Advert
KAPANAN FABRİKALAR, AÇILAN CEZAEVLERİ VE BANKALAR
Habib KARAÇORLU

KAPANAN FABRİKALAR, AÇILAN CEZAEVLERİ VE BANKALAR

Bu içerik 282 kez okundu.

Ekonomik krizin gündem oluşturduğu bu yıl içerisinde medyadan öğrendiğimiz çok ilginç haberler bize krizin nedenlerini de bir bakıma açıklıyor. Başta İstanbul olmak üzere sanayi açısından ileri olan birçok ilimizdeki kapanan veya yanan fabrika haberleri ekonomimizin çalan çanlarını temsil ediyor gibi. Doğu Anadolu Bölgesinde 50 fabrika, Adana-Mersin yolunda 97 fabrika ve ülke genelinde yüzlerce fabrika üretimini durdurdu ve kapısına kilit vurdu maalesef. İstanbul’da son beş ayda yanan fabrika sayısı yetmişi buldu. Niçin yandıkları veya yakıldıkları da malumunuzdur.

Bu yazıya başlamadan önce TRT BELGESEL kanalında kapanan Nazilli Basma fabrikasının hazin hikâyesini izledim. 1937 yılında açılan ve üç bin kişinin çalıştığı fabrikanın nasıl kapatıldığını ve onca yılın emeğinin nasıl heba edildiğini hayret ve dehşetle öğrendim. Fabrika demek, üretim demek, fabrika demek kazanç demek, fabrika demek huzur demek, fabrika demek gelecek demek. İstediğiniz kadar sayın artık bir fabrikanın ne demek olduğunu. Öğretmenliğe ilk başladığım yılı hatırladım. Nazilli’nin komşu ilçesi Bozdoğan’da göreve başlamıştım ve Nazilli’deki bir akrabamla Sümerbank’a gidip battaniye ve gerekli mefruşat ürünlerinden almıştık. Aradan otuz iki yıldan fazla bir zaman geçmesine rağmen hala daha kullanıyoruz. Peki neydi bu fabrikanın ve diğer kapatılan fabrikaların suçları? “Efendim ekonomik ömrünü doldurmuştu, gelişen teknolojinin gerisinde kalmıştı, zarar ediyordu, falan, filan.” Diyenlere “hadi oradan be, doğru konuşmuyorsunuz” demesi geliyor insanın. Bu fabrikaların kapanmasının vebalini taşıyan sizler küresel efendilerin arzuları doğrultusunda onları sattınız veya kapattınız. Şeker fabrikalarını satma veya kapatma yoluyla dışarıdan nişasta bazlı şeker ithal ederek pancar üreticisini işsizliğe mahkûm edip küresel kapitalist Cargill firmasını ihya edenler, sizler asla üreticinin ve işçinin vicdanında affedilmeyeceksiniz!

Peki, fabrikalar kapanıyor da yerine ne açılıyor?  tabiî ki cezaevleri ve bankalar. Medyadan öğrendiğimize göre Adalet Bakanlığı bu yıl toplam yüzölçümü 4 milyon 115 bin 558 metrekare olan 53 yeni cezaevi yapacak. Bu cezaevlerinin birçoğu, eskisinin yerine ve yeni teknoloji ile inşa edilecek. Adalet Bakanlığı’nın faaliyet raporunda, yeniden yapılan, ihalesine çıkılan ya da projelendirilen cezaevlerinin listesi de yayınlandı. Buna göre, şimdiye kadar toplam 2 milyon 269 bin 924 metrekare büyüklüğünde 18 cezaevinin projesi tamamlandı. Bu cezaevlerinden biri de ilimize yapılmıştı maalesef. Fabrika kapatılıp cezaevi açılıyor dedik ya,  bunu biz söylemedik Yozgat’ta yeni açılan cezaevi için bir sayın vekilimizin ifadesidir bu: "Yakın zamanda açılışını yapacağımız, bacasız fabrika gibi çalışacak cezaevinin hayırlı olmasını diliyorum." Demek ki insanların suç işleyerek gireceği ve ömürlerinin tükenip çürüyeceği yerler artık bacasız fabrikalar olmuş.

Kapanan fabrikaların yerine bir de bankaların açıldığından söz etmiştik. Dikkatinizi çekiyor mu, bilmiyorum. Şehrimizin batısında açılan banka şubelerinin sayısı her geçen gün artmakta. Bu kadar çok açıldığına göre çok fazla kazanıyorlar demek ki. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre, Türk bankacılık sektörünün dönem net karı, 2017'de bir önceki yıla oranla yüzde 31 artarak 49 milyar 122 milyon liraya yükseldi. Bankalar, 2016'da 37 milyar 530 milyon lira kar elde etmişti.  Yine Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) bankacılık sektörünün 2018'in ilk dokuz ayındaki toplam karının 42.2 milyar TL olduğunu açıkladı. Şirketler zarar ediyor, iflas ilan ediyor, fabrikalar kapanıyor, ancak bankalar kazanıyor, sürekli kazancını artırıyor. Ve ha bire yani cezaevleri açılıyor, adliye binaları yetersiz olduğu için çok büyük yeni adliye binaları yapılıyor.

Yukarıda anlattıklarımız içinde yaşadığımız garabet vaziyetin sadece küçük bir parçası. Eğitimden, tarımdan, hayvancılıktan, şehircilikten, trafikten, ahlak ve edepten, hukuktan, aile hayatından ve medyadan da bahsetmek isterdik. Ancak şunu çok iyi bilmemiz gerekiyor. “parça bütünün habercisidir.” Bizi bir ahtapot gibi tüm kollarıyla sararak cendere gibi sıkan küresel emperyalizm her hücremize nüfuz etmiş ve zehirlemektedir bugün. Amerika’nın başını çektiği, işbirlikçileri vasıtasıyla egemenliğini kurduğu günümüz dünyası bize şu ayeti hatırlatıyor: “Dünya hayatına dair konuşması senin hoşuna giden, pek azılı düşman iken, kalbinde olana Allah'ı şahid tutan, işbaşına geçince, yeryüzünde bozgunculuk yapmaya, ekin ve nesli yok etmeğe çabalayan insanlar vardır. Allah bozgunculuğu sevmez.” (Bakara Suresi, 205.Ayet) Bütün bu olumsuzluklardan ve yakalandığımız cendereden nasıl kurtuluruz, tabi ki kulluk yaptığımız şeyleri terk edip yalnızca Allah’a kulluk yaparak. Rabbim bize kulluk şuurunu nasip etsin. Amin.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
YENİ BASIN KARTI YÖNETMELİĞİ YAYIMLANDI​
YENİ BASIN KARTI YÖNETMELİĞİ YAYIMLANDI​