Advert
BİR USTANIN ARDINDAN
SIRAÇ KOÇ

BİR USTANIN ARDINDAN

Bu içerik 337 kez okundu.

‘’Ben gazeteciyim, fotoğrafçı değilim. Fotoğrafçı bomba patlar kaçar. Ama gazeteci peşinden gider, olayı yakalamaya çalışır…’’

‘’Yaşam, size verilmiş boş bir filmdir. Her karesini mükemmel bir biçimde doldurmaya çalışın’’

‘’En iyi makine en iyi fotoğrafı çekseydi; en iyi daktiloya sahip olan da en iyi romanı yazardı’’

‘’Yaşamı çekerim. Ben insanın derdiyle uğraşan adamım. İnsanın hayatını ve dertlerini çekerim’’

90 yaşında hayata veda eden Aram Güleryan ya da bilinen ismiyle Ara Güler’e ait bu sözler.

Ardında dünya çapında ünlenen binlerce fotoğraf, röportaj, kitap ve belgesel bırakarak gitti büyük usta.

İngiliz lider Winston Churchill, Hindistan Başbakanı İndira Gandi, yazar Alfred Hitchcock, ressam Salvador Dali ve Picasso başta olmak üzere bir çok ismin fotoğrafını çekerek dünya çapında ün kazandı. 1950’de henüz 22 yaşındayken katıldığı hikaye yarışmasına Ermeni olduğu anlaşılırsa ödül vermezler diye Ali İhsan Akgün takma ismiyle katıldı. Üçüncü olduğu açıklandıktan sonra gerçek adını söyledi.

6-7 Eylül olaylarını takip ederken, azınlıklara ait birçok işyerinin talan edilmesine ve yakılmasına şahitlik etti.

“Taksim Sinemasının karşısında babama ait bir eczane vardı. Dacat Güler Ecza deposu’ydu adı. Oraya dokunmadılar çünkü bizim Ermeni olduğumuzu anlamamışlardı’’ diye anlatıyordu yıllar sonra o günleri.

Bir dönem çektiği Nazım Hikmet fotoğraflarını neden yakmak zorunda kaldığını; ‘’Kitabını bile bulundurmak tehlikeliydi, içim yandı ama mecbur kaldım’’ diye açıkladı.

Sözünü sakınmayan, kimine göre huysuz bir ihtiyardı Ara Güler.

Ama ‘’Hayata bir kez daha gelsem tramvay olmak isterdim’’ diyecek kadar da deli.

Kimliğini gizlediği yıllardan, Cumhurbaşkanı’nın fotoğraflarını çektiği günlere gelirken Türkiye tarihinin biriktirdiği tüm acılara şahitlik etti.

900.000 kadar fotoğrafında donuk bir kareden çok, içinde duygu barındıran, akan bir hayatı anlattı. “Benim fotoğraflarımda, anlayanlar için tiyatro hâlâ vardır. Film gibidir fotoğraflarım. Arka plan, ön plan, kompozisyon görürsün. Mana görürsün. Ben hikâyeciliği fotoğraflarda sürdürüyorum." diyordu.

Yazar Orhan Pamuk, Ara Güler fotoğrafları için, “Kahvelerde ağlarını onaran balıkçılardan meyhanelerde kafa çeken işsizlere, yıkıntı halindeki surların önünde araba lastiği yamayan çocuklardan çöpçülere, hamallara, inşaat işçilerine, derici ustalarına, çocuk yaşta ağır işlere sokulan çıraklara, demiryolu işçilerine, kürek çekip İstanbulluları Haliç’in bir yakasından diğerine taşıyan sandalcılara, el arabasını iterek meyvelerine müşteri arayan satıcılara, gün ağarırken Galata Köprüsü’nün açılışını bekleyenlere, günün ilk dolmuşlarının sürücülerine gösterdiği dikkat, Ara Güler’in şehre bağlılığını hep insanlar üzerinden ifade ettiğini bana bir kere daha göstermişti.” diyordu.

Ara Güler, yaşamın içinden hayatımızı fotoğrafladı.

Beni, seni, onu...

Ve bu sayede yaşarken değeri bilinen ender sanatçılardan biri olarak halkın gönlünde yer buldu. Tıpkı; Onno Tunç, Ahmet Danyal Topatan, Toto Karaca, Nubar Terziyan, Sami Hazinses, Adile Naşit, Kenan Pars gibi onlarca sinema filmi ve müzik albümü bırakıp giden diğer sanatçılar gibi.

Boşlukları doldurulabilir mi bilmiyorum.

Ama bildiğim bir şey var; sanatçı ürettikleriyle ve toplumdaki duruşuyla değer bulur.

Etnik kimliği, dini veya dili hem sanatçı hem de sevenleri için sadece bir teferruattır.

Hoşçakalın!

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Vali Kaldırım’dan Mevlid Kandili mesajı
Vali Kaldırım’dan Mevlid Kandili mesajı
Ters lale tohumları toprakla buluştu
Ters lale tohumları toprakla buluştu