Advert
UMUDA YOLCULUK
SIRAÇ KOÇ

UMUDA YOLCULUK

Bu içerik 1238 kez okundu.

19’uncu yüzyılın ikinci yarısından itibaren hayatımıza girdi piyango.

O dönemde en popüler olanlar Bulgar, Macar ve Avusturya piyangolarıydı. Gayrimüslimler arasında yaygınlaşan piyangoya uzunca bir süre devlet tarafından sıcak bakılmadı ve sadece yardım amaçlı düzenlenenlere izin verildi.

Osmanlı Arşivi’ndeki belgelere göre Sultan Abdülmecit döneminde ilk kez piyango yasakla karşılaşıyor. 1855 yılındaki yasak 1857 yılındaki Danıştay kararı ile ‘külliyen men’ uygulamasına dönüşüyor.

1861’de tahta çıkan Sultan Abdülaziz’in ilk icraatlarından biri ise piyangoyu serbest bırakmak oldu. 1865’e gelindiğinde kolera salgını gerekçe gösterilerek piyango tekrar yasaklandı.

Türkiye Cumhuriyeti ise ilk yıllarında piyangonun milli savunma üzerindeki etkisini kullanmak istedi ve 1926’dan 1939’a kadar devletin düzenlediği Tayyare Cemiyeti Piyango’larının geliri ile uçak alımı yapıldı. 1939’dan sonra ise Milli Piyango İdaresi kuruldu.

Bugün baktığımızda, kamu için iyi bir gelir kalemi haline geldi Milli Piyango İdaresi.

Hatta 2016 yılında dağıtılan ikramiye tutarları göz önüne alındığında dünya sıralamasında ilk üçe girdi.

 

Hafta sonu Eminönü’ndeki meşhur “Nimet Abla” gişesinin önünden geçtim.

Mahşer yeri gibiydi.

Sıra bekleyenlerin oluşturduğu İnsan kuyruğunun en az 2 kilometre olduğunu söyleyebilirim.

Özel güvenlikçiler ile düzen sağlanabiliyor ancak.

Yaşlılar, gençler, çocuklar, anneler, babalar...

Asgari ücretliler, memurlar, emekliler, çalışanlar, işsizler...

Yani sizler ve bizler...

Kaderinin değişeceğine inanan milyonlar varken, gerçek şu ki; sadece bir elin parmağı kadar insanı sevindirecek bir bekleyiş.

 

1986 yapımı Milyarder isimli sinema filmini birçoğumuz hatırlarız.

Film, Türkiye'nin küçük ilçelerinden biri olan Mesudiye tren istasyonu amiri Mesut'un (Şener Şen) Millî Piyango'dan büyük ikramiye kazanması ile birlikte çevresinde gelişen olayları anlatıyordu.

Tam bir dönem filmiydi.

12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrası toplumun zengin olma hayalini, sınıf atlama düşlerini, para için nelerden vazgeçebileceğini anlatması açısından önemliydi. Kapitalizmin yavaş yavaş toplumun tüm kesimlerine nüfuz etmeye başladığı yıllardı.

Kolay zenginleşmenin başladığı bu dönemde, dostluğun yerini menfaat, sevginin yerini para, fikrin yerini sermaye almıştı.

Yani Türkiye toplumu zorla kabuk değiştirmiş, ancak bu değişim ahlaki ve kültürel bir erezyonu da beraberinde getirmişti.

O günden bugüne yaklaşık 30 yıl geçti.

Onlarca insan piyangodan milyonlarca Lira kazandı. Ama hiçbiri mutluluğu yakalayamadı. Ya tüm parasını kaybetti ya da evini, eşini, kurulu düzenini.

Tüm olumsuz örneklere rağmen, zenginlik umudumuz hiç tükenmedi.

Vahşi Kapitalizmi de maalesef içselleştirmeyi başardık bu süre zarfında.

Sadece kendimizi düşünmeyi, esas olanın “ben” olduğunu, hayatta en önemli şeyin “para” olduğunu öğrendik(!)

Keşke çocuk kalabilseydik ve hiç büyümeseydik.

Umutlarımız paraya dair değil; mutluluğa, yardımlaşmaya, bölüşmeye, barış ve huzura, erdem ve insanlığa dair kalabilseydi.

Umutla kalın...

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X