Advert
FİKİRLER SINIR TANIMAZ
Nevzat ÜLGER

FİKİRLER SINIR TANIMAZ

Bu içerik 1752 kez okundu.

Müslümanlar teknolojide, ilimde, siyasette ve parasal oluşumlarda görünür hale gelmeye başlamıştır. Batı’nın hırçınlığı ve saldırganlığı da buradan geliyor.           

Yirminci yüzyılın ikinci yarısından itibaren İslam coğrafyasında kendi medeniyet kodları üzerinden atılım yapmak isteyen Müslüman düşünce adamları, işletmeciler, iktisatçılar ve siyasetçiler büyük bir atılım başlatmışlardır. Teorik bilgi kadar teknolojik atılımlar da geri kalmışlık çizgisini değiştirmeye başlamıştır. Mesela Türkiye’de fert başına gelir 10.000 doları aşmıştır. Türkiye’nin dış ticareti hızla 500 milyar dolara doğru gitmektedir. İhraç edilen ürünler içerisinde teknoloji ağırlıklı olanları artmaya başlamıştır.

İlmi ve fikri gelişmeyi büyük çapta yakalamış olan Doğu için esas problem ahlakidir. Hazzın, hızın ve çılgınca tüketimin kollarına düşmüş olan insanların en büyük handikapları tüketim hastalığıdır. Sosyal ve ahlaki çöküntünün ortadan kaldırılması çok kolay bir iş olarak görülmemelidir. Çağımızın insan ruhunu çürütücü hastalıklarının tedavisi için yalnız entelektüel bir uyanma yetmez, Müslümanlara şok tedaviler gerekmektedir. Bunun için tavsiyelere değil, modellere ihtiyaç vardır. En tesirli modeller elbette devlet yönetiminde görev alanlardır. Resmi kanallar taklitçiliği bırakırlarsa toplumsal değişme hem hızlı hem de anlamlı olur. Kapsamlı bir hayat görüşünün sağlıklı bir toplum oluşturmada, bilim ve teknolojiden daha elzem olduğunu Batı’daki yaşayış şekli bize çok iyi anlatmıştır.

Günümüz dünyasında bir düşüncenin, sınırların dışına çıkması veya sınırlardan içeriye girişi çok kolaydır. Çünkü hem kalite hem de moda akımlar gümrük duvarları ile durdurulamaz. Dışarıdan alınan her yeni üretim ve tüketim anlayışının yeni müesseseler meydana getireceği çok açıktır.

Orta boy işletme fikrinin bu toplumda yer etmesi şarttır. İnsan yüzlü kalkınma ancak orta boy işletmeler eliyle sağlanabilir. Orta boy işletmelerin üretimlerinin toplamından büyük işletme imalatları elde etmek hem daha sağlıklı, hem de daha kolaydır. Bu fikirlerin kök salması için zamana ihtiyaç vardır.

            Bugün küresel medeniyete, üretim ve tüketimin herkesleşmesine karşı koyacak tek potansiyel İslam ama İslam ülkelerinin de buna yanaşmaları biraz nazlı oluyor. Onlardan bazıları maalesef otoriter merkezlerden kurtulma adına kendilerini küresel medeniyetin kollarına atmanın derdinde. 21. Yüzyılla birlikte Türkiye bu anlamda bir istisna ve arkasını ve önünü hesaplayarak gereğini yapmaya başladı.   

         Batı medeniyetinin esasının kaos ve gözyaşı olup olmadığına karar verirken, esas suç unsurunun Batılı olmakta değil, Batıcı olmakta olup olmadığına da lütfen biraz dikkat edelim.

Elbette zulüm ve sömürü ilanihaye devam etmez. İnsanlar, Batı sisteminden rahatsızlıklarını yüksek sesle haykırmaya başladılar. Sonuç ne zaman alınır? İnsanın görevi zulmü ve sömürüyü ortadan kaldırmaya ve yerine hakça bir sistem tesis etmeye çalışmaktır. Sonucu tayin hakkı ayrı bir konudur.

Zaten milletlerin ve kültürlerin geleceği hakkında kesin tahminlerde bulunmak hem yanlış hem de tehlikelidir.

Batı, makineyi bir üstünlük olarak dünyaya sunarken, kendisi gibi olunmasını salık veriyor. Buna mukabil de dine karşı bir tutum alınmasını istiyor. Buna makinenin veya teknolojinin hükümranlığı diyorlar. Aslında oluşturdukları “Merkez Ülke” çemberi içerisine aldıkları G7 veya G10’u de artırmak istemediklerinden dünyada kaos, terör ve savaşlar bitmiyor.

                                                  

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X