Advert
“HAVAN KİME KARDEŞİM!”

“HAVAN KİME KARDEŞİM!”

Bu içerik 1725 kez okundu.

Geçenlerde yaşanmış kısa bir hikâyemiz var bugün dostlar...

Mevcut sosyal hayatımızın içinden bir hikâye anlayacağınız...

Murat; iki yıldır hayalini kurduğu “Şahin” marka arabasını, babasına borç harç ettirerek aldırmıştı. Askere gitmeden önce, arkadaşlarıyla bol bol gezip havasını atıyordu artık...

Hemen her gün, arabanın benzin parasını arkadaşlarıyla denkleştirip, gece yarılarına kadar şehirde tur atıyorlardı.

Mahallede, sevdiği kızın evinin önünden geçerken müziğin sesini açıp, Müslüm Baba’nın şarkılarını tüm mahalleliye de dinletirdi bazen...

Bazen, Güney Çevre Yolu'nda Şahin’ler arası araba yarışlarına da katılmıyor değildi Murat...

Ara ara da; modifiyeli ve çift egzozlu arabasının şoför koltuğunun altından eksik etmediği “Cabbar” yazılı sopasıyla, trafikte yaşa(t)dığı sorunlarda kavgalara karışıyordu...

Yine böyle bir günde; sokak aralarında Şahin'iyle drift filan çekiyor ve sonrasında caddeye çıkıyor Murat. Caddede önüne geçen beyaz bir cipi geçmeye çalışıyor. Cip sola geçince, “Dur şuna bir sağ çekeyim" deyip sağına geçiyor. Cip bu defa sağa geçip yol vermiyor. Derken bir iki hamle daha deniyor. Lakin önündeki aracı bir türlü geçemiyor. Tabi araçtaki arkadaşlarıyla birlikte başlıyorlar homurdanmaya, söylenmeye: “Kim ulan bu?”, “Hele çektir şunu bir sağa haddini bildirelim” filan derken kavşaktaki ışıklarda araca yetişip yanına yanaşıyorlar...

Öncelikle arabasının camından cipteki genç şoföre, “Ne biçim araba kullanıyorsun lan sen! Bir sağa bir sola yanaşıp yol vermiyordun. Havan kime kardeşim!” diye bağırıyor.

Cipteki araç şoförü, kendi yaşlarında temiz yüzlü bir genç; yarı açık olan aracının camını tamamen indirip nazikçe, “Hakkını helal et be kardeşim! Bugün biraz dalgınım. Özür diliyorum senden. Kusura bakma!” deyince, Murat hiç beklemediği bu cevap karşısında kısa süreli bir şaşkınlık geçiriyor. Yaptığı sert çıkışa karşılık yine sert bir ifade bekleyen Murat, ne diyeceğini şaşıran ve biraz da mahcup bir edayla bu defa, “Ya hu asıl sen kusura bakma be birader. Beni mahcup ettin. Oysa biz yolda neler söyledik, neler düşündük senin hakkında! Kavga etmeye bile hazırlanmıştık aslında. Ben de senden özür diliyorum kardeşim” diyor. Ve kavga başlamadan bitiyor...

İşte böyle kıymetli dostlar...!

“Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır” boşuna dememişler.

İnsanoğlunun yanında her daim kötülüğü üfleyen şeytan, 7/24 görevini yapıyor. Ve öyle olaylar yaşanıyor ki; “O an keşke o sözü söylemeseydim”, “Keşke o şekilde davranmasaydım” dediği ve dönüşü olmayan, hatta neticesi vahim olan olaylarla karşı karşıya kalabiliyor insanoğlu...

Sabırla, sükûnetle ve güzel düşüncelerle olaylara bakmakta her daim fayda vardır.

Ne demiş kıymetli büyüklerimiz: “Güzel bakan güzel görür. Güzel gören güzel düşünür. Güzel düşünen hayatından lezzet alır...”

Selametle kalınız!

*Hafta sonu ilimizde menfur bir saldırıda hayatını kaybeden Doç. Dr. Mustafa Girgin hocaya da Allah'tan rahmet, kederli ailesine sabır ve başsağlığı diliyorum.

Bu gibi ehil insanların yetişmesi, böyle adice öldürülmeleri gibi kolay olmuyor maalesef! Herkes dikkatli davranmakla da sorumludur vesselam!

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X