Advert
 SİYASİLERİN DİKKATİNE
Nevzat ÜLGER

SİYASİLERİN DİKKATİNE

Bu içerik 254 kez okundu.

         Az gelişmiş ekonomilerde en önemli sorunlardan biri de ekonomiye devletin gittikçe hakim olmasıdır. Bu şu demektir: Yatırımı devlet yapacak- bütçe açık verecek. Devlet bu açığı kapatmak için iç ve dış borçlanmaya gidecek. Borçlanmayı yapabilmek için de yüksek faiz ödeyecek. Bu da beraberinde yüksek enflasyonu getirecek. Bu kısır döngüyü herkes de bilir ama yinede tekrar eder.

         Yüksek faize rağmen özel sektör yatırım yapmaz. Yani biz özel sektöre diyoruz ki; yüksek faize rağmen yatırım yap. Bu mümkün değil.

         Buradan esas konuya geçebiliriz; özel sektör yatırım yapsın ama faiz olmasın. Bunu sırf dini açıdan söylemiyorum, iktisaden de faizsizlik medeniliktir. İnanmayan Keynes’e müracaat edebilir. Dünyanın şiddetle faizsiz ekonomiye ihtiyacı var.

         Bu mümkün mü?

         Az gelişmiş ülkeler neden yeterince kalkınamadılar?

         Üretime dönük yatırım yok.

         Yatırım için beşeri sermaye mi yok?

         Var.

         O halde az gelişmiş ülkelerin genel problemi nedir?

         Yatırım için para yok.

         Peki, para bulunamaz mı?

         Nasıl?

         Risk sermaye şirketi vasıtasıyla.

         Risk sermaye şirketi nerede?

         Bunu hemen iki noktada bulabiliriz: 1-Halk Bankası vasıtasıyla hisse senedi alımı ve satımı yoluyla 2-Kalkınma bankaları vasıtasıyla.

         Önce Halk Bankası. Yapılacak küçük bir kanuni değişikle Halk Bankası kanalıyla hisse senedi alımı ve satımına izin verdiğimiz zaman konunun özü anlaşılacaktır.

         Bir defa Halk Bankası Türkiye’deki küçük sermayeyi ve küçük işletmeleri desteklemek, küçük işletmelere finansman sağlamak amacıyla kurulmuştur. Esas görevi de bu finansmanı kalkınma bankalarına benzer şekillerde sağlamaktır. Yani makine teçhizat alımında “kontrollü finansman” sağlamaktır. Konunun ikinci ayağı da yeni kurulacak şirketleri BORSA’ya kaydettirerek şirketlere kuruluş aşamasında hisse senetlerinin satılması veya satın alınması konusunda harekete geçmek. Tabi bankanın mudileri arasına SGK’larının da mudi olarak dahil edilmesiyle hem sermaye sağlanmış olacak hem de karların %70 veya 80’ini bu kurumlara aktararak bu sandıklara da, yatırımcıya da, ülkeye de rahat nefes aldırmak mümkündür. (Konu ile ilgili yapılmış ve yayımlanmış çalışmalar(ımız) mevcuttur.)

         Bu tip bir risk sermaye şirketi kuruluşu için Halk, Ziraat ve Vakıflar Bankalarının kalkınma bölümleri zaten kurulmuştur. Sadece Risk Sermaye Şirketi şeklinde çalışma yapabilmeleri için düzenleme gerekmektedir. Bu konu da siyasilere düşmektedir. Siyasi olmayan kaç kişi kaldı?

         İkinci kanal Kalkınma Bankaları’dır. Bu kuruluşlar da murabaha sistemini azaltarak Mudaraba, Müşaraka vd yatırım enstrümanlarını kullanmalıdırlar. Kira sertifikaları yatırımlar için ateşlenmeye hazır fırlatma araçlarıdır.

         Esas olan servetin miktarının değil, zihniyetin değişmesidir. Kaldı ki “büyüme fert başına düşen milli gelirin artması olduğu halde kalkınma ve gelişme, iktisadi yapı ile birlikte sosyal ve kültürel yapının da iyileştirilmesidir. Bu Batı literatürüdür. Esas hedef kalkınma ile birlikte toplumsal refahın sağlanması olmalıdır. Bunun da yolu, gelirin tabana yayılması için faizsiz ekonomi ve gelirin adil dağılımıdır.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Ters lale tohumları toprakla buluştu
Ters lale tohumları toprakla buluştu
Sarıkaya: Kandil zulmün, haksızlığın yıkılışı demektir
Sarıkaya: Kandil zulmün, haksızlığın yıkılışı demektir