Advert
ZALİM GÜÇTEN ANLAR, AMA HANGİ GÜÇ?
Habib KARAÇORLU

ZALİM GÜÇTEN ANLAR, AMA HANGİ GÜÇ?

Bu içerik 635 kez okundu.

             Her yıl olduğu gibi bu Ramazan ayında da dünyanın dört bir yanında Müslüman kanı akmaya devam ediyor. Başta Filistin olmak üzere, Afganistan,  Suriye, Irak, Yemen, Libya ve birçok İslam beldesinde her gün onlarca Müslüman; kadın, erkek, çocuk, yaşlı gözetilmeden hunharca yapılan saldırılara maruz kalarak katliama uğruyorlar.

            Siyonist terör çeteleri hemen her gün Filistin topraklarında ve son dönemlerde özellikle de Gazze şeridinde gösteri yapan çocuk ve genç yaştaki Filistinli kardeşlerimizi şehit etmeye devam ediyor. Bütün dünyanın gözü önünde cereyan eden bu menfur olaylara hem BM hem AB, hem de ABD ile birlikte tüm dünya ülkeleri seyirci kalarak İsrail zulmüne sessizce onay veriyorlar. Elbette her zaman olduğu gibi ölenler Müslüman olunca tüm dünya üç maymunu oynamaya devam ediyor. Özellikle başta Arap ülkeleri olmak üzere İslam âleminin bu katliama sessiz kalışı veya çok cılız bir tepki vermesi Siyonist İsrail rejimini de memnun etmeye devam ediyor.

            Masum Müslümanların kanının döküldüğü diğer bir İslam coğrafyası ise Suriye’dir.  Bu ülkede sekiz yılı aşkın bir zamandan beri devam eden iç savaşta kalıcı barış bir türlü sağlanamıyor. Muhaliflerin elindeki son şehir olan İdlib’e yapılan hava saldırılarında her gün çoğu kadın ve çocuk olmak üzere bir sürü masum insan can veriyor. Zalim Esed rejimi döktüğü onca kana, kıydığı on binlerce cana rağmen intikam almaya doymuyor. Neredeyse Suriye’deki tüm yerleşim birimleri yerle yeksan olmasına, ülke nüfusunun yarısı hicret etmesine ve sonuçta ülke yaşanmaz hale gelip tamamen tükenmesine rağmen barış görüşmelerinde ciddi ve kalıcı bir ilerleme sağlanamıyor. Çok büyük zorluklar ve dayanılmaz yokluklar içerisinde hayatını sürdürmeye çalışan biçare Suriyeli kardeşlerimizin çektiği çileler artarak devam ediyor.

            Uzun zamandan beri iç savaşın yaşandığı Afganistan, Irak, Yemen ve Libya’da da içler acısı sahneler yaşanmaya devam ediyor. Büyük şeytan Amerika ve ortaklarının ustaca yaktığı fitne ateşi buralarda da alabildiğine yanmaya devam ediyor. Afganistan’da Taliban güçleri ile işgalci ABD askerleri arasında kalan masum insanların her gün üçü beşi öldürülürken Irak’ta ise IŞİD (DEAŞ) belası kan dökmeye devam ediyor. Yemen ve Libya’da da aynı manzaralar defalarca tekrarlanmakta, masumlar boş yere hayatlarını kaybetmekteler. Yemen’deki iç savaşın taraflarından biri olan Suudi rejimi ambargo nedeniyle abluka altına altığı bölgelerde masum çocukların açlık ve ilaçsızlık nedeniyle ölmelerini zevkle seyrediyor. Libya’da ise Amerikan kuklası General Hafter’in Trablusgarp yönetimine karşı başlattığı saldırılar nedeniyle yüzlerce kişinin ölüm haberleri gelmeye devam ediyor. Ayrıca ABD’nin karıştırdığı Afrika’nın iki Müslüman ülkesi, Somali’de bombalama eylemleri, Sudan’da ise siyasi kriz devam ediyor.

