Advert
İKİ ASIRDA İNSANIN DÖNÜŞÜMÜ
Nevzat ÜLGER

İKİ ASIRDA İNSANIN DÖNÜŞÜMÜ

Bu içerik 1671 kez okundu.

          Yalnız kalkınma ve teknolojiye çevrilmiş bir akıl; elbette yaratıcıya, insana ve kainata değil, devamlı fayda ve güce bakar. Bu nedenledir ki; Batı, insanı sadece siyasi bir obje ve uzun süreli bir yatırım aracı olarak görmüştür. Son yüz yılda bizim de yaptığımız bu oldu ve iki alem için de zarar ettik.  Seksen yıllık maziyle tefekkür de olmadı, medeniyet de. Dedesinin kendisine yazdığı mektubu okuyamayan bir nesil haline getirildik. “Tarihsizlik kimsesizliktir. Kimsesizlik iddiasızlıktır.”  Osmanlıca harflerle yazılmış eserleri kolayca okuyamayanlar münevver olmakta zorlanıyorlar. Bizim birbirimizle uğraşan “şizofrenik” bir toplum haline gelmemizde tarihsiz ve geleneksiz insanlar haline getirilmiş olmamız ve bizim de geçmişimizi anlamaya çalışmama hastalığımızdır.

       Hamaset edebiyatı da küfür edebiyatı da aslında körlük ve bilgisizlik numuneleridir. Hamaset ve hakaretle yaklaşarak geçmişimizi kavramaya çalışmak ya da çalışmamak akıllıca değildir.  Akıllıca olan kendi geçmişimiz üzerinde düşünerek İslam dünyası için de tüm insanlık içinde gelecek programları kurmaktır. Mevlana’nın dediği gibi, pergel gibi olmak gerekir. Bir ayağımız kendi geleneğimizde, tarih misyonumuzda, medeniyetimizde dururken, diğer ayağımız bütün medeniyetleri ve gelenekleri gezerek, inceleyerek onları dönüştürme yolunda olmalı. Kaldı ki İslam’ın iyi anlaşılması yalnız iktisadi problemlerimizin değil, bütün toplumsal sıkıntılarımızın aşılması anlamına gelir.

          Uygarlık merkezi beyin göçünün yöneldiği taraftır. İmparatorluklar dünyanın en zeki ve en kabiliyetli insanlarını toplayarak onları yetiştiriyorlar ve hizmette istihdam ediyorlar. Yani bütün eski medeniyetler, en yetenekli insanlardan istifade ederek dünyanın en muhteşem devletlerini ortaya çıkarttılar. Ancak onları sömürmediler. Zaten sömürme ve asimilasyon daha çok Batı Medeniyetinin sanayileşme ve nasıl olursa olsun kalkınma dönemlerine ait kavram ve uygulamalar. Hâlbuki bir İslam Devleti olan Osmanlı’da, bir devşirme, kurallara uymak kaydıyla padişahlık hariç bütün makamlara kadar yükselebiliyordu.

         Bir diğer önemli nokta; sermaye oynak bir nesne olmasına karşın Müslümanlar, sermayeyi küçük tutabilmiştir. Bu büyük marifeti de ustalıkla uygulamışlardır 1400 yıl boyunca. Aslında para parayı çeker kaidesine rağmen Müslümanlar bunu durdurmuştur. Tabi bu olay iktisadi olduğu kadar, belki biraz daha fazlasıyla siyasi bir olay gibi de anlaşılabilir. Ancak her aşırı zenginliğin elde edilmesi için büyük orta sınıfın yoksul bırakıldığından geçtiği gerçeğini de yadsıyamayız. Batı için asıl olan nasıl olursa olsun sermaye temerküzü ise, İslam için de bu konuda asıl olan gelirin adil dağılımıdır. Gerçi iktidar rakip istemez ama İslam’da arzu edilen orta tabakadır. Zengin olmak gerekiyorsa, bütün toplum adına sosyal devlet zenginliği paylaşır bir durumda olmalıdır. Sosyal devlette herkese hayat hakkı var. Gelirin adil bölüşümü sosyal devletin olmazsa olmazıdır.

         Müslümanlar, toprağı da, hayvancılığı da, sanayiyi de insanların yaşaması için iyi bir hizmetçi olarak anlamışlardır. Bunun için İslam toplumu için asıl olan gelirin adil dağılımı, güçlü bir orta sınıf, elbette sosyal refah ve İslami kurallara bağlı bir İslam Medeniyetidir.  Müslümanlar hiçbir zaman malı, eşyayı, ticareti ve sanayiyi, kapitalizmin anladığı gibi “tapılacak”  bir nesne olarak görmemişlerdir. Buna karşılık Batı için asıl olan da sermayenin belli ellerde toplanması, sınıfsal burjuvazi, hiçbir ahlaki kural tanımadan kalkınma ve Protestanlığa bağlı bir Batı Medeniyetidir.

         Müslümanların ise bu alandaki genel denklemi şuydu:

         Önce insanın yaratılış gayesine uygun bir bilgi toplumu, sonra bu bilginin şekillendirdiği bir ahlak, daha sonra o ahlaka uygun bir hukuk, o hukukun şekillendirdiği bir siyaset ve idare ve nihayet o idarenin tanımladığı bir iktisadi sistem.

         İslam tarihi boyunca uygulanan bu idare şekli yalnız Müslüman yöneticilerin bir ahlaki erdemi değil, bütünüyle İslam toplumunun dayandığı hukuk sisteminin bir sonucudur.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ÇIKIŞ MAÇIMIZ OLACAK
ÇIKIŞ MAÇIMIZ OLACAK
ÖZTÜRK: KART GÖREN CEZASINA KATLANIR
ÖZTÜRK: KART GÖREN CEZASINA KATLANIR