Advert
HER GEÇEN GÜN HIRÇINLAŞIYORUZ
FIRAT POLAT

HER GEÇEN GÜN HIRÇINLAŞIYORUZ

Bu içerik 698 kez okundu.

Gazete haberlerine baktığınızda her gün meydana gelen kavga ve kaza olaylarına rastlarsınız. Ya bir çocuk kavgası yüzünden, ya park meselesinden, ya yan baktın tartışmasından, ya bir kazadan dolayı insanların kontrollerini kaybederek daha büyük olaylara sebebiyet verdiğini görmekteyiz. Yani içinde bulunduğumuz stresli durum önce sinirli olmamıza neden olup şiddetle sorunları çözüme yöneltmiş oluyor ki bu da çözüm değil sorunun daha da büyümesine yol açıyor.

 

Çoğu zaman bu aşırı gerginlik durumlarını başka nedenlere bağlamayı da ihmal etmeyiz. Havaların sıcaklığını, trafik sıkışıklığını, meydana gelen ufak bir meseleyi neden gösteririz ancak asıl mesele bize göre iç dünyamızdaki sıkıntılar ve gerginliklerdir. Az konuşuyoruz ve içimizdeki ve kafamızdaki sorunları paylaşacak birilerini bulmakta zorlanıyoruz. İster buna bir nevi güvensizlik deyin ister başka nedenlere bağlayın ama asıl sıkıntı beynimizdeki ve içimizdeki sıkıntıları paylaşmamaktan kaynaklanıyor.

Hemen hemen hepimiz bir arabanın kapısını açarken veya kapatırken elektrik çarpmasına maruz kalırız. Başta bunun nedenini sorgulamayız ancak bu aslında vücudumuzda birikmiş olan enerjinin bir şekilde dışa yansımasıdır. Biriken enerji uygun kanallarla boşaltılmadığında strese ve sinirliliğe yol açabiliyor.

Teknolojinin gelişmesi modern hayata birçok şey kattı. Hayatımızı kolaylaştırdı ve bakış açımızı genişleterek algımızı artırdı ama bu durumun yarattığı bazı sıkıntılar da oldu. Mesela, daha az konuşur bir hale geldik. Eskiden insanlar bir sorun olduğunda köyde, mahallede, sokakta veya çay bahçesinde, olmadı cami avlusunda oturur, gelişmeler konusunda sohbet ederlerdi. Birinin sıkıntısı olsa bu yakın çevre sayesinde derdini dile getirir, sorun paylaşılır ve herkes elinden gelen katkıyı sunarak sorunu hafifletmeye çalışırdı. Ancak ne yazık ki şimdi bunu yapmıyoruz. Akşam olduğunda eve kapanıp televizyon seyretmeyi tercih ediyoruz.

Sadece bu kadar mı? Elbette değil. Evde bile aile bireyleri birbirinden uzaklaşmaya başladı. Aynı çatı altında yaşamamıza rağmen iletişim kurmakta zorlanıyoruz. Birbirimizi anlamakta güçlük çekiyoruz. Bu durumun yarattığı stres nedeniyle sinirleniyoruz ve kırıcı olmaya başlıyoruz. Konuşmak yerine televizyon seyretmeyi veya cep telefonuyla vakit geçirmeyi tercih ediyoruz. Bu durum önce aile bireyleri, sonra da sokak, mahalle, köy, kasaba ve şehirdeki yaşantımızda iletişimsizlik yaşamamıza neden oluyor. İş dünyamızdaki bu eksikliği fark edemediğimiz için de sorunlar yaşamaya devam ediyoruz. Gerginlik ve sinirlilik bizim her hareketimizde kendini dışa vuruyor. Gülme oranımız asık suratlı geçirdiğimiz sürelerin çok çok altına iniyor. Yardımseverliğimiz yerini vurdumduymazlığa bırakıyor. Etrafımızda olup biten gelişmeler karşısında duyarsızlaşmaya başlıyoruz. Artık hiçbir şey bizi ilgilendirmez oluyor. Bunu yaparken toplumdan kopuyoruz ve doğal olarak bir zincirin halkaları gibi toplum da birbirinden kopuyor. Kimse kimseyi sormaz oluyor. Sanki bir telefon açmak büyük bir olaymış gibi karşımızdaki insandan aramasını bekliyoruz. İşim başımdan aşkın deyip umursamadığımız bu durum nedeniyle gittikçe yalnızlaşmaya başlıyoruz. Doğal olarak bu durum strese, sinirliliğe ve şiddete yönelmemize neden oluyor. Bıçaklamalar, adam vurmalar, yaralamalar ve ölümler birbirini izliyor. Sonuç tam bir hüsran durumu ama bu sorunu aşmak mümkün.

Eskiden yaptığımız gibi oturup birbirimizle konuşur ve sorunlarımızı paylaşabilirsek, karşılıklı olarak sevgi, saygı gösterirsek hem derdimize ortak hem de çare bulma şansımız oldukça fazladır.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Vali Kaldırım’dan Mevlid Kandili mesajı
Vali Kaldırım’dan Mevlid Kandili mesajı
Ters lale tohumları toprakla buluştu
Ters lale tohumları toprakla buluştu