Advert
HAKİKİ MÜ’MİN OLABİLMEK
Habib KARAÇORLU

HAKİKİ MÜ’MİN OLABİLMEK

Bu içerik 488 kez okundu.

           İçinde yaşadığımız bu asrın en önemli sorunlarından biri de şüphesiz güven ve doğruluk konusudur ki toplumda bu konuda şikâyeti olmayan hemen hemen hiç kimse bulunmamaktadır. Ticaretten eğitime, güvenlikten adalete kadar her alanda güven ve doğruluk, artık en çok tartışılan ve eleştirilen konuların başında gelmektedir. İnsanlığın huzur ve mutluluğunun vazgeçilmez temel esasları olan güven ve doğruluğun artık mumla aranır hale gelmesi toplumdaki manevi erozyonun ne derece çok olduğuna işaret etmektedir, ne yazık ki.

                Ülkemiz başta olmak üzere İslam âleminde önceki dönemlere göre önemli oranda güven ve doğruluğun kaybedilmesi geri kalmışlığın ve tefrikanın en önemli nedeni olarak  Müslümanların ağır bedeller ödemesine neden olmuştur. Oysa mensubu bulunduğumuz Yüce İslam dininin üzerinde en çok durduğu, en çok önem verdiği iki temel esastır güven ve doğruluk. İslam itikadına sahip her Müslüman’ın sahip olması gereken güven, imanın önemli bir göstergesidir. İman demek öncelikle güven demektir; Allah’a güvenmek,  mü’minlere güvenmek ve kendisine güvenilmek demektir. Hazreti Peygamber (S.AV.)’in risalet görevinden önce Muhammedü’l-Emin diye adlandırılması çok manidar ve çok mühim bir meseledir.

Mü’min, Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz tarafından, tevazu sahibi, tevekkül ehli, vakur, kibirlenmeyen, dünya ve ahrete faydası olmayan söz, tavır ve davranışlardan uzak duran, sabırlı, zorluk ve musibetler karşısında ümidini yitirmeyen, doğru, sadakati şiar edinmiş,yalandan , aldatmadan kaçınan, verdiği sözden kesinlikle dönmeyen, emanete asla ihanet etmeyen ve hak ve hukuktan ayrılmayan kimse olarak tarif edilmiştir.

Yüce Rabbimiz mü’min kullarının diğer vasıflarını sıralayarak onları şöyle övmüştür: “Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten men eder ve Allah’a iman edersiniz.……… (Ali İmran Suresi, 110.Ayet) yine başka bir ayette ise: “Onlar, gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcarlar.” (Bakara Suresi 3.Ayet) buyrulduktan sonra devamında ise: “ Ve onlar, sana indirilene, senden önce indirilenlere iman ederler ve ahirete de kesin bir bilgiyle inanırlar. (Bakara Suresi,4.Ayet) diye buyrulmaktadır.

Mü’minlerin asıl hedeflerinin dünyadan ziyade ahret olduğu Kur’an-ı Kerim’in birçok yerinde zikredilmiştir: “Onlar, şüphesiz, Rablerine kavuşacaklarını ve (yine) şüphesiz, O'na döneceklerini bilirler. (Bakara Suresi 46.Ayet) ve yine aynı surede: “Onlara bir musibet isabet ettiğinde, derler ki: "Biz Allah'a aidiz ve şüphesiz O'na dönücüleriz." (Bakara Suresi 156.Ayet) buyrulurken, onların dünya malı konusundaki tutumları ise: “Onlar ki, mallarını gece, gündüz; gizli ve açık infak ederler. Artık bunların ecirleri Rableri katındadır, onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır. (Bakara Suresi 274.Ayet)şeklinde ifade edilerek övülmüşlerdir. Ayrıca mü’minler: “Onlar: "Rabbimiz şüphesiz biz iman ettik, artık bizim günahlarımızı bağışla ve bizi ateşin azabından koru" diyenler; Sabredenler, doğru olanlar, gönülden boyun eğenler, infak edenler ve 'seher vakitlerinde' bağışlanma dileyenlerdir. (Ali İmran Suresi 16-17.Ayetler )diye de tavsif edilmişlerdir.