            Gizli Dünya Devletinin hazırlayıp taşeronu ABD’nin 2001 yılından itibaren uygulamaya koyduğu Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) kapsamındaki 22 İslam ülkesinde her türlü fitne ve fesat alabildiğine devam ediyor. Başta Türkiye olmak üzere bölgenin diğer iki büyük devleti İran ve Pakistan üzerinde de çok büyük oyunlar oynanıyor. Ülkemizde uzun yıllardan beri devam eden terör olayları bir türlü bitirilemezken, yanı başımızdaki Suriye sınırında yeni bir bela ABD tarafından hazırlanarak Türkiye büyük bir batağa çekilmek isteniyor. ABD, İsrail için bir tehdit olarak algıladığı İran’la ilgili yeni yaptırımlar ve saldırılar planlıyor. Pakistan’da ise Talibanın uzantıları zaman zaman düzenledikleri terör saldırıları ile masum insanların kanını dökmeye devam ediyor.

            İslam âlemi I.Dünya savaşı ve sonrasında yaşadığı işgal ve mezalimi bir asır sonra yeniden yaşamaya devam ediyor. Osmanlı devletinin I.Dünya savaşı sonunda tasfiye edilip tarih sahnesinden çekilmesi ile imamesi kopmuş bir tesbihin taneleri dört bir yana saçılan İslam toplumları bugün elli küsur devlet halinde birlik beraberlikten çok uzaklarda perişanlığı yaşamaya devam ediyor. 54.hükümetin başbakanı merhum Erbakan hocamızın İslam âleminin ilk etapta ekonomik olarak birliğini hedefleyen D-8 (Developing Eight: Gelişen sekiz ülke) projesi 15 Haziran 1997 tarihinde İstanbul’da ilan edilmişti. Türkiye’nin yanı sıra İran, Pakistan, Bangladeş, Endonezya, Malezya, Mısır ve Nijerya’nın katıldığı birlik İslam âleminde sevinçle karşılanırken, batıda ise büyük bir endişe uyandırmıştı. Çünkü iki asırdan beri sömürdükleri, ezdikleri, güttükleri ve birbirine düşman ettikleri Müslümanların birliği, tamamen onların çıkarlarına ters düşüyor ve onlar için bir tehdit oluşturuyordu. Dolayısıyla Cumhuriyet tarihinin en başarılı hükümetini çeşitli hileler ve baskılarla görevden uzaklaştırarak tekrar kendi çıkarlarına hizmet edecekleri işbaşına getirmişlerdi.

            Erbakan Hocamız, terör çetesi İsrail için; “İsrail ancak güçten anlar” demişti. Bu gücün tek başına hiçbir İslam ülkesinde olmadığını da bildiğinden hep İslam birliğinden söz etmiş ve eline geçen ilk fırsatta bunu gerçekleştirmişti. Ancak onun hükümetinin bu nedenlerle yıkılması ile kurduğu D-8 ittifakı da maalesef rafa kaldırılmış oldu. 1959 yılında beri Avrupa Birliğine girmeye çalışan ülkemiz, son dönemlerde bir de AB bakanlığı kurarak bu konuda kendine verilen ödev ve sorumlulukları yerine getirmeye çalışsa da bir türlü muhataplarının gözüne girerek onları ikna edemedi. Üstüne üstlük onların bize dayattığı kanun ve kurallar sayesinde aile yapımız ve eğitim olmak üzere birçok alanda önemli olumsuzluklar yaşayarak madden ve manen zayıflamış olduk. Hakeza diğer ortaklarımızın da iç işlerini karıştıran küresel güçler ne yazık ki İslam âlemini darmadağın etmeyi başardılar. Bugün artık Orta doğuda Siyonist işgalcilere direnecek neredeyse bir güç kalmadığı gibi mazlum Müslümanlara el atacak Türkiye dışında başka bir ülke de yok gibi.

            Zalime haddini bildirmek, onur ve şerefimizle yaşamak için güçlü olmamız gerekiyor. Bu güçte İslam birliğinden başka bir yerde aranmamalı ve Rabbimizin buyurduğu gibi: “Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sarılan ve tefrikaya düşmeyin..” (Ali İmran surasi,103.Ayet) emrine uymaktan geçiyor. Başka yolları deneyenlerin durumları işte ortada, fazla söze gerek yok. Rabbim tüm Müslümanlara ümmet olma şuurunu nasip etsin ve en kısa zamanda İslam Birliğini kurmamızı ihsan eylesin. Âmin.

                       

           

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İKİNCİ HAFTA MAÇLARI OYNANACAK
İKİNCİ HAFTA MAÇLARI OYNANACAK
TEMSİLCİLERİMİZ ÖZEL MAÇ YAPACAK
TEMSİLCİLERİMİZ ÖZEL MAÇ YAPACAK