Advert
SİZİN GÜNDEMİNİZDE NE VAR?
Habib KARAÇORLU

SİZİN GÜNDEMİNİZDE NE VAR?

Bu içerik 231 kez okundu.

        Ülke ve dünya gündemini iyi kötü her birimiz takip ediyor, gelişen meselelerden yakından ilgileniyoruz. Tabi ki bu günlerde ülke gündemimizin en başında ekonomik kriz var. Uğradığımız iş yerlerinde de bunun yansımalarını çok net bir şekilde görüyoruz. Medya organları hemen her gün krizi önlemek için alınan tedbirlerden bahsediyor. Son olarak marketlerdeki elli ürüne yüzde on indirim yapılacağından söz ediyorlar. Bu arada iç ve dış politikaya yönelik önemli bir gelişme de Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın İstanbul’da girdiği Suudi konsolosluğunda kaybolması. Belli ki birileri S.Arabistan ve Türkiye’nin arasını bozmak için bir şeyler çevirmekte. Görüyoruz ki küresel emperyalizm her zaman bize konuşulacak bir gündem oluşturmada bayağı maharetli.

            Ülke ve dünya gündeminden kendi gündemimize gelelim. Yeryüzünün halifesi olarak yaratılan biz Adem’in çocuklarının gündeminde ne var ne yok? Bizim gündemimizde hep rutin işler var elbette. İcra etmekte olduğumuz mesleğimiz, çoluk çocuk,alış-verişler,alacak-verecekler, resmi işlemler, hastalıklar, bazılarımızın bağ, bahçe işleri, hobilerimiz vs.vs. Sonuçta insanoğlunun bu dünyadaki işleri her nedense bir türlü bitip tükenmez. Bir işi bitirmeden başka bir iş hemen onun peşinden gelir, onu bitirdim diyene kadar birkaç tanesi daha çıkar gelirler. Velhasıl işlerin ardı arkası bir türlü kesilmez. Hemen her birimiz her sabah yataktan kalktığımızda zihnimizdeki bir sürü gündemle uyanır, güne birçok gaile ile başlarız. Bazı işlerimizi bitirir bazılarını erteleriz. Ancak gündeme almayıp ilgilenemediğimiz birçok mesele ise sonradan çıkar gelir bizi bulurlar. Onlarla yüzleştiğimiz de ancak gündemimizin eksik ve yanlış olduğunun farkına varabiliriz.

            Günlük işlerin yanında zihnimizi meşgul eden şehir, ülke ve dünya gündemi de bayağı bizi meşgul etmekte. Kimimiz siyaset, kimimiz ekonomi, kimimiz futbol ve kimimizde sosyal meselelere kafa yorar, çevresindekilerle bunu konuşur, bununla gündemini doldurur ve böylece akşam eder, bu şekilde kendisini bekleyen gerçeklerden belki çok uzaklarda ömrünü geçirip gider. Bazılarımızda yaşananlara aldırış etmeyip, gerçek gündemden çok uzaklarda hayatına devam etmekte, olup bitenleri hiç umursamamaktadır. Ülkede ekonomik kriz varmış, trafik kazaları ve hastalıklar sonucunda ölenler varmış, dünya küresel ısınma tehlikesi altındaymış, Afrika’da aç ve susuz insanlar varmış, insanlığı bekleyen çok büyük tehlikeler varmış, asla onun umurunda ve gündeminde değildir bütün bu olup bitenler. Geçlerimizin bir çoğu gibi o da farklı bir dünyada yaşamaktadır.

            Bir insan ve bir Müslüman olarak öncelikle Yaradanımıza, sonra ailemize, sonra diğer hukukumuz bulunan çevremize ve son olarak devlete karşı sorumluluklarımız var elbette. Bizi yaratan ve yaşatan Rabbimize karşı ibadet yükümlülüklerimiz var öncelikle. Anne, baba, kardeşler, akraba, komşu, dost ve arkadaşlara karşı sorumluluklarımız var. Ülkemize ve devletimize karşı görevlerimiz de var tabi ki. Bütün bunları gündemimize alıp, ona göre bir planlama yapmamız gerekiyor. Rabbimize karşı kulluk görevini hakkıyla yerine getirebiliyor muyuz? İbadetin sadece namaz, oruç zekât ve hacdan ibaret olduğunu zannedenlerimiz çoğunluktadır sanıyorum.

Aslında Allahü Teala’nın rızasını kazanmak için yapılan her iş ve davranış ibadettir. Kaçımız gece yatağa girdiğinde, kendi kendine: “bugün Allah için ne yaptın?” sorusunu sorarak nefsi muhasebesini yapmaktadır? Bu çok önemli bir sorudur ve cevabı da çok zordur. Gün içerisinde ihtiyaç sahibi kaç insana ulaşabildik? Derdi olup da derdine derman arayan kaç çaresizin derdine derman olabildik, kaç yakınımızı ziyaret edip ya da telefonla arayarak hal hatırını sorarak sila-i rahim emrini yerine getirebildik? Yanlış davranışları bulunan, günah işleyen, yanlış yola girmiş kaç bedbahta nasihat edebildik, gafletten uyandırdık? Allah için kaç kelime okuyup öğrendik ve kaç kişiye anlattık? Bütün bunları ben yapıyorum diyen içimizde kaç kişi var? Tabi ki çok az. Hepimiz dünyanın, dünya işlerinin peşinde koşuşturup duruyoruz. Sonuçta Yunus Emre’nin dediği gibi: “Derdi dünya olanın dünya kadar derdi olur.” Gerçeği doğrultusunda dertlerimiz azalacak yerde daha da çoğalarak dünya kadar olup onların altında kalarak eziliyoruz.

Dünya ve ahiret için çalışmayı dengede tutabilirsek, işte o zaman gerçek mutluluğu yakalayıp kurtuluşa erenlerden olacağız inşallah. Rabbimiz Kerim Kitabında dünya hayatı için:  “Bu dünya hayatı sadece bir eğlenceden, bir oyundan ibarettir. Ahiret yurduna (oradaki hayata) gelince, işte asıl yaşama odur. Keşke bilmiş olsalardı!” (Ankebut Suresi, 64.Ayet) diye dünya hayatının değersizliğini buyuruyor. İmam-ı Cafer (R.A.)’in şu vecizesi bu konuda her şeyi özetliyor: “Kim şu üç şeye sarılırsa dünya ve ahiret dileklerine kavuşur: Allah’a sığınmak, ilahi takdire razı olmak ve Allah’a karşı hüsn-ü zanda bulunmak.” Rabbim bizleri dünya sevgisinden kurtarıp ahireti kazanmayı umanlardan eylesin. Âmin.

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Vali Kaldırım’dan Mevlid Kandili mesajı
Vali Kaldırım’dan Mevlid Kandili mesajı
Ters lale tohumları toprakla buluştu
Ters lale tohumları toprakla buluştu