Advert
10 KASIM  (BİZİM GÜNEŞİMİZ)
Mehmet AYAZ

10 KASIM (BİZİM GÜNEŞİMİZ)

Bu içerik 388 kez okundu.

10 Kasım, Mustafa Kemal Atatürk’ün ölüm yıldönümü.

10 Kasım'ın anlamına binaen bugünkü yazımızı Atatürk’ün ölümüne ayırmak istedik. Yıllardır büyük bir itina ile saklamış olduğum o günlere ait gazeteleri tarihi öneminden dolayı bir kere daha gözden geçirmek istedim. Elimizde o döneme ait olan Cumhuriyet ve Ulus gazetelerini ara ara yaptığım gibi bir kere daha okudum. Okurken çoğu zaman tuhaf hislere kapılıyorum. Sanki o dönem yaşananlara şahitlik yapıyormuşum gibi. İlginç duygular.

Yazımızda iki başlık kullandık; birincisi ölüm yıldönümünün tarihi, ikincisi ise o tarihte Cumhuriyet gazetesinin başyazarı olan Nadir Nadi’nin 22 Kasım 1938 yılında Atatürk’ün ölümü üzerine yazmış olduğu yazı. Biz de bugün sütunumuzda o yazının tamamını paylaşmak istedik.

"Güneşin Ankara'da, hiçbir yeri andırmayan, kendine mahsus bir batışı vardır. Gölgeler şarka doğru uzanırken renkler canlanır; ortalığı diri bir kızıllık kaplar. Şehrin ortasında yükselen kale, etraftaki dağlar ve kayalar, üzerlerine vuran o harikulade ışığın kudreti ile, maddelikten çıkıp kocaman birer ruh kesilirler. İnsan kendini, damarlarına kadar sızan bir hayatiyetle çevrili duyar. Toprak, taş, ağaç, hava, her şeyi en ufak zerrelerine kadar yaşıyordur.

Bu canlılık ortasında güneşin ağır ağır batışı insana iliklere kadar işleyen tatlı bir hüzün verir.

Evet, şüphe etmiyoruz ki, bu batış bir veda değil bir vaiddir. Güneş, karşı dağlardan yarın gene doğacak; gene bizi olgunluğa doğru götürmeye devam edecek; kendini harcayarak bizi ve etrafımızı her zamankinden ziyade gene hayatla dolduracak. Fakat, bizim yaşamamız uğrunda onun kendi varlığından yaptığı israftır ki onun hayat ile dolu olan kalbimizi burkuyor. Yarın sabah ona tekrar kavuşacağımızı herkesten iyi bildiğimiz halde onun, ölüme hiç benzemeyen bu canlı batışı içimize hüzün dolduruyor.

Dün Ankara'da bizim güneşimiz böyle battı.

Gökyüzünü bulutlar kaplamıştı; hava yağmurlu idi. Her günkü güneşi yerinde görmeyenlerden ^^bu nasıl gurub^^ diyenler olmuş mudur acaba?

Bildiğimiz güneş, herkesin güneşi elbette dün saklanacaktı. Bir ufukta iki güneş birden batış, bu olur mu hiç?

Fakat dün Ankara'nın şahid olduğu gurub yalnız kendi ufuklarına inhisar etmiyordu. Bütün gözler, oraya çevrilmişti. Türklerin sevgili ve biricik Güneşi, Türkiye'nin kalbine gömülüyordu.

Gelmişte ve geçmişte bir defaya mahsus olmak üzere bütün Türkiye, en uzak noktalarına varıncaya kadar, Güneşin bir yerden battığını gördü. Ah, bu ne hazin, bu ne yürek paralayıcı bir gurubdu!

Dağlar ile, kayalar ile, ormanları ve çayır ile güzel yurdumuzun her tarafı, gurub eden o harikulade Güneşin neşrettiği en güzel ışıklarla yekpare bir ruh kesilmişti. Vatan, her zamankinden daha canlı idi. İçimizi diri, keskin ve yakıcı bir kızıllık kaplamıştı.

Bu canlılık ortasında biricik Güneşimiz, ağır adımlarla Ankara'nın kalbine götürülürken, yaşayışımızın bütün hız ile, iliklerimiz sızladı.

Fakat hayır! Ümidsizliğe düşmüş değiliz. Yeis içinde bulunmuyoruz.

Şüphe etmiyoruz ki, bu ayrılış bir veda değil, bir vaiddir.

Bizim Güneşimiz yarın karşı dağlardan tekrar doğmayacaksa, onun altın ışıklarını bir daha uzaklardan göremiyeceksek, O, vatanımızın ufuklarında artık dolaşmıyacaksa, Onun söndüğüne mi inanacağız?

Hayır, inanmayacağız. Çünkü biz, Onu aramızdan aldığını sanan ölümü, Ondan aldığımız hayat kudret ile mağlup ettik.

Biz, Güneşimizi Türkiye'nin  kalbine gömdük. O, bugünden itibaren, bir daha sönmemek üzere içimize doğdu bizim.’’

NADİR NADİ

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Altay maçı Sivas’ta oynanacak
Altay maçı Sivas’ta oynanacak
Büyük bir israfın önüne geçildi!
Büyük bir israfın önüne geçildi!