Advert
SERVET YAŞAR ÖZDEMİR

"ŞÜKÜR BAHÇESİ"

Bu içerik 679 kez okundu.

Bu hafta sonu da çoğu zamanki gibi bahçemdeydim. Bizim çocuklar bazen “Baba bizi başka bir yere pikniğe götür” dediklerinde, “Bahçeden daha iyi piknik yeri mi var çocuklar?” diyorum. “Kıymetini bilin da bahçenizin. Yarın imar girdi mi buralara vallahi bunu da bulamazsınız” Israrla ‘başka yere gidelim’ denilip yola çıktığımızda da, bir ağaç gölgesi bulmak için dolanıp duruyoruz. (Son günlerde halkın hizmetine açılan mesire alanlarımız bu boşluğu doldurdu. Belediyemizin hakkını da yemeyelim.)

Neyse artık yaz bitti, güz başladı. Zemheriye de 1 ay filan kaldı. Ne demişler eski dedeler: "Allah, yaz günlerini uzun yaratmış ‘bitmeyen işler’ bitsin diye, kış günlerini kısa yaratmış ‘yetmeyen yemekler ‘ yetsin diye’’. Bahçemizde de son demler artık. Sebzeler tükendi. Sadece patlıcanlar kaldı. Bu sene domatesler sebzelerin içerisinde en ilk kuruyanlardandı (dış güçler olabilir sebebi!)

Pazar günleri bahçeye attı mı insan kendini, ayrı bir huzur buluyor. Temiz hava, ağaçlar ve bitkilerle iç içe… Tavuklara yem ver, yumurta topla, kuzun peşinden dolanıp dursun. Bahçenin yılmaz bekçisi kangal köpeğimiz ‘DUMAN’ zincirle bağlı. Onun da yemeğini ver. Sonra toprağa yalın ayak bas. (Dikine uzamış beton binalarımızda ne mümkün toprağa yalın ayak basmak..?)

Sonra, budanan ağaçların odunlarını ve dallarını istifle. (Kışın balkonda soba yakacağız. Bahçe sezonu kışın da devam ediyor çünkü). Velhasıl bahçede meşguliyet bitmiyor…

"Ya hu herkesin bahçesi mi var? Nasıl alalım, paramız mı var?’’ demeyin bak. Bu yıl inşaat sezonu başında hangi müteahhide sorduysam: 50-100-200 dairelik projeye başladıklarını söylüyordu. Ve bu dairelerin de her biri 500-600 bin lira değerinde. Farkında olmadığımız lakin insanın ruhunu sıkıp psikolojisini bozan beton duvarlar arasında yaşamaya, bunca paraları bizler veriyoruz maalesef. 50- 100 bin TL verin bahçe alın. Yahut bahçeli evlere taşının.

Neyse, hava kararmaya başlayınca balkonda dinlenmeye çekildim. Bu arada yeme içme işlerini anlatmayacağım, gerek yok. Ama ateş çayı ‘on numara’ oluyor, Allah var.) Bahçenin artezyen suyundan da balkondaki sebile suyu doldurmuşum. Bir ara suya gözüm takıldı. Sonra düşündüm. Acziyetimizdendir ki şu suya, ekmeğe, temiz havaya ne kadar muhtacız. Etrafına bakıyorsun; Allah’ın nimetleriyle dolu. Hamdolsun! Rabbim memleketimize her türlü güzelliği ve bu güzelliklerle birlikte nimetlerini de bolca vermiş. Sonra; tam kıble yönünde bahçemin tel örgüsü yanına diktiğim ve arkasından Meryem Dağı'nın göründüğü, 8 metrelik ağaç sırığa diktiğim al bayrağımız gözüme ilişti. ‘Ya hu’ dedim kendi kendime: ‘’Her şey iyi güzel ve Rabbim bolca nimetler vermiş de şu sancağımızın altında yaşamak, tüm bu nimetlerin içerisinde de en kıymetlisi olsa gerek.’’ Zira bunca nimetlere; huzur içerisinde ailenle, kendi vatanında ve kendi insanlarınla birlikte sahip olman ve istifade etmen… Şükürler olsun… Hele ki son günlerde ülkemize sığınmış olan Suriyelilerin, içlerindeki birkaç densiz yüzünden yaşadıkları sıkıntılı halleri de geldi ki aklıma. Bir kez daha şükrettim Allah’ıma. Ne diyordu A. Nihat Asya bir şiirinde?: “Bizi sen sevgisiz, susuz, havasız; Ve Vatansız bırakma Allah'ım!"

Selametle kalınız!

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Kaymağı Gakgoş yedi!
Kaymağı Gakgoş yedi!
Kaynak: Önemli olan 3 puandı, onu da aldık
Kaynak: Önemli olan 3 puandı, onu da aldık