Advert
OSMANLI FESİNDEN BAŞKANLIK SİSTEMİNE
Mehmet AYAZ

OSMANLI FESİNDEN BAŞKANLIK SİSTEMİNE

Bu içerik 474 kez okundu.

9 Kasım günü Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Osmanlılar İlim İrfan Vakfı Başkanı Kadir Mısıroğlu'nu ziyaret ederek, kendisine çeşitli hediyeler vermişti. Aslında Diyanet İşleri Başkanı ziyareti başka bir zamanda yapmış olsaydı bu kadar gündem olmayacaktı. Yani fırtına kopmasının sebebi, Atatürk'ün ölüm yıl dönümünden, yani 10 Kasım'dan önce yapılmış olması. Çünkü Kadir Mısıroğlu, Atatürk'e hem antipati duyuyor hem de ciddi bir Kemalizm muhalifi. Kadir Mısıroğlu'nun Atatürk hakkındaki olumsuz düşüncelerini bilmeyen yoktur. Çok ileri derecede Osmanlıcı olan ve her ortamda hilafetin ilga edilmesine şiddetli tepki gösteren Kadir Mısıroğlu, sempati duyduğu bu yönetim tarzının yeniden yürürlüğe girmesi gerektiğini savunmuştur. Ali Erbaş'ın hedefe konulması veya günah keçisi ilan edilmesi bence doğru bir tavır değil. Diyanet İşleri Başkanı üzerinden verilen bambaşka bir savaş var. Yani Kadir Mısıroğlu'nu daha önceden çok daha üst düzey kişiler ziyaret etmiş olmasına rağmen bu kadar büyük bir tepki gösterilmemişti. Bu da üst düzeye gösterilemeyen tepkinin Ali Erbaş'a yansımasıdır. Fakat işin sanki farklı boyutlara ulaşma durumu varmış gibi geliyor. Şimdi bambaşka bir açıdan olaya bakmak gerektiğine inanıyorum.

Bilindiği üzere 11 Kasım günü Fransa'da düzenlenen, 1. Dünya Savaşı'nın 100. yıldönümünü anma toplantısı vardı. Toplantıya dünya genelinde 70 civarında devlet ve hükümet başkanları katıldı. Türkiye'den de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan katıldı. 1. Dünya Savaşı'nın bizdeki anlamı acı ve öfkedir. O yıllarda yaşanan korkunç derecedeki dramatik bir sürü olay vuku bulmuş, ülke insanın hafızasında unutulmaz yaralar açmıştır. Yüzbinlerce insanın ölümüne, yüzbinlercesinin yaralanmasına, yüzbinlerce çocuğun yetim öksüz kalmasına sebep olmuştur. Binlerce kilometre karelik değerli vatan toprağının kaybına, yüzlerce milyarlık ekonomik zarara, ülkenin onlarca yıl geriye gitmesine yol açan bu savaş halen daha günümüzde sonuçları itibariyle bizi etkilemeye devam etmektedir. Bu açıdan bakıldığında toplantıya katılmanın aslında faydasının olmadığı, tam tersine Batı dünyasının şımarık yüzünü ve yaşananlarla ilgili umursamazlığını ortaya koymuştur. Batılı devlet başkanlarının tavırlarından açıkça bellidir. Kadir Mısıroğlu'na gösterilen tepki kadar olmasa da yine de toplantıya katılınmaması gerektiğini söyleyenler ve savunanlar olmuştur.

Fakat burada ilginç olan konu, bir Osmanlıcı olan Kadir Mısıroğlu'nun bu olaya tepki vermemesidir. Kendisinden beklenen Osmanlı İmparatorluğu'nu ve hilafeti ortadan kaldıran bu emperyal güçlerin yaptıkları toplantıya Türkiye'nin katılmasına bir şekilde engel olmasıydı. Kadir Mısıroğlu'nun böyle bir gücünün olup olmadığını düşünüyorsunuzdur. Bence böyle bir gücü var. Yakın dönemde yaptığı işlere baktığımızda bunun olduğunu görüyoruz. Şöyle ki;

Türkiye, son birkaç yıldır başkanlık sistemi denilen yönetim şeklini tartışıyordu. Nihayetinde geçtiğimiz haziran ayında yapılan seçimle fiilen başkanlık sistemine geçmiş durumdayız. Bu sürecin nasıl işlediğine bakıldığında ayrıntılarda çok ilginç şeylerle karşılaşıyoruz. Aslında sürecin birkaç yıl öncesine değil çok daha gerilerden geldiğini görüyoruz. Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarının ilk yıllarında ortalıkta dolaşan bir iddia vardı. Şöyle ki; o dönemde kamuoyunda henüz tartışılmayan başkanlık sisteminin Ak Partili yöneticiler tarafından araştırılması için Kadir Mısıroğlu'na görev verildiğiyle ilgili iddia. Başta Ankara olmak üzere konuyla ilgili yerlerdeki kulislerde meselenin konuşulduğu iddiaları vardı. Ak Parti 2005-2006'lı yıllarda Osmanlı hilafet sistemiyle, Amerikan yönetim sistemi arasındaki benzerlik ve farklılıkları araştırması için Kadir Mısıroğlu'nu görevlendirdiği ve konuyla ilgili rapor hazırlamasını istendiği şeklinde. Böyle bir durumun olup olmadığını bilmiyoruz ama o sıralarda konuşulduğu iddia edilmişti.

Nihayetinde 24 Haziran 2018 günü yapılan cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi seçimleri ülke tarihinin en çok katılımıyla gerçekleşti. Seçimlerden sonra Cumhurbaşkanlığı yardımcılığına getirilen Fuat Oktay'ın söylemiş olduğu "Başkanlık sistemi çalışmalarına 15 Temmuz darbe girişiminden aylar öncesinde başlamıştık" sözü, bize Kadir Mısıroğlu'nun 2016 yılı Şubat ayında yaptığı söyleşilerle arasında bir bağ olup olmadığını düşündürtüyor. Çünkü Kadir Mısıroğlu başkanlık sisteminin Türkiye'de uygulanması gerektiğini savunmuştur. Konuyla ilgili düşüncelerini aktarırken sanki şu an yürürlülükte olan başkanlık sistemini kendisi hazırlamış gibi. Yürütme, yasama, yargının nasıl olması gerektiğinden Bakanlar Kurulu'nun yapısına kadar olan birçok şeyi anlatıyor. Bu durum bize Kadir Mısıroğlu'nun başkanlık sisteminin fikir babası olma ihtimalinin yüksek olduğunu gösteriyor.

Belki de şu an neo Osmanlıcı bir durumla karşı karşıyayız.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
YENİ BASIN KARTI YÖNETMELİĞİ YAYIMLANDI​
YENİ BASIN KARTI YÖNETMELİĞİ YAYIMLANDI​