Advert
ORTA GELİR TUZAĞI
Nevzat ÜLGER

ORTA GELİR TUZAĞI

Bu içerik 1790 kez okundu.

Konu biraz fazla teknik ama toplumun da bilgilendirilmesi gerekiyor. Konu; Orta Gelir Tuzağı.

         Bir ekonominin belirli bir dönemde, kişi başına belli bir gelir düzeyine ulaştıktan sonra orada sıkışıp kalması halini tanımlamak üzere kullanılan deyim “Orta Gelir Tuzağı” olarak adlandırılır. Diğer bir anlatımla; Orta gelir tuzağı, bir ekonomide kişi başına gelir düzeyinin belirli bir aşamadan öteye gidememesi  halini ya da belirli bir gelir düzeyine ulaştıktan sonra durgunluk içine girilmesi durumunu ifade eder. 

         Orta gelir tuzağına sürükleyen nedenler; gelir dağılımı eşitsizliği, düşük rekabet gücü, düşük vasıflı beşeri sermaye, kurumsal faktörlerin yetersizliği, teknoloji, AR-GE faaliyetlerinin yetersizliği, yetersiz alt yapı yatırımları olarak belirtilmiştir.

         Dünyada kırılgan beşli olarak isimlendirilen Brezilya, Endonezya, Güney Afrika, Hindistan ve Türkiye; cari açık, enflasyon, işsizlik ve kaynak bulma alanında kırılganlıkları olan ülkelerdir.

         Türkiye ve Brezilya 2010 yılında orta gelir tuzağından çıkmaya oldukça yaklaşmışken tekrar geriye düşmüş ve tuzakta kalmışlardır. Bu yıllarda Türkiye’de fert başına gelir 11.000 dolara yaklaşmıştı. Tabi kaynakların adil bölüşümü de oldukça önemli bir göstergedir. Medeniyet kavramının yüksek gelirle birlikte, belki daha ziyade gelirin bölüşümü arasında doğrusal bir çizgiye sahip olduğu unutulmamalıdır. 

         1.005 dolar ve daha az gelirli ülkeler “düşük gelirli ekonomileri”, 1.006-3.955 dolar geliri olan ülkeler “düşük orta gelirli ülkeleri”, 3.956-12.235 dolar gelire sahip olan ülkeler “üst orta gelirli ülkeler” ve 12.236 dolar ve daha fazla geliri olan ülkeler de “yüksek gelirli ülkeler” olarak tanımlanmaktadırlar.

         Buna göre 1.006 dolar ile 12.235 dolar arasında kişi başına gelire sahip ekonomiler orta gelirli ekonomi olarak kabul ediliyor. Ülke büyümezse kişi başına gelir de artmaz.

         Türkiye, Avrupa Birliği ile 2005 yılında tam üyelik müzakerelerine başladı. Bu dönemde hukuk alanında önemli gelişmeler oldu. Bu müzakerelerin ciddi biçimde yürütüldüğü 2005 – 2009 arasında Türkiye’ye yılda ortalama 18 milyar Dolar doğrudan yabancı sermaye yatırımı karşılığı döviz girdi. Bu ortalama, Cumhuriyet tarihinin rekorudur. 2009 ve sonrasında bir daha hiçbir yıl böyle bir ortalamaya ulaşılamadı. Çünkü Türkiye - Avrupa Birliği üyelik müzakereleri hızını kaybetti. İzleyen yıllarda doğrudan yabancı sermaye yatırımı şeklindeki döviz girişinin yerini dış borçlanma aldı. 

         Tuzaktan kurtulmak için hem mal hem de hizmet sektöründe daha yüksek üretim verimliliği sağlanmalı. Bunun için de  daha güçlü yapısal dönüşüme ihtiyaç vardır. Muhakkak hukuk.

         Politika yapıcılar; yapısal dönüşümü, girişimciliği, yeniliği, bilgi teknolojilerini ve nitelikli emeği geliştirecek, kamu ekonomisini daha etkin hale getirecek reformlara ağırlık vermelidir.

        Türkiye bu dönüşümü gerçekleştirecek reformları yapamazsa orta gelir tuzağından çıkamayabilir. Kişi başına gelirde en azından 20.000 doları aşamazsak ilk 10 büyük ekonomi arasına giremeyiz ve yüksek toplumsal refahı sağlayamayız.

         Türkiye'nin de içerisinde yer aldığı 28 üst orta gelirli ülkede orta gelir tuzağından çıkmak için önemli koşullardan biri de ülke içinde bölgesel gelişmişlik farklılıklarının azaltılmasıdır. Kaynakların verimlilik düzeylerinin ülke içinde tüm bölgelerde birbirine yaklaşması, ülke kaynaklarının daha verimli bir şekilde kullanılması manasına gelir. Bu nedenle, büyümenin sürdürülebilirliği ve rekabetçi bir ekonominin oluşturulması için bölgesel eşitsizlikleri azaltmaya yönelik kamu politikaların uygulanması gerekmektedir.

         Kaynakların serbest piyasa ortamında üretime en fazla katkı sağlayabilecekleri alanlarda tahsis edilebilmeleri için ekonominin tüm boyutlarında şeffaflık, hesap verebilirlik, hukukun üstünlüğü, ifade ve düşünce özgürlüğü ve demokrasinin tüm kurum ve kurallarıyla hakim kılınması hedeflenmelidir. Mutlaka daha çok hukuk.

         Kamu kaynaklarının tüm yatırımcılara serbest piyasa ekonomisinin ruhuna uygun bir şekilde ve rekabetçi bir ortamda tahsis edilmesi, bankacılık sistemindeki kamu kaynaklarının tahsisi fırsat eşitliğine uygun olmalıdır.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X