hukuk ve adaleti inşa etmeliyiz. Fikir ve görüşleri nedeniyle yargılanmamalı, işsiz kalmamalı insanlar. Yargı adil olmalı. Konuşabilmeliyiz, eleştirebilmeliyiz, öneri getirebilmeliyiz korkusuzca. Basın ve medya çoksesli ve özgür olmalı.

 

*Maliye politikalarında yerli ve yabancı yatırımcıların güvenini kazanmalıyız. Bütün kurumların bağımsız karar aldığı, öngörülü ve hemen pozisyon alabilen nitelikte olabilmeli.

 

*Üretim... Gece gündüz üretmeliyiz. Katma değerli üretmeliyiz. İhracat pazarlarımızı arttırarak büyümeliyiz. İnşaat sektörü ile büyüme ve borçlanarak büyüme modelini terketmeliyiz.

 

*Liyakata dayalı olmalı kamu yönetimi.

Kimin akrabası olduğuyla değil, hangi siyasal partiden olduğuyla değil, üretimiyle ve başarılarıyla değerlendirilmeli bürokrasi.

 

*Tasarruf etmeliyiz. Kendimizden başlayarak çocuklarımıza bunu öğütlemeliyiz. İhtiyacımız dışındaki lükslerden uzak durmalıyız. Borçlanmadan, tasarruf ederek de bazı şeylere sahip olabileceğimizi görmeliyiz.

 

*Harcama yaparken seçici olmalıyız. Yabancı marka saplantısını terketmeliyiz. Kendi çiftçimiz, kendi sanayicimiz, kendi işçimiz, kendi köylümüz kazanmalı.

 

*Kamudan başlayarak her türlü israftan kaçınmalıyız. Yönetenler, yönetilenler gibi mütevazi yaşamalı, mütevazi harcamalı, alçakgönüllü yaklaşmalı topluma.

 

*Vergi düzenlemelerinde adalet ilkesini tekrar hatırlamalıyız. Vergiler kazanç ile doğru orantılı olmalı.

 

*Yapısal ekonomik reformlara bir an önce başlamalı ve kurumlarımızı denetlenebilir hale getirmeliyiz.

 

*Gençlerimiz evde oturarak ekonomiye katkı yapmayacaklarını aksine zarar vereceklerini bilmeli. Önceliğimiz üretmek ise, üretimin içinde olacakları iş kollarına yönelmeli.

 

Ve tüm bunlardan daha da önemlisi; Ülkenin geleceğini şekillendirirken, meslek örgütleri, sendikalar, sivil toplum örgütleri ve siyasi partilerin görüş ve önerileri mutlaka dikkate alınmalı ve doğrular hayata geçirilmeli.

Toplumsal mutabakatı bir bütün olarak sağlayarak, kucaklaşarak, barış ve huzuru esas alarak, dış politikada “sıfır sorun” politikası izleyerek, jeopolitik risklerimizi azaltarak bu siyasi ve ekonomik savaşı kazanabiliriz.

Bu birlikteliği ve dayanışmayı sergileyebiliriz.

Bunu geçmişte başardık, yine başarırız.

Yeter ki isteyelim.

 

Kalın sağlıcakla!

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Afyon maçını Çetin yönetecek
Afyon maçını Çetin yönetecek
Alpay: Dosta güven, düşmana korku salıyoruz!
Alpay: Dosta güven, düşmana korku salıyoruz!