Advert
BÜTÜN KRİZLERİN ANA NEDENİ
Habib KARAÇORLU

BÜTÜN KRİZLERİN ANA NEDENİ

Bu içerik 249 kez okundu.

          Ülkemizin içinden geçtiği sıkıntılı süreç bu sonbahar aylarında da olanca hızıyla devam etmekte. Uzun yıllardan beri ülkemizin baş belası olan bölücü terör örgütünün Batman-Gercüş’te sekiz askerimizin şehadetiyle sonuçlanan mel’un saldırısıyla terörün bir türlü gündemden düşmemesi ile birlikte toplumun en önemli gündem maddelerinden biri olan ekonomik krizin yol açtığı yüksek enflasyon ve öte yandan sanayi ve ticaret kesiminin yaşadığı ciddi krizler toplumdaki tüm kesimlerin gündemini işgal etmekte. Düşme eylemindeki döviz kurlarının açıklanan Eylül ayı enflasyonu rakamlarının beklenenin üzerinde çıkmasıyla birlikte tekrar yükselişe geçtiği görülmekte. Aslında vatandaş açıklanan rakamlara pekte itibar etmemekte, zira vatandaşın sürekli tükettiği ürünlerdeki fiyat artışları geçen yıla göre neredeyse iki katına çıkmış durumda, hatta bazı ürünlerde daha da fazla.

            Piyasalarda yapılan araştırmalar mevcut durumdan yararlanmaya çalışan fırsatçıların varlığından söz etmekte. Mesela buğdayı geçen yılki fiyatından almalarına rağmen un üreticilerinin unun torba fiyatına yüzde elli-altmış civarında zam yapmaları gibi. Aynı şekilde ekmeğe hem zam yapıp hem de gramajını düşüren fırıncılara ne demeli? Fırından aldıktan iki saat sonra kuruyup lezzetini kaybeden çoğu mayalanmamış hamurdan yapılan kalitesiz ekmeğe biçilen fiyatlar çok yüksek elbette. Aslında ülkemizde maddi bir krizden ziyade manevi bir krizin varlığından söz etsek daha iyi olur. Her gün işitmeye alıştığımız iflaslar, kavgalar, boşanmalar, cinayetler, soygunlar, akıl almaz kazalar, belalar artık yağmur gibi yağmakta, neredeyse olaysız bir saat değil, bir dakika bile geçmemekte.

Yukarıda verdiğimiz örneklere daha yüzlercesini ekleyebiliriz. Doğruluk, dürüstlük, kanaat ve şükürden çok uzakta olan bir toplumumuz var maalesef. Helal, haram çizgisine dikkat etmeyen, gözü bir türlü doymayan, karşıdakine empati ile yaklaşamayan, bencil ve vicdani sorumluluk taşımayan bazı kimselerle karşı karşıyayız maalesef. Sanayi çarsısında uğradığımız bir dost, bir işverenden söz ediyor; adam birkaç gün ortada gözükmeyince yanında çalışan işçilerin şantiyede ne var ne yoksa yağmaladıklarını ve hatta bazılarının araçların depolarındaki mazotları bile çektiklerini söylüyor. Yıllarca ekmeğini yedikleri birine karşı aman ne güzel vefa örneği!

Toplumdaki aklıselim sahibi ve az çok geleceği okuyabilenlerimizin ortak endişesi; “ülke nereye gidiyor?” meselesi. Uğradığımız başka bir işyerinde emekli iki hocamızla karşılıyoruz. Her yerde olduğu gibi onlarda başta ekonomik kriz olmak üzere işyeri sahibi ile birlikte ülke sorunların konuşuyorlar. Hocalarımızdan biri:  “Şu üç mesele hallolmadan hiçbir şey çözülemez, eğitim, tarım ve istihdam” diyor. Yıllarca eğitimcilik yapan hocamız eğitimin öneminin farkında. İçinde bulunduğumuz problemlerin ana nedeninin eğitimsizlik olduğunu çok iyi biliyor. Hele hele eğitimdeki maneviyat boşluğunun ne gibi vahim sonuçları olduğunu yaşayarak idrak etmiş biri kendisi. Milli Eğitim Bakanımız Sayın Ziya Selçuk da mevcut eğitim sisteminin eleştirerek, “nesilleri kaybediyoruz” diyoruz. Öte yandan tarımda gerekli hamleler yapılmazsa ülkemizin önümüzdeki yıllarda gıda temini ve beslenme konusunda çok büyük sıkıntılar yaşayacağı muhakkak. Mevcut girdi fiyatlarıyla çiftçinin tarlasını ekmesi çok zor görünüyor. İstihdam meselesine gelince, şu anda binlerce firma durgunluk nedeniyle işçi çıkartmakta. Bu durumun önüne geçilemezse işsizler ordusuna on binlerin katılacağı muhakkak. Ülkemiz ekonomisinin iki önemli lokomotifi inşaat ve otomotiv sektörlerindeki durgunluk diğer tüm sektörleri de derinden etkileyecek gibi.

Ülkemiz başta terör ve ekonomik kriz olmak üzere yaşadığı sıkıntıları nasıl atlatacak? Elbette önce eğitime neşter vurulacak. Materyalist eğitimden maneviyatçı eğitime geçilecek. Çocuk ve gençlerin kalbine Yüce Yaradanımızın sevgi ve korkusu yerleştirilecek. Toplumu ifsad eden tüm zararlı yayın ve iletişime dur denilecek. Batıdan ithal edilmiş, bünyemize uymayıp her geçen gün zarar veren yasalar yeniden ele alınıp ıslah edilecek. Küresel ekonomi yalanıyla her gün bizi soyan ekonomi modeli yerine milli ekonomi modeline geçilecek, faizci sömürü düzeni yerine adil düzen getirilecek, üretime ve tasarrufa dayalı bir ekonomi inşa edilecek. Gelir dağılımında ve vergide adil olunacak. Daha sayacağımız yüzlerce tedbirin en önemlileri bunlar. Yönümüzü ve yüzümüzü Rabbimize çevireceğiz, çünkü en iyi bilen O’dur. Kerim Kitabında öyle buyuruyor: “Hoşunuza gitmediği halde savaş size farz kılındı. Sizin için daha hayırlı olduğu halde bir şeyi sevmemeniz mümkündür. Sizin için daha kötü olduğu halde bir şeyi sevmeniz de mümkündür. Allah bilir, siz bilmezsiniz.” (Bakara Suresi, 216.Ayet) Yüce Rabbim bizlere senin kitabına yapışmayı ve Resulün (S.A.V.)’ün yolundan gitmeyi nasip eyle: Amin.

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Elazığ’da PKK/KCK operasyonu:1 tutuklama
Elazığ’da PKK/KCK operasyonu:1 tutuklama
Erdem: Hep güzel haberlere imza atalım!
Erdem: Hep güzel haberlere imza atalım!