Advert
RÜŞVET HARAMDIR
Halit POLAT

RÜŞVET HARAMDIR

Bu içerik 353 kez okundu.

          İslam’ın ana iki kaynağı olan Kur’an ve sünnet rüşveti kesin bir şekilde yasaklanmış, rüşvet verenlerin ve yiyenlerin hem dünya da hem de ahirette büyük bir cezaya düçar olacaklarını bildirmiştir.

           Yüce Rabbimiz Bakara suresi 188. ayette şöyle buyurmaktadır: “Aranızda birbirinizin mallarını haksız yere yemeyin. İnsanların mallarından bir kısmını bile bile günaha girerek yemek için onları hakimlere (rüşvet olarak) vermeyin.”

           Rüşvet; resmi işlerde ferde veya topluma ait olan bir hakkın zimmete geçirilmesi karşılığında bir ücret almak ya da vermek olarak tanımlanabilir. Bu nedenle rüşvet daha çok devlet kurumlarında ve resmi işlerde yaygındır. İşte bu yüzden yukarıdaki ayeti kerimede Yüce Allah hakimlere ve yöneticilere rüşvet verilmemesini emretmiştir. Bir hakim suçluyu korumak amacıyla rüşvet alırsa bu haram olur. Veren de haram işler. Resül-i Ekrem (s.a.v.): "Hakim hediye aldığında haram yemiş olur. Rüşvet alırsa, muhakkak ki, küfre yaklaşmış olur."buyurmuştur. (Nesei, Eşribe, 43/563) Bu nedenle hakim, yönetici ve memurların rüşvet almaktan uzak durmaları gerekir. Rüşvet almak, haksız tarafa meyletmek, adaleti ortadan kaldırmak demektir.

          Yüce Peygamberimiz rüşvet hakkında hadislerde şöyle buyurmuştur:

           “Rüşveti alana , verene ve aracı olana Allah lanet etsin”

            “Allahın laneti özelikle cemiyet haklarını çiğnemek;  muhakemede haklıyı mağdur etmek için rüşveti veren alanlar üzerine olsun.”

            “Rüşveti alanda veren de cehennemdedir.”

            Peygamber Efendimiz’in kurmuş olduğu İslam devletinin gelirlerinden biri de zekattı. Peygamberimiz zekat toplamak üzere bazı kimseleri görevlendirmişti. Zekat toplamakla görevli bu memurların rüşvet almamaları hususunda şöyle buyurmuştur:

            “Ey inananlar kıyamet gününde sizden birinizi zimmetine geçirdiği deve, at, inek ve koyun gibi hayvanlar kendilerine has sesler çıkarır, çaldığı çocuk da feryat eder  bir vaziyette boynuna yükletilmiş olarak Allah’ın huzuruna gelmiş bulmayayım. O zaman, o kişi :

            Bana yardım et ya Resulallah diyerek inleyecek ve ben de :

            Senden Allah’ın gazabını gideremem sana bu gerçeği tebliğ etmiştim, diyeceğim.” 

            Yine  Peygamberimiz İbni Tulbiye isimli bir zatı zekat tahsil memuru olarak vazifelendirir. Bu zatın vazife dönüşü;  “Şu mallar sizlerin Beyt’ul Malı için verilen zekat mallarıdır, bu mallar da bana hediye olarak verilenlerdir”  diyerek bazı mallan kendisine ayırması üzerine Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:

             “Gönderdiğim memura ne oluyor da bunlar sizler için beyt’ül-mala verilenlerdir, bunlar da bana hediye olarak verilenlerdir  diyor. Ana-babasının evinde otursa da bakıp dursaydı ya! Bakalım, kendisine verilecek miydi?”  buyurmuştur. (et-Tac, 3/54)

            Hz. Ömer,  halifeliği sırasında hanımı ile bir köye gider. Köylü kadınlar halifenin hanımına çeşitli hediyeler verirler. Eve geldikleri zaman, hazreti Ömer, hanımına der ki:

           - Bunları nereden aldın?

            Hanımı cevap verir:

          - Köylü kadınlar hediye ettiler.

          - Ben halife olmasaydım, sana bu hediyeler verilir miydi? Eskiden ben halife değilken sana niçin hediye vermiyorlardı? diyerek verilen hediyeleri beyt’ül mala verir.

           Hem peygamber efendimizin zekat toplarken hediye alan İbn-i Tulbiye’ye karşı tutumu hem de Hz. Ömer’in hanımına verilen hediyeleri devlet hazinesine vermesi gösteriyor ki, başta hakimler olmak üzere yönetici ve memurların hediye alması da rüşvetle eşdeğerdir. Yazımızın başında da geçen hadiste de buyrulmuştur ki: "Hakim hediye aldığında haram yemiş olur. Rüşvet alırsa, muhakkak ki, küfre yaklaşmış olur." (Nesei, Eşribe, 43/563)

           Rüşvet alınmasında ve verilmesinde en temel etken hem alan hem de veren tarafın dini emir ve yasaklara riayet etmemeleridir. Rüşvetin haksız kazanç olduğunun bilincinde olan kimse rüşvet belasına bulaşmaz. Rüşvetin diğer bir sebebi de maddi sıkıntılar ve lüks tutkusudur. Ancak rüşvet daha çok iman zaafından kaynaklanmaktadır.

            Maalesef rüşvet ülkemizde de yaygındır. 2011 yılında yapılan bir istatistiğe göre Türkiye, 183 ülkelik yolsuzluk ve rüşvet sıralamasında 61. sıradadır. Diğer İslam ülkelerinin de Türkiye’den geri kalır yanı yok. Rüşveti yasaklayan bir dinin mensupları rüşvet batağına batmışsa, din anlayışımızı sorgulamamız gerekir.

            Şunu da belirtmek gerekir ki bu söylediklerimiz İslami hükümlerle hüküm veren hakimler için geçerlidir. Bugün Ortadoğu’da halkı Müslüman, yönetimi gayrı İslami olan ülkelerdeki mahkemeleri  kast etmiyoruz. Bu ülkelerdeki  mahkemelerde hakimler kurana ve sünnete göre hüküm vermemektedir. Bu mahkemelere dava götürmek de rüşvet kadar haramdır.

           Belediyelerde ve diğer devlet kurumlarında çalışan bazı memurlar vatandaştan yapacağı iş karşılığında maaş almasına rağmen para almadan evrak , imar, ruhsat, tapu veya dosyaları imzalamıyorsa, meclisten dosyaları geçirmiyorsa, işi geciktiriyorsa, kişi kendi hakkını alabilmek için para verirse, verdiği para rüşvet olmaz, ancak alanın ki rüşvettir,suhttur. İnşallah Allah vereni mesul tutmaz.  Ancak alan kişi günahkar olur. Milletin malını rüşvet almadan hak sahibine vermeyen kişi haksız kazanç elde etmiş olur. O mal ateş olacak ve o da ateşe girip orda yanacaktır.

 

            Rüşvet; toplumları felakete götürür, güven duygusunu zedeler. Fert ve toplum olarak, rüşvetin yaşadığımız toplumda yaygınlaşmaması için elimizden geleni yapmalıyız. Yüce Rabbim biz Müslümanların basiret versin. Bizi basit dünyevi çıkarlar için harama ve haksız kazanca bulaşmaktan uzak duranlardan eylesin. Amin.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Altay maçı Sivas’ta oynanacak
Altay maçı Sivas’ta oynanacak
Büyük bir israfın önüne geçildi!
Büyük bir israfın önüne geçildi!