Advert
SERVET YAŞAR ÖZDEMİR

"NASIL? NİÇİN?"

Bu içerik 438 kez okundu.

Günümüzde, doğayla metafizik bir sorun olarak ilgilenen ve “Niçin” sorusunu hareket noktası olarak alan bilim adamları, sorunu kavrama tarzında bir değişikliğe gitmişler ve artık temel kavramlarını ‘’Nasıl’’a dönüştürmüşler.

Aslında “Nasıl” sorusu doğanın mahiyetini değil, ondan ne şekilde faydalanılabileceğini, onun gündelik sorunlarımıza ne türden katkılar sağlayabileceğini irdelemek anlamını taşıyor. Haliyle insanoğlu da “Niçin” sorusunu sormayı bırakınca sekülerleşme ve pozitivizm gibi akımlara kapılmaktan kendisini alamıyor...

Kâinata baktığımız zaman başta güneş, ay ve gezegenler olmak üzere her şey bu dünyada bir ‘hayatın’ olması için mükemmel bir şekilde tezyin edilmiş, düzenlenmiş. Ve bu hayatın merkezinde odak noktasında da insan yaratılmış.

Peki tüm bu kâinatta gördüğümüz şeyler şuurlu mudur? Niçin yaratıldıklarını bilirler mi?

Hayır!

Sadece kendilerini yaratan tarafından programlanmış bir şekilde vazifelerini bihakkın icra ederler. Yani tüm bu varlıklar insana hizmet etmek için yaratılmıştır.

O halde, her varlığın belli bir amaca yönelik yaratıldığı ve bütün varlıkların insan ekseni etrafında odaklaştığı bir sistemde acaba biz insanlar ‘Niçin’ yaratılmışız?

Bu dünyaya geliş gayemiz ne?

Öncelikle “Allah katında tek din İslam’dır” ayet-i kerimesi sırrınca; Kur’an’a, Resulüne, İslam ve İman hakikatlerine kulak vermek durumundayız.

Kur’an-ı Kerim'de “Ben insanları ve cinleri (başka bir şey için değil) ancak bana kulluk etsinler diye yarattım” (Zariyat51/56) diyor kâinatın da yaratıcısı olan Rabbimiz...

Risale-i Nur Küllîyatı'nda ibadete “marifet” manası veriliyor. Bu mana üzerinde çoğu tefsir alimlerimiz ittifak etmişler. Namaz, oruç gibi ibadetler ise bu marifetin neticesidir. Yani, insan nimetin şükür gerektirdiğini idrak edecektir ki, sonra bu şükür ve hamd vazifesini yerine getirsin.

İnsanoğlunu diğer varlıklardan ayıran birçok özelliği (akıl, irade, ilim, şuur vb.); insanı Allah’a muhatab kılıp dünyada da imtihana tabi tutuyor. Ve bu imtihanı kazanmasının tek yolu da yaradanına kulak verip, rol model olarak gönderdiği elçisi Hz. Muhammed (s.a.v.)’ in hayatını kendi hayatına tatbik etmesidir.

“İnsan, bu kâinatı dolduran İlahi mucizelerin tefekkür ve hayreti icap ettirdiklerini bilecektir ki, tespih ve tekbir vazifesini ifa etsin.

İnsan, başka insanlara merhamet etmesi gerektiğinin şuuruna erecektir ki zekât ve sadaka verme yolunu tutsun.” (R.N.K)

Evet Allah, insanı bu kâinat içinde en seçkin bir surette yaratmıştır. Diğer bütün varlıklardan farklı olarak; ona varlıklardaki fayda ve gayeleri algılayabilecek bir akıl, iyi ve kötüyü doğru ve yanlışı ayırt edebilecek bir vicdan, bütün ilimleri öğrenebilecek bir kabiliyet, birçok gizli sırları anlayabilecek bir kalp, bütün tatları algılayabilecek bir dil, güzelliklerin bütün inceliklerini görebilecek bir çift göz, her çeşit nağme ve ilahî tespihleri işitebilecek bir kulak vermiştir.

İşte insan bu gibi ulvî gayeler için yaratılmıştır.

Ama ne yazık ki, bugün birçok insan, kendini unutuyor ve bu gayelerden gafil olarak sadece dünya hayatını rahat bir şekilde geçirmek için çabalıyor. Ve bu hengamede de helal-haram mefhumlarına dikkat etmediği içindir ki, sürekli bir koşuşturma içerisinde zelilane yaşamaktan da kurtulamıyor.

Bütün kâinatın ibadetlerini temsil etme kabiliyetine sahip olduğu halde, sadece çevresindeki bir gurup insanın teveccühlerini kazanmayı ve kendisini onlara beğendirmeyi hayatına gaye edinenler aldananlardır.

O halde ‘Nasıl’dan ziyade ‘Niçin’e yoğunlaşıp her anı imtihan olan bu dünyada yaradılış gayemize uygun hareket edelim. Ve imtihanı kazananlardan olabilmenin gayreti içerisinde olalım.

Selametle kalınız!

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
CHP'NİN İLK BAŞKAN ADAYI ÇAKA!
CHP'NİN İLK BAŞKAN ADAYI ÇAKA!
İCRADAN SATILIK 2017 MODEL AUDİ A3
İCRADAN SATILIK 2017 MODEL AUDİ A3