Advert
KONUŞMAK...
FIRAT POLAT

KONUŞMAK...

Bu içerik 679 kez okundu.

Hemen her gün televizyonlarda, gazetelerde kavga ve kaza olaylarına rastlamak olası. Çocuk kavgası... Park sorunu... Yani içinde bulunduğumuz stresli durum önce sinirli olmamıza neden olup şiddetle sorunları çözüme yöneltmiş oluyor ki bu sorunun daha da büyümesine neden oluyor.

Çoğu zaman bu aşırı gerginlik durumlarını başka nedenlere bağlarız. Havaların sıcaklığını, trafik sıkışıklığını, meydana gelen ufak bir meseleyi neden gösteririz ancak asıl mesele bize göre iç dünyamızdaki sıkıntılar ve gerginliklerdir. Az konuşuyoruz ve içimizdeki ve kafamızdaki sorunları paylaşacak birilerini bulmakta zorlanıyoruz.

Hemen hemen hepimiz bir arabanın kapısını açarken veya kapatırken elektrik çarpmasına maruz kalırız. Başta bunun nedenini sorgulamayız ancak bu aslında vücudumuzda birikmiş olan enerjinin bir şekilde dışa yansımasıdır. Biriken enerji uygun kanallarla boşaltılmadığında strese ve sinirliliğe yol açabiliyor.

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırdı ve bakış açımızı genişleterek algımızı artırdı ama bu durumun yarattığı bazı sıkıntılar da oldu. Mesela, daha az konuşur bir hale geldik. Eskiden insanlar bir sorun olduğunda bir kenara oturup gelişmeler konusunda sohbet edilirdi. Birinin sıkıntısı olsa bu yakın çevre sayesinde derdini dile getirir, sorun paylaşılır ve herkes elinden gelen katkıyı sunarak sorunu hafifletmeye çalışırdı. Ancak ne yazık ki şimdi bunu yapmıyoruz. Akşam olduğunda eve kapanıp televizyon seyretmeyi tercih ediyoruz.

Sadece bu kadar mı? Elbette değil. Evde bile aile bireyleri birbirinden uzaklaşmaya başladı. Aynı çatı altında yaşamamıza rağmen iletişim kurmakta zorlanıyoruz. Birbirimizi anlamakta güçlük çekiyoruz. Bu durumun yarattığı stres nedeniyle sinirleniyoruz ve kırıcı olmaya başlıyoruz. Konuşmak yerine televizyon seyretmeyi veya cep telefonuyla vakit geçirmeyi tercih ediyoruz. Bu durum önce aile bireyleri, sonra da sokak, mahalle, köy, kasaba ve şehirdeki yaşantımızda iletişimsizlik yaşamamıza neden oluyor. İş dünyamızdaki bu eksikliği fark edemediğimiz için de sorunlar yaşamaya devam ediyoruz. Gerginlik ve sinirlilik bizim her hareketimizde kendini dışa vuruyor. Gülme oranımız asık suratlı geçirdiğimiz sürelerin çok çok altına iniyor. Yardımseverliğimiz yerini vurdumduymazlığa bırakıyor. Etrafımızda olup biten gelişmeler karşısında duyarsızlaşmaya başlıyoruz. Artık hiçbir şey bizi ilgilendirmez oluyor. Bunu yaparken toplumdan kopuyoruz ve doğal olarak bir zincirin halkaları gibi toplum da birbirinden kopuyor. Kimse kimseyi sormaz oluyor. Sanki bir telefon açmak büyük bir olaymış gibi karşımızdaki insandan aramasını bekliyoruz. İşim başımdan aşkın deyip umursamadığımız bu durum nedeniyle gittikçe yalnızlaşmaya başlıyoruz. Doğal olarak bu durum strese, sinirliliğe ve şiddete yönelmemize neden oluyor.

Eskiden yaptığımız gibi oturup birbirimizle konuşur ve sorunlarımızı paylaşabilirsek, karşılıklı sevgi, saygı gösterirsek hem derdimize ortak hem de çare bulma şansımız oldukça artar.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
VEKİL EROL'DAN MANİDAR DAVET!
VEKİL EROL'DAN MANİDAR DAVET!
İŞSİZLİĞİN ACI TABLOSU: 48 KADROYA 3 BİN BAŞVURU
İŞSİZLİĞİN ACI TABLOSU: 48 KADROYA 3 BİN BAŞVURU