Advert
İNSAN BU…
Nevzat ÜLGER

İNSAN BU…

Bu içerik 1431 kez okundu.

Yeryüzünün halifesi olarak en güzel bir şekilde takdim edilen insan, dünyaya gönderilirken elbette bir takım maksatlar için gönderilmiştir. “Ben insanları ve cinleri yalnız bana ibadet (kulluk) etsinler diye yarattım” ayetiyle Cenab-ı Allah, devamlı düşünmeyi, tefekkür ve tezekkür etmeyi öğütleyip ibadeti emretmektedir.

         Dünyadaki bu insan;

         -Akıl sahibidir.

         -Düşünebilme ve çözüm üretebilme özelliğine sahiptir.

         -Soru sorabilme melekesi vardır.

         Öyle ya; insan akılla düşünür, akılla soru sorar, akılla çözüm üretir ve aklıyla üretim yapar. Akıl, dünyayı ve yaratıcıyı anlamak ve ona göre yaşamak istidadındadır ama yalnız akıl yetmeyeceği için Allah kitap ve peygamber göndermiştir.

         Akıllı insan sorduğu sorularla;

         -Maveraya (öte dünyaya) kapı aralar.

         -Aklı, sorularla, cevapları, akılla sınava girer (imtihandadır). Doğru soru soramayan, hedefe ulaşamaz. Zaten soru sormayan akıl iz süremez. Kaldı ki; akıl yeterli olmazsa yetenekler boşta kalır. Halbuki insanın fıtratında sonsuz yetenekler/kabiliyetler vardır. Vicdanın şubeleri olarak; “akıl, irade, zihin ve his” doğru imalat yapabilirse insanlığa ve kainata hizmette bulunabilir.

         “İnsan ve hakikat” birbirine en çok yakışan iki kelime ama aynı zamanda da en büyük kavga nedeni. Şeytan hakikati kabul etmediği için isyan etti ve insana düşman oldu. Halbuki sınavda eşyayı (şeyleri) bilmeyen şeytan, bilen de insandı. İnsanın hiçbir etkisi olmadan, doğuştan getirdiği özellikleri nedeniyle insana savaş açmıştı şeytan. Gerekçesi tamamen ırki bir düşünceydi: “İnsan topraktan, ben ateşten yaratıldığım için ben üstünüm” diyordu. Bugün de bu savaş, en azından Yahudiler ve Yahudileşen insanlarda devam ediyor. Siyahlar-beyazlar, varlıklılar-yoksullar, Doğulular-Batılılar, eşraf-halk ayırımı hep şeytandan gelen çarpıklıklar.

         Halbuki anasırı erbaa (toprak, su, hava, ateş) insanla değer kazanmıyor mu? Bu anlamda insan hem değer katan hem değer kaybettiren varlık.

         Allah, kainatı insan için yarattım diyor. İnsan da kainatın meyvesidir. Demek ki insan olmayınca kainat değersizleşir.

         Ekolojiyi varlıklılar bozuyor. Şimdi onlara G-8 diyorlar. Siyahları otobüste yanlarına oturtmayanlar beyazlardı. Hem de G-8’lerin en birinci ülkesinde. Dünyanın efendileri Batılılardır diyen de Batı değil midir? Bunu demeyen G-8 ülkesi var mı? Allah inancına kaşı iki yüz yıl boyunca savaş açanlar; Pozitivizm, Darvinizm, Materyalizm, Marksizm, Sekülarizm gibi dindışı akımlar değil miydi? Vahyi düşünceyi iptal etmek için bu akımları çıkaranlar sanayileşmiş ülkelerdi. Antik Yunan’da da aynı mantık yok muydu? Maddenin ezeli olduğunu ileri sürenlerin ana gayesi Yaratıcıyı inkar değil miydi?

         Doğru bir hayat sistemi/tarzı, ancak varlığın hikmet ve gayesini anlamakla mümkündür. Gayesi ve maksadı yalnız mezara kadar olan insanın materyalizmden kurtulması mümkün mü?

         Halbuki bedenin gıdası yemek içmek ise kalbin gıdası da bilgi ve hikmettir. Yaratıcıyı bilmenin yolu da yaratılıştaki hikmetleri bilmekten geçer. Yaratıcıyı ve yaratılışındaki hikmeti bilmezse insan, yaratılanlarla diyalogunda ve onlara saygı duymasında arızalar meydana getirir. Gazali de öyle demişti; “Mevcut olandan daha sistemli, mükemmeli ve uygunu yaratılamaz.” Öyle ise yaratılıştaki hikmeti kavrayarak insan, hem bu dünyanın imarına yardım eder hem de ahretini mamur hale getirebilir.

         İnsan, kainata ve yaratılan her şeye Allah adına (manayı harfi ile) bakmayı becerebilirse iki alemde de mutlu olur.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ÇIKIŞ MAÇIMIZ OLACAK
ÇIKIŞ MAÇIMIZ OLACAK
ÖZTÜRK: KART GÖREN CEZASINA KATLANIR
ÖZTÜRK: KART GÖREN CEZASINA KATLANIR