Advert
MESELE S-400'LER Mİ?
Mehmet AYAZ

MESELE S-400'LER Mİ?

Bu içerik 754 kez okundu.

Türkiye kendi hava savunma gücünü artırmak amacıyla Rusya'dan almak istediği S-400'lerle ilgili başta Amerika olmak üzere batılı ülkelerle problemler yaşıyor. S-400, F-16, F-15, F-18, F-35, Tornada, Eurofihter gibi taktik av-bombardıman uçakları, B-1, B-2, B-52 gibi stratejik bombardıman uçakları, balistik füzeler, seyir füzeleri ve insansız hava araçlarına karşı geliştirilmiş çok etkili bir hava savunma sistemidir. Sistem, 600 km mesafeden hedefleri tespit ve takip edebilmekte, 400 km uzaklıkta ve 30 km yükseklikteki hedeflere atış yapabilmektedir.

NATO ülkesi olan Türkiye'nin eski Doğu Bloku üyesi ve Soğuk Savaş döneminin en önemli aktörlerinden olan Rusya ile bu şekilde ciddi bir yakınlaşma içerisine girmesi Batı'yı tedirgin etmiş gözüküyor. Sebebin hava savunma sistemi olan S-400'lerin ötesinde olduğunu görmek lazım. Türk savunma sistemi ve tabii kurumları Soğuk Savaş'ın başlangıcından beri ABD-odaklı Batı güvenlik sisteminin bir parçası olmuştu.

NATO'nun Avrupa'da kurduğu hava savunma sistemlerine karşılık olarak Rusya, ülkenin en batısında yer alan Kaliningrad şehrine S-400 hava savunma sistemi yerleştirildiğini açıkladı. The Washington Times, 31 Temmuz 2017’de “Rusya ile füze anlaşması Pentagon’da endişe yaratıyor” başlıklı bir haber yayınladı. Haberde, füze anlaşmasının ABD’nin NATO müttefikleriyle yapacağı operasyonlara zarar vereceği kaydedildi.

Bir Rus strateji uzmanına göre; Ülkeler arasındaki silah alım ve satışları aynı zamanda çok güçlü diplomasi araçlarıdır. Türkiye’nin Rusya’dan S-400 satın alması, her iki ülkenin karşılıklı bağımlılık üzerine ilişkilerini geliştirecektir. Türkiye, Rusya ilişkisi sadece S-400 satışı ile sınırlı kalmaz; askeri, ekonomik ve politik alanda ilişkiler hızla gelişecektir. Türkiye gibi Ortadoğu ve Balkanlarda çok etkili bir ülke ile işbirliği yapmak, Rusya’nın kuşatılmışlığını kırarken, Moskova’ya ciddi bir güç kazandırır. Türkiye ve Rusya’nın ortak hareket etmesi, otomatikman İran, Irak ve Suriye gibi ülkelerin bu ortaklığa dahil olmasını sağlayacaktır. Katar’ın da bu ittifaka katılma olasılığı çok yüksektir. Bu 6 ülke Ortadoğu’daki güç dengelerini kökünden değiştirir. Washington kontrolündeki kukla yönetimlerin iktidarda kalması zorlaşır. Bu yöndeki bir gelişme ABD tehdidi algılayan diğer ülkelerin S-400 gibi Rus silahlarına yönelmesiyle bir domino etkisi yaratarak yeni dünya düzeninde Türkiye-Rusya eksenli yeni bir bloğun oluşmasına sebep olabilir. Moskova, Ankara (Sünni) ve Tahran (Şii) ile birlikte hareket ettiğinde içindeki Müslüman azınlığın ayaklandırılma tehlikesini atlatacak, bu yeni ortaklık sayesinde ABD, AB ve özellikle Çin ile arasındaki güvensizliği dengeleyebilecektir.

Eski Soğuk Savaş dönemlerini andıran bir durumla karşı karşıyayız. Türkiye sanki bir seçime zorlanıyor gibi içerideki konvansiyonel erkler Avrasya bloğunu isterken diğer taraftan batı bloğu içinde kalınmasını isteyenler var. İşte bu konjonktür içinde sadece bir savunma sistemi almadan öte Türkiye'nin çok ciddi strateji değişikliğine doğru gittiğini görüyoruz. Bu durum bölgedeki jeopolitik yapıya önemli tesirleri olacaktır.

Komşuları veya Rusya ile yakın işbirlikleri kurması, Türkiye’nin Batı ile ortaklığını sürdürmeyeceği, işbirliği yapmayacağı, ortak çıkarları koruma politikası izlemeyeceği anlamına gelmemeli. Türkiye’nin Batı dışında güçlü ilişkiler kurması, Batı’ya karşı elinin daha güçlenmesi sağlar ama insan hakları, adalet, eşitlik kısacası hukuki normlar açısından özellikle Avrupa ile entegre olması Türk toplumu açısından daha faydalı olacaktