Advert
SICAK GÜNDEM
SIRAÇ KOÇ

SICAK GÜNDEM

Bu içerik 383 kez okundu.

Cemal Kaşıkçı Amerika’da eğitim almış, ülke dışında yaşayan Suudi bir gazeteciydi.

Ünlü Silah tüccarı Adnan Kaşıkçı’nın yeğeni ve muhalif bir entelektüeldi.

Suudi Arabistan İstanbul başkonsolosluğunda kaybedildi.

Akibeti kesin olarak bilinmemekle birlikte öldürülmüş olma ihtimali çok yüksek.

1980’lerde İhvan’a (Müslüman Kardeşler)olan yakınlığı ile biliniyordu. Bin Ladin ile de bir kaç kez görüşmüş ve röportaj yapmıştı.

Zamanla selefi düşüncelerden uzaklaşarak seküler-reformist bir çizgiye yaklaştı. Yine de bu yapılarla arasını her zaman iyi tuttu.

Cumhurbaşkanı Sn. Erdoğan ile eskiye dayalı bir dostluğu vardı.

El Vatan gazetesinde başlayan gazetecilik serüveni, El Arab TV, BBC, El Cezire ve Dubai televizyonlarında devam etti.

Donald Trump başkan adayı olup da İslam karşıtı kampanya başlatınca, onu destekleyen Suudi Sarayı’yla ilişkileri gerildi ve Trump seçilince de koptu.

Böylece giderek iktidar çevrelerinden uzaklaştı ve yakın zamanda ABD’ye sığındı.

Washington Post’da çalışmaya başladı.

 

Peki ne oldu da, Riyad Yönetimi bu kadar aptalca bir eyleme kalkıştı.

Üstelik Uluslararası kamuoyunun gözü önünde, güpegündüz, yakalanacağını bile bile yaptı bunu.

Aslında Kaşıkçı suikasti, içinde Türkiye’nin de olduğu Riyad yönetimine muhalif tüm kesimlere bir gözdağı.

Katar Türkiye ekonomik ve siyasi yakınlığı, Suudi’lerin İstanbul’u seçmesinde bir etken olabilir. Hatta Amerikan derin devleti, bildiği halde bu suikasti engellememiş ve bundan çıkar sağlama (Rahip Brunson’un serbest bırakılması için yeni bir manevra) beklentisi içine girmiş olabilir.

2017’de Veliaht Prens olarak atanan Muhammed bin Salman, “Vizyon 2030” programıyla Suudi Arabistan’ı hem ekonomik hem de politik olarak yeniden yapılandırmak istiyor. Bu değişime karşı çıkan, ya da değişimden pay almaya çalışan herkesi tasfiye ederek iktidarını perçinliyor. Kimilerine göre Kaşıkçı ve çevresi bu değişimin dışında bırakıldığı için muhalefet dili de gittikçe sertleşti.

Ortadoğu üzerine araştırmaları ile tanınan Prof. Dr. Fulya Atacan’a göre ise; Müslüman Kardeşler’e de ciddi bir uyarı var.

Sadece Suudi Arabistanlı değil, Birleşik Arap Emirlikleri’nden kaçan muhalifler de bu olaydan sonra büyük bir korkuya kapıldılar. Atacan, “Dolayısıyla yapılan, ibret-i âlem için cezalandırma yöntemidir. Bilindik yöntemdir: Bir kişiye çok ağır ceza verdiğinizde, diğerleri aynı sonu görmemek için susacak, tasfiye olacak veya kenara çekilecek.” diyor.

Türkiye basın tarihi, politik gazeteci cinayetleri ile dolu. Ancak ilk kez yabancı bir gazetecinin cinayetine şahitlik ediyoruz.

Umarız son olur.

 

*

 

Rahip Brunson yargılaması bitti.

Suçlamalar nedeniyle 35 yıl hapsi istenen, hakkında ciddi iddialar olan ve dosyasında gizli tanık ifadesi bulunan Brunson beklendiği(!) gibi serbest kaldı.

Hükümet yetkilileri pazarlık yapılmadı dese de, Trump küstahça “Biz fidye ödemeyeceğimizi söyledik” dedi.

Yani Amerika’ya göre rahip baştan beri rehine(!), yargılama süreci ise fidye(!) talebiydi.

Trump’ın Brunson’ı kabülü sırasında yaptığı açıklamalardan en dikkat çekeni ise, rahibin bırakılmasının zamanlamasına dair bir soru üzerine "Ekonomi karmaşık bir durum, bu tamamen rastlantısal olaylar. Bunun tamamen rastlantı olduğunu düşünüyorum" şeklindeki alaycı tavrıydı.

Yani Türkiye’deki kur krizi ve yaşanan ekonomik gelişmeler ile rahip Brunson arasında bağlantı(!) kurulmamalıymış.

Yaşadıklarımız sadece rastlantı(!)ymış.

Amerikan haber sitesi ABC News’e göre, ABD yönetiminin B planı masadaydı. Brunson’un serbest kalmaması halinde yapacaklarını madde madde hazırlamışlardı.

60 günlük plan; Büyükelçiliğin kapatılmasından, bürokratların geri çağrılmasına, Türk iş çevrelerine yaptırımlara kadar geniş bir eylem planı içeriyormuş.

Türkiye’den çekilme planı olarak öngörülen bu planın adı bile gizli telafuz ediliyor: “Turkey thing” yani “Türkiye şeysi”

Rahip Brunson serbest bırakılarak, öfke kusmaya hazır Amerikan yönetiminin elinden bu koz alınmış oldu.

Ama şimdi şu soru akla geliyor.

Gizli tanıklar madem ifade değiştirecekti, neden daha önce değiştirmedi?

Madem hüküm giyerek serbest kalabilecekti, daha önce neden bu yola başvurulmadı?

En başta yapacağımızı, en sonunda yaptık.

Ekonomik kayıplarımız bu denli olmaz ve masadan daha güçlü kalkabilirdik sanki.

İyi haftalar...

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Vali Kaldırım’dan Mevlid Kandili mesajı
Vali Kaldırım’dan Mevlid Kandili mesajı
Ters lale tohumları toprakla buluştu
Ters lale tohumları toprakla buluştu