Advert
 MÜSLÜMANLAR NEDEN BİRBİRİNİ ANLAMAZLAR?
Habib KARAÇORLU

MÜSLÜMANLAR NEDEN BİRBİRİNİ ANLAMAZLAR?

Bu içerik 352 kez okundu.

             İslam âleminin günümüzdeki en büyük sorunlarından biri olan parçalanmışlık ve bölünmüşlük sorununun altında yatan en önemli nedenler neler olabilir? diye biraz kafa yorup araştırma yaptığımızda çok ilginç şeylerle karşılaşabiliyoruz.

        İletişimin zirvede olduğu, bilgiye ulaşmanın çok basit ve kolay olduğu, ulaşımın çok hızlı hale geldiği, dünyanın giderek çok küçüldüğü böylesine bir zamanda insanların birbirinden uzaklaşma ve yalnızlaşma sorunu nasıl izah edilebilir? Sorusuna kestirmeden şöyle bir cevap verebiliriz: Hayatın kolaylaşmasıyla hayat standartlarının yükselmesi insanların eskisi gibi bir arada yaşama zorunluluğunu ortadan kaldırarak beraberinde bireyselleşmeyi getirmiş ve sonrasında bireysel tercihlerin yoğunluğu toplum bazında da ciddi sapmalara neden olmuştur. Böylece toplumsal değişimler bir zorunluluk haline gelmiş olabilir. Biz bu şekilde izahlar yapsak da asıl neden olarak tabandan gelen yönlendiriciler yerine tepeden gelen yönlendiricileri görmemiz daha doğru olur.

            Yukarıda izaha çalıştığımız sosyal gerçeklik cemaatler ve gruplar bazında da son dönemlerde önemli bir sorun olarak görülüp ciddi manada bu konu Müslümanlar arasında tartışılmaya başlanmıştır. Fazla değil bundan yarım asır önce ülkemizdeki cemaat ve cemiyet sayısı parmaklarla sayılabilinirken artık günümüzde sayısını bilemeyeceğimiz oranda çoğalmıştır. Bunun en önemli nedeni olarak cemaatlerde bölünmelerin yaşanması ve sonrasında bu bölünmenin siyasi hareketlerde de çok hızlı bölünmelerde etkili olmasını zikredebiliriz. Özellikle kurucularının veya önderlerinin vefatından sonra bölünme aşamasına gelen cemaatler ve siyasi hareketler amip gibi sürekli çoğalmaya ve birbirlerinin alanını zorlamaya başlamışlardır.  Böylece varoluş gayesini bir kenara bırakarak alan kapma mücadelesini ön plana alan cemaat ve cemiyetlerin sürekli tartışmalarına da şahit olmaktayız.

            Müslüman topluluklardaki bölünme ve zıtlaşmanın arkasındaki neden bireysel farklılıkların yanında aslında inanç ve düşünce temellerindeki farklılıklardan kaynaklanmaktadır. Özellikle ülkemiz gibi geçmişinde batılı inkılâpların yaşandığı, İslami eğitim ve hayatın uzun süre akamete uğradığı yerlerde Müslümanlar arasında görüş, metot ve hedeflerde farlılıkların olması kaçınılmaz bir sonuç olarak karşımızda durmaktadır. Bunun yanında ülkemizde dinin teorik ve pratiğine dair tüm kurallarına sahip çıkacak hem yakın geçmişte hem de günümüzde dini bir otoritenin bulunmaması meydanın bu konuda yeterliliği tartışılan birey ve gruplara kalmasına neden olmuştur.

            İslam’ın asli kaynakları konusunda yeterli bilgi ve birikime sahip olmayan Müslüman toplulukların tabi oldukları cemaatin verdiği bilgi ve öğretilerle kifayet ederek kendilerini geliştirmemeleri de çok önemli bir sorun olarak karşımızda durmaktadır. Geleneksel dini eğitim ve öğretiminin yanında resmi örgün eğitim kurumları aracılığı ile verilen din öğretimi çoğu zaman birbiriyle çelişerek Müslümanların birbirini anlamamasında etken rol oynamıştır da diyebiliriz. Özellikle tasavvuf çevrelerindeki bireyin şartsız-kayıtsız verilenleri kabulüne karşılık entelektüel çevrelerdeki dine eleştirel yaklaşım tarzı bu iki grubun çoğu zaman düşünce alanında çekişmesine neden olmuştur.

            Tevhid dini olan İslam, Müslümanların birliğini emretmekte iken onların bu kadar çok parçalara ayrılması Müslümanların İslam’ı anlamada ve uygulamada bir takım sıkıntı ve eksiğinin olduğunu göstermektedir. Oysaki İslam toplumu her türlü aşırılıktan, taşkınlıktan ve ölçüsüz davranışlardan kaçınan mutedil (orta) bir toplumdur. Bu konuda Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “İşte böylece, siz insanlara şahit olasınız, peygamber de size şahit olsun diye sizi vasat (örnek) bir ümmet yaptık. Biz bu yöneldiğin kıbleyi özellikle Resule uyanlarla sırt çevirenleri açıkça ayırt edelim diye belirledik. Bu, Allah’ın hidayet verdiği kimselerden başkasına elbette ağır gelecektir. Allah imanınızı asla zayi edecek değildir. Çünkü Allah insanlara karşı çok şefkatli, çok merhametlidir.” ( Bakara  Suresi, 143.Ayet) Rabbim bizlere aşırılıklardan uzak tüm din kardeşlerine seven bir şuur nasip etsin. Amin.

                       

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ELAZIĞ'DA TERÖR OPERASYONU: 1'İ HDP İLÇE BAŞKANI 4 GÖZALTI
ELAZIĞ'DA TERÖR OPERASYONU: 1'İ HDP İLÇE BAŞKANI 4 GÖZALTI
İŞTE AK PARTİ'NİN İL GENEL MECLİSİ ÜYESİ ADAYLARI
İŞTE AK PARTİ'NİN İL GENEL MECLİSİ ÜYESİ ADAYLARI