Advert
ADALETİ AYAKTA TUTMAK
Habib KARAÇORLU

ADALETİ AYAKTA TUTMAK

Bu içerik 460 kez okundu.

            İnsan toplumsal bir varlık olması nedeniyle hayatını ancak başka insanlarla birlikte sürdürmek gibi bir zorunluluk içerisindedir. İnsan ancak aile, akraba, sülale, aşiret, köy, mahalle, kasaba, kent ve metropol gibi birçok bireyi içinde barındıran organize veya doğal birlikteliklerden oluşan ortamlarda hayatını devam ettirebilmektedir. Bütün bu ünitelerin de üstünde ise hepsinin bağlı bulunduğu adına devlet denen bir aygıt bulunmaktadır ki bütün erklerin tamamından oluşan en üst birliği temsil etmekte ve onların tamamına hükmetmektedir.

            Devletler kendisine bağlı olan bütün tebaanın rızasına ve onayına muvafık bir şekilde varlıklarını sürdürebilmekte, ömürlerini uzatabilmektedirler. Nitekim sosyolojinin kurucusu İbni Haldun, meşhur eseri Mukaddime’de devletlerin de insanlar gibi doğup, büyüyüp geliştiğini ve sonunda yaşlanarak öldüklerini ifade eder. Devletleri uzun ömürlü yapan en büyük nedenin ise adalet olduğundan bahisle, adaletin olmadığı veya zayıf şekilde uygulandığı devletlerin fazla uzun ömürlü olmadıklarını da delillerle isbat eder. Bu konuya en güzel örnek ise ömrü doksan yıl süren Emevi ile beş yüz yıl süren Abbasi devletlerini gösterebiliriz.

            Yüce Rabbimiz içinde bulunduğumuz bu kâinatı adaletle yaratmış ve düzenin devamı için her bir varlığa kurallar ve yollar tayin etmiştir. Yani kâinat adaletle varlığını sürdürmektedir. Üzerinde yaşadığımız bu dünyada da ilahi adalet hükmünü devam ettirmektedir. Kendisine irade ve akıl verilerek imtihan edilen insanların ise en ağır imtihanı adalet konusundadır. Özellikle idareci durumunda olan insanların teraziyi doğru tutmaları, insanlar arasında adaletle hükmetmeleri onlar için en ağır bir sorumluluktur. Bu konuda Hz. Ali (R.A.)’nin ordu komutanlarından olan Eşter en-Neha-î'yi Mısır'a vali olarak atadığında ona yazdığı mektubu çok güzel bir örnek teşkil etmektedir:  “Bil ki ey Malik!” “Seni, senden önce adaletle ve zulümle hüküm sürenlerin bulunduğu bir beldeye gönderdim. Sen, daha önceki yöneticilerin durumlarına baktığın gibi, insanlar da senin durumuna bakacaktır. Sen onlar hakkında ne söylersen onlarda senin hakkında aynısını söylerler. Salih kimseler, Allah’ın kullarının diliyle söylettiği gerçeği fark edip uygulayanlardır… Halka karşı merhametli olmayı, sevgi ve iyilikte bulunmayı kendine şiar edin. Kesinlikle onların malını ganimet bilen yırtıcı bir canavar olma. O insanlar iki sınıftır: Birincisi, dinde kardeşin, ikincisi ise yaratılışta senin eşindir. İnsanlara, yakınlarına, ailene ve insanlar arasında özel sevgi beslediğin kimselere karşı adaletli davran! Böyle yapmadığın takdirde zulmetmiş olursun. Allah’ın nimetini tahrif eden, azabının hemen gelmesine sebep olan şeyler içinde zulümden daha güçlüsü yoktur. Kuşkusuz Allah mazlumların ahını duyandır, zalimleri de gözleyendir. Sana en sevimli gelen şeyler şunlar olsun: Hak hususunda orta yolu tutmak, adaleti herkese yaymak ve halkın rızasını kazanmak… Şüphesiz ki; çoğunluğun öfkesi azınlığın rızasıyla, azınlığın öfkesi de çoğunluğun rızasıyla kaybolup gider…”