Mü’minlerin toplum içerisinde olup bitenlere duyarsız kalmadığını da Yüce Rabbimiz şöyle zikrediyor: “Onlar, Allah’a ve ahiret gününe inanırlar. İyiliği emrederler. Kötülükten men ederler, hayır işlerinde birbirleriyle yarışırlar. İşte onlar salih olanlardandır. (Ali İmran Suresi, 114.Ayet) ve ayrıca: Onlar, şahitliklerini dosdoğru yapan kimselerdir. (Meâric Suresi 33. ayet) buyurarak doğru şahitliği de mü’minlerin vasfı olarak nitelendirmiş ve ellerindeki malları konusunda ise: Onlar, harcadıklarında ne israf ne de cimrilik edenlerdir. Onların harcamaları, bu ikisi arası dengeli bir harcamadır. (Furkan Suresi, 67.Ayet)diye ekonomide uyulması gereken usüle de işaret buyurmuştur.

Muhammedü’l-Emin olan Hazreti Peygamber (S.AV.)’in şu Hadis-i Şerifi çok manidardır ki, güvenilir olmanın ne kadar önemli olduğunu anlatmaktadır: Emaneti olmayanın imanı,  ahdinde durmayanın ise dini yok gibidir. (Ahmed b.Hanbel, Müsned, III, 135) buyurmuştur. Bu hadisin dayanağı şu Ayet-i Kerimedir ki Yüce Rabbimiz: “Onlar emânetlerine ve ahitlerine riâyet ederler.” (el-Mü’minûn Suresi, 8.Ayet) diye buyurmaktadır.

                İman sahibi olmak, gerçek mü’min olarak hayata devam etmek sanıldığı kadar kolay değildir. Çünkü dünya hayatı daima imtihanlarla doludur, Yüce Rabbimiz daima bizi çeşitli imtihanlara tabi tutmaktadır.(bkz. Mülk Suresi 2.Ayet ve Bakara Suresi,155.Ayet) İmtihanın kazanılmasının önünde de apaçık düşmanımız olan Şeytan ve ondan daha şiddetli olan nefsimiz bulunmaktadır. O halde bu iki düşmana mağlup olmamak için Yüce Rabbimizin bize gösterdiği Sırat-ı Müstakimden ayrılmamaya ve bu yolda Resulü (S.AV.) ve O’nun ashabının izinden gitmeye azmedeceğiz, yoksa sonumuz hüsrandır, Allah (C.C.) korusun. Nitekim bir hadiste şöyle buyuruyor:  “Dört vasıf vardır ki, bunlar kimde bulunursa, o kişi tam münâfık olur. Kimde de bu vasıflardan biri bulunursa, onu terk edinceye kadar o kişide münâfıklıktan bir sıfat kalmış olur: Kendisine bir şey emânet edildiği zaman ona ihânet eder. Konuştuğunda yalan söyler. Söz verince sözünden döner. Düşmanlıkta haddi aşar, haksızlık yapar.” (Buhârî, Îmân 24, Mezâlim 17; Müslim, Îmân 106) Yüce Rabbimiz bizleri bu sıfatlara sahip olmaktan muhafaza buyursun. Etrafımıza şöyle bir göz gezdirmeden önce kendimizi bir ölçüp tartalım. Eğer bu sıfatlar bizde varsa derhal tevbe edelim. Başkalarından önce kendimizi düzeltelim, iyi örnek olalım. Rabbim bizi hakiki iman sahibi Salih kullarından eylesin. İns ve cinnin şeytanlarının şerlerinden ve hassaten nefsimizin şerrinden emin eylesin. Âmin.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ELAZIĞ 3.2 İLE SALLANDI!
ELAZIĞ 3.2 İLE SALLANDI!
SOKAK KÖPEKLERİNİN SALDIRDIĞI YAŞLI KADIN ÖLDÜ
SOKAK KÖPEKLERİNİN SALDIRDIĞI YAŞLI KADIN ÖLDÜ