Advert
YİNE SEÇİM MEVSİMİ GELDİ
Nevzat ÜLGER

YİNE SEÇİM MEVSİMİ GELDİ

Bu içerik 1622 kez okundu.

         Seçimler bizim ülkemizde hep olumlu işlere vesile oluyor. Yollar yapılıyor, cezalar affediliyor, vatandaşa değer atfediliyor, güzel vaatlerde bulunuluyor. Bayram ikramiyeleri veriliyor, ek gösterge üzerinde çalışılıyor. Gelir dağılımı biraz daha iyileşiyor. Bence seçim iyidir. Hele bir de iyisini seçmeyi becerebilirsek, yine şehrin güzelleşmesine yakınız demektir.

         Elbette hata kullara mahsustur ama fazla hata cezayı gerektirir. Bu vesileyle, başkan adaylarımızdan diğer hizmetlerinin yanında bir de “Botanik Bahçesi” isteyelim. Tabi öyle yasak savma kabilinden değil. Malum Türk tarihinde botanik bahçesi ve şifahanelerle ilgili çok örnekler var. Yani yapılacak işe not verirken ölçü alınacak örnek tarihimizde mevcut.

         “Kula bela gelmez, Hak yazmayınca,

         Hak bela yazmaz, kul azmayınca,

         Hak kulundan intikamını kul ile alır,

         Dini-irfan bilmeyen bunu kul etti sanır.”

         “Yaratanın emri olmayınca sanma yaprak kımıldar.”

         Meşhur sözdür; “Ayağına taş değse kalbini yokla.” “Ayağına taş deyse, hatayı kendinde ara.” “Zalim yeryüzünde Allah’ın adaletidir. Allah onunla –diğerlerinden- intikam alır. Sonra –döner-, ondan da intikamını alır.”

         Ekmeye saygı göstermek gerekir. Nan-ı Aziz ekmektir, geri kalanlar katıktır. Dünyada halen buğdaydan daha fazla aranan bir tahıl ürünü yok zannederim. İnsanlara ve hayvanlara asıl yiyecek olarak hala birinci sıradaki yerini koruyor. Kepeği olan ekmeğin lezzeti ve sindirimi kayda değer doğrusu.

         Zeytinyağı, incir, hurma, karpuz, çörek otu, nar, pirinç, sarımsak, sinameki, bal, kimyon, et, tereyağı, kavun, maydanoz, mantar, mercimek, ayva, bakla, hardal, tere, sirke, üzüm, kabak, dut, kiraz, hıyar, ananas, muz, su, buğday, arpa, yulaf, çavdar, mısır, darı, gül usulünce ve miktarınca kullanılırsa neye yaramaz ki? Bu isimler hadislerde geçen bitki isimleridir. Elbette daha çok vardır. Mesela kına önemli bir bitkidir vd. Burada sayılan bitkiler hem ticari, hem şifahi hem de estetik yönlere sahiptirler. Mesela gül hem peyzaj hem tıp alanında kullanılmıyor mu? Bir şairimizin en bilinen şiirlerinden biri de “Mona Roza” değil midir? Mesela “Muhammedi Gül” isminin amacı peygamberi hatırlatması olduğu kadar, kokusunun hicazdan geldiğine dair düşünceler vardır. Gül 5.000 yıldır tıpta kullanılmaktadır diyor kayıtlar.

         Nar ayrı bir tada ve güzelliğe sahip değil midir? Hem yemek, hem şifa hem de güzellik aracıdır. Naneli nar şurubu reddedilir mi? Hele narı balla karıştırarak yemenin faziletini bir de doktorlar anlatsın!

         Şimdi Sürsürü’nün “Öküzgözü” üzümünü ve ondan yapılan orçik, pestil, pekmez ve şurubunu bir düşünün. Üzümdeki demir, Hanifi Beyin işletmesin de bile yoktur.

         Baklayı alıp yemeyen, ondan fayda görmeyen “demans” hastası var mıdır? Benim Alzheimer (alzaymır) hastası olan bir arkadaşım, hem tanelerini hem de yapraklarını yiyor. Çok faydalı olduğunu söylüyor.

         Tereyağı, et, Zeytin ve zeytinyağının faydalarını öğrenmek için Canan Karatay’ı dinlemek gerekir.

         Bütün bitkiler Allah’ın büyüklüğünün işaretleri ve imzalarıdır. Bütün bitkiler direkt ya da dolaylı olarak faydalıdır.

         Botanik bahçesi en iyi Türkiye’de kurulabilir. Çünkü coğrafyası, bitkisel çeşitliliği, bahçe kurma kültürü çok ileridir. Bu bahçenin içerisinde okuma odaları, şifahaneler, beslenme şekil ve adabına ilişkin bölümler bulunabilir. Böyle bir bahçe sağlık ve tabii beslenmede o şehri dünyanın çekim merkezi yapabilir. Türkiye bu yönüyle adeta doğal bir müzedir. Böyle bir oluşumu merkezi hükümetin desteğini alarak yerel yönetimler rahatlıkla yapabilir ve şehirlerini odak haline dönüştürebilirler.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X