            Yüce Rabbimiz yarattığı biz kullarından her şeyden önce kendine kulluk konusunda adaletli olmamızı Ondan başka ilahlar edinmememizi istemektedir: Allah, adaleti ayakta tutarak (delilleriyle) şu hususu açıklamıştır ki, kendisinden başka ilâh yoktur. Melekler ve ilim sahipleri de (bunu ikrar etmişlerdir. Evet) mutlak güç ve hikmet sahibi Allah'tan başka ilâh yoktur (Âl-i İmrân Suresi 18.Ayet) Bunun sonrasında ise insanlar arasında da adaletli olunmasını emretmiştir ki: “Andolsun, Biz elçilerimizi apaçık belgelerle gönderdik ve insanlar adaleti ayakta tutsunlar diye, onlarla birlikte kitabı ve mizanı indirdik.” (Hadid Suresi, 25.Ayet)  ve  “Allah size, mutlaka emanetleri ehli olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne kadar güzel öğütler veriyor! Şüphesiz Allah her şeyi işitici, her şeyi görücüdür. (Nisâ Suresi, 58.Ayet) buyurmuş ve bu konuda en başta Âlemlere Rahmet olarak gönderdiği Hazreti Peygamber (S.AV.) ‘i  uyarmıştır: “Allah'ın sana gösterdiği şekilde insanlar arasında hükmedesin diye sana Kitab'ı hak ile indirdik; hainlerden taraf olma!” (Nisâ Suresi,105.Ayet) diye buyurmuştur.

Yüce Rabbimiz adaletli olma hususunda tüm inananları da uyarmıştır ki, Nisa Suresi 135.Ayette: “Ey iman edenler! Adaleti titizlikle ayakta tutan, kendiniz, ana-babanız ve akrabanız aleyhinde de olsa Allah için şahitlik eden kimseler olun. (Haklarında şahitlik ettikleriniz) zengin olsunlar, fakir olsunlar Allah onlara (sizden) daha yakındır. Hislerinize uyup adaletten sapmayın, (şahitliği) eğer, büker (doğru şahitlik etmez), yahut şâhidlik etmekten kaçınırsanız (biliniz ki) Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” Buyurmaktadır. Yine Nahl Suresinin 90.Ayetinde: “Muhakkak ki Allah, adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder, çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.” Diye buyurmaktadır.

Hazreti Peygamber (S.AV.) adaletin yerine getirilmesi konusunda o kadar titiz davranmıştır ki Mekke’nin fethinden sonra henüz yeni Müslüman olmuş bir kabilenin reisinin kızının elinin kesilmesinde hiç tereddüt göstermemiş, aracılık yaparak cezayı hafifletmek isteyenlere ise öfkeyle; "Hırsızlık yapan, kızım Fatıma dahi olsa elini keserdim" buyurmuştur.  (Buharî, Hudüd 12; Müslim, Hudüd 8,9). Adaletli olanlar hakkında ise verdiği müjdeler çoktur: “Verdiği hükümlerde, ailesinin ve halkın yönetiminde adaletli davranan yöneticiler, kıyamet gününde Allah Teâlânın yanında nurdan yüksek koltuklar üzerinde otururlar. (Müslim, İmâre 18) buyurmuştur.

Adaletin ilk önce aileden başlayarak halka halka tüm topluma yayılması gerekmektedir. Bu konuda Hazreti Peygambar(S.A.V.): “Çocuklarınız arasında adaletli davranın, çocuklarınız arasında adaletli davranın” (Ebu Davud, Buyu, 80) buyurmuş ve yine: (Herhangi bir konuda) hakemlik yaptığınız zaman adil olun.” (Taberani, el-Mu’cemu’l-evsat, IV, 40-41) buyurarak adil olmanın önemini ifade etmiştir. Devletin adaletli olması konusunda ise: “Devlet otoritesi en büyük hamidir(koruyucudur). Haksızlıklarla onun vasıtasıyla (yani hukuk yoluyla) mücadele edilir ve onun vasıtasıyla (tehlikelerden) korunulur. Şayet bu otoriteyi kullananlar, Allah’tan sakınmayı emreder ve adaletle hükmederlerse bu yaptıklarından sevap kazanırlar. Bunun aksine davranırlarsa (vebalini) çekerler.” (Müslim, İmare,43) diye buyurmuştur.

Adaletin önemi konusunda tarihteki ünlü kişilerin çok güzel vecizeleri de vardır ki bunların en başında Hazreti Ömer(R.A)’in: “Adalet mülkün temelidir.” Sözü gelmektedir ki konuyu en güzel şekilde özetlemektedir. Adalet olmazsa mülk yani devlet çöker demektir. Devlet yöneticilerinin adaletin tesisi için ellerinden geleni yaparak topluma iyi örnek olmaları da gerekmektedir. Bu konuda Şeyh Sadi Şirazi’ni çok güzel bir vecizesi vardır: “Hükümdar haksız olarak bir köylüden yumurta alırsa, adamları köylünün büyün tavuklarını alır.”

Rabbim bizleri adaleti ayakta tutan, Allah için şahitlik yapan, doğru yoldan ayrılmayan Salih kullarından eylesin. Âmin.

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
MEYVE ARTIKLARI, TEMİZLİK MALZEMESİ OLDU
MEYVE ARTIKLARI, TEMİZLİK MALZEMESİ OLDU
ELAZIĞSPOR'DAN GÜRSEL EROL'A TEŞEKKÜR
ELAZIĞSPOR'DAN GÜRSEL EROL'A TEŞEKKÜR