Advert
KERBELA  FACİASI VE GÜNÜMÜZE TAŞIDIKLARI
Habib KARAÇORLU

KERBELA FACİASI VE GÜNÜMÜZE TAŞIDIKLARI

Bu içerik 507 kez okundu.

        Kameri Aylardan Muharrem Ayı içindeyiz. Muharrem Ayı Hicri Takvimin ilk Ayı ve İslam’daki dört haram ayın da ilkidir. İslam’dan önce de dört haram aydan (Muharrem, Receb, Zilkade, Zilhicce) biri kabul edilen ve kendisinde savaş yapılması ve kan dökülmesi yasak olan Muharrem Ayı yine Kur’an-ı Kerim’de haram aylardan biri olarak zikredilmiştir. Bu konuyla ilgili Yüce Rabbimiz Tevbe Suresi 36 ve Bakara Suresi 217.Ayetler başta olmak üzere daha bir çok Ayet-i Kerimede Haram Ayları ve onlarda uyulması gereken hususları  buyurmuş, kan dökmenin haram oluşu yanında fitnenin adam öldürmekten daha kötü olduğunu da buyurmuştur.

         Muharrem Ayı’nın 10.günü Hz.Adem’den başlamak üzere birçok Peygamberle ilgili önemli olayların kendisinde vuku bulmasından dolayı Ehl-i Kitap tarafından da mübarek kabul edilmiştir. Hz.Adem’in tövbesinin bugünde kabul edilmesi, Hz. Nuh’un gemisinin karaya çıkması, Hz.Musa’nın İsrailoğullarını Firavun’un zulmünden kurtarması, Hz.Yunus’un balığın karnından çıması, Hz.İsa’nın dünyaya gelişi vs. daha birçok olayın bugünde gerçekleştiği rivayet edilir. Bütün bu rivayetlerden dolayı İslam’dan önce de Aşure günü mübarek bir gün olarak kabul edilmiş ve bugünde oruç tutulmuştur.

          Bugün ne yazık ki, İslam coğrafyasında Aşure günü, yani Muharrem’in 10. günü bir sevinç günü olarak anılmasının yanında, çoğunlukla hüzün günü olarak da anılmaktadır. Müslümanlara “Kerbela Faciası”nı hatırlatması açısından ayrı bir öneme sahiptir.

         Hz.Peygamber (S.AV.)’in Üçüncü Halifesi olan Hz.Osman (r.a) zamanında çıkartılan fitne, gelişerek yıllarca devam etmiş, Onun, Dördüncü Halife Hz.Ali (r.a)’nin ve bir çok sahabenin şehadetleri  ile sonuçlanmıştır. Şehadet halkasına sonradan Hz.Peygamber (S.A.V.)’in sevgili torunları Hz.Hasan (r.a) ve Hz.Hüseyin (r.a)’de katılmışlardır. Peygamberimiz (S.A.V.)’den sonra da Müslümanlar ağır imtihanlardan geçmiş, kimi bu imtihanları kazanırken kimi de kaybetmiştir. Hz.Osman (r.a) zamanında, Arapların cahiliye dönemine ait bazı hastalıkları başta Yahudi asıllı Abdullah b. Seb’e olmak üzere bir çok fitneci tarafından tekrar hortlatılmış, Müslümanlar aldatılmıştır. Makam ve mevkilerin dağıtımındaki usuller tartışmaya açılmış, birçok Müslüman da bu çekişmeye alet edilmiştir. Hz. Osman (r.a)’ın çok yumuşak huylu olması ve iyi niyeti ne yazık ki kötüye kullanılmıştır.

       Fitnenin önüne geçilmezse nerede duracağı bilinmez, tıpkı bugünde olduğu gibi. Abdullah b. Seb’e münafığının çalışmaları ne yazık ki dalgalar halinde İslam devletinin tüm şehirlerine yayılmış, asilerin ortaya çıkmasına ve Medine’yi işgallerine sebep olmuştu.Sonuç çok vahim bir şekilde gerçekleşti;önce Hz.Osman, daha sonra Aşere-i Mübeşşereden Hz.Talha(r.a) ve Hz.Zübeyr (r.a) olmak üzere bir çok sahabe şehid edildi. Akabinde gelişen olaylar, Hz.Ali (r.a) ile Muaviye arasındaki mücadele yine bir çok Müslümanın katline sebep oldu. Artık Müslümanlar birliklerini kaybetmişlerdi, fitne ortalığı kasıp kavuruyordu.

      Hz.Hüseyin (r.a)  babası ve ağabeyinin şehadetlerine tanık olmuş, bu nedenle münzevi hayatı tercih etmişken Muaviye’nin ölümü, Yezid’in Hilafete geçmesiyle kendini gelişen olayların içinden çekip çıkaramamıştı. Takdir mi desek ki, doğrusu o olsa gerek ,Hz.Hüseyin (r.a)’de onlarla aynı kaderi paylaşmıştı.

      Irak bölgesindeki, özellikle Küfe şehrindeki basiretsiz, kuru heyecandan başka bir özellikleri olmayan gafil Müslümanların çağrısına uyan Hz.Hüseyin (r.a) Kerbela’da yalnız bırakılmış, ihanete uğramıştı.10 Muharrem 61 ( 10 Ekim 680) tarihinde gerçekleşen Kerbela faciası o zamandan bu zamana kadar tüm Müslümanların kalbinde derin bir yara bırakmış, aynı zamanda çok büyük ayrılıklara sebep olmuştur. Hz.Hüseyin(r.a)’i şehid eden alçaklar ne denli büyük bir cinayet işlediklerinin farkında olsalar da dünyalık uğruna nefislerine mağlup olmuş, kıyamete kadar lanete uğramışlardır.

       Günümüz İslam dünyası hala bu olayın sarsıntılarını üzerinden atamamıştır. Bugün Irak ve Suriye’de cereyan eden iç çatışmaların derin kökleri de buraya kadar uzamaktadır. Özellikle Şii Müslümanlar bu olayı akidelerinin merkezine koyarak buradan Ehl-i Sünnete saldırmaktadırlar. Halbuki hiçbir Sünni Müslüman, bırakın bu faciayı kabul etmeyi, en az onlar kadar bu cinayeti  lanetlemekte ve de üzülmektedirler.

      İslam düşmanı Siyonist Yahudilik ve işbirlikçisi Emperyalist Batılı güçler Müslümanlar arasındaki ihtilaflardan yararlanma konusunda uzmanlaşmış, bunu en güzel şekilde kullanmanın planlarını uygulamışlardır. Bunun en güzel örneği ne yazık ki Irak ve Suriye başta olmak üzere Yemen, Pakistan ve Afganistan’da yaşanan vahim olaylardır. Müslümanlar hiç tereddüt etmeden artık birbirinin kanını dökmekte, buna da “cihat” demektedir. Cihadın İslam düşmanlarıyla yapılması gerektiği şuurundan tamamen uzaklaşmış bu zavallılar yanı başlarındaki ne zalim İsrail’i, ne Hindistan’ı, ne Çin’i, ne Rusya’yı ve de Müslümanların bu hale gelmesinde ki en büyük müsebbip ABD’yi göremez hale gelmişlerdir.Böylece fitne ateşi tüm İslam alemini kasıp kavurmaya devam etmektedir.

 

     Bu mübarek ayda Yüce Rabbimizden tüm Müslümanlara hidayet, feraset , basiret ve dirayet niyaz ederken;” içimizdeki beyinsizler yüzünden bizi de helak etme Ya Rab” diye de dua ediyorum. Muharrem Ayı hepimizin kurtuluşuna vesile olsun inşaallah. Amin.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Ters lale tohumları toprakla buluştu
Ters lale tohumları toprakla buluştu
Sarıkaya: Kandil zulmün, haksızlığın yıkılışı demektir
Sarıkaya: Kandil zulmün, haksızlığın yıkılışı demektir