Advert
SERVET YAŞAR ÖZDEMİR

" SIKINTI ÇOK!"

Bu içerik 955 kez okundu.

Geçen haftaki yazımda AK Parti'nin ilk dönemlerini (sıkıntı yok) yazmıştım. Bu haftada 2011 sonrası (sıkıntı çok) dönemine değinelim istedim.

2011 genel seçimlerinden sonra büyük projeler, üretim ve kalkınma hamlelerinden bahseden AK Parti hükümetinin o yıldan sonra başı belalardan ve sorunlardan kurtul(a)madı. Gerek dış siyasette yaşanan olaylarla (komşu ve çevre İslam ülkelerine yayılan Arap baharı oyunu ve Suriye’de iç savaş) zor kararlara sevk edilmesi (elimize iki ucu pislik bir değnek verdiler, hangi ucundan tutsan pislik bulaşırdı) gerekse iç siyasette dumura uğratılan bir açılım süreci, PKK olaylarının arttırılması ve Fetö olayları hükümetin 2011'den bu yana uğraştığı ve uğraşmaya devam ettiği olaylar silsilesiydi.

Sen misin büyüme, kalkınma ve ‘Dünya beşten büyüktür’ deyip 2023’de hesap sormaktan bahseden Türkiye...?

Şimdi içinizden, “Olayların dış güçlere bağlanması moda oldu” deyip “peh” çekmeyin lütfen! Dünyada halen birçok ülkenin sömürgeci devletler (İngiltere, Fransa, İspanya, Almanya) tarafından yönetildiğinden (1500’lü yıllarda başlayıp 200 yıldan fazladır da güçlenerek bu günlerde bile devam ediyor) bihaber yaşamak siyasi bir cehalettir. Bugün medyada bazı ülkelerin liderlerinin ve dış işleri bakanlarının gençlik yıllarında birlikte çektirdikleri fotoğraflardan bile anlaşılıyor ki bu emperyalist güçler; tek merkezden hangi ülkeye kimleri lider yapacaklarına karar veriyorlar. Tabiki bu güçler var diye biz de ağzı açık seyretmeyeceğiz. Ve dahi onların tüm bu oyunlarına gelmemek ve yapacakları ufak bir spekülatif harekette abandone olmamak için, ekonomik olarak sağlam bir konuma gelmeliyiz. Bu da yerli üretim ve ürettiğimiz yerli mallarına destek ile olur. Zira ihracatı ithalatının üzerinde olan ülkelerin ekonomileri kolay kolay sarsılmıyor. Bir ülkede kalkınma, ülkenin tüm dinamikleri ile birlikte olur. Simitçisinden fabrikatörüne, öğrencisinden profesörüne, esnafından sanayicisine toplumun tüm katmanları ve paydaşları aynı ruh ve aynı zihniyete (ülkemizi kalkındırmak) hizmet etmeli ve kendi kedimize yeten bir toplum olmak yolunda ilerlemeliyiz.

Son günlerde yaşadığımız ekonomik kriz, bazı fırsatçıların da ortaya çıkmasına neden oldu. Dövizdeki yüzde 35’lik artışı fırsat bilip bazı ürünlerde yüzde 100 zam uygulayanların bu yaptıkları, vatan hainliğine bile eş bir davranıştır. Yapılan bu zamlardan sonra asgari ücretli bir ailenin ayakta kalması çok zor bir hal almıştır. Yetkililer bu konuya da hassasiyet göstermek zorundalar.

Kriz ile birlikte çok önemli bir husus daha, gerek hükumet yetkilileri gerekse halkımız tarafından sıkça dile getirilmeye başlandı. Özellikle iktidara ilk geldiklerinde lüks ve israftan kaçınma hususunda beyanatlar veren AK Parti, maalesef bu hususta sınıfta kaldı. Tasarrufun aksine kamu kurumlarındaki gerek makam araçlarının bolluğu ve gerekse sosyal tesis tadilatları ve yeni yeni lojmanlar yapımı ile israfın bini bin para devam edip ta bugünlere gelindi. Bu sıkıntılı dönemde özel uçak arayışı meselesine de girmiyorum artık…

Tabi ki bu işlerde suçlu aramak hususunda halk olarak işin en kolayına kaçarak sadece hükümeti veya Reisi suçlamamamız gerekiyor. Zira toplum olarak “sıkıntı yok” zamanlarında önceleri bol bol tükettik. M2'si büyük evlere geçtik. İkincisini veya daha lüks arabaları alarak lüksün ve şatafatın büyüsüne kapıldık. Ve sonunda üreten yerine çokça tüketen bir toplum haline geldik. Şimdi acı olacak biraz ama sabredeceğiz. Çünkü “sıkıntı çok” zamanlarına girmiş bulunmaktayız... Allah milletimize basiret, feraset ve çalışarak üretme azmi versin…

Selametle kalınız!

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
YENİ BASIN KARTI YÖNETMELİĞİ YAYIMLANDI​
YENİ BASIN KARTI YÖNETMELİĞİ YAYIMLANDI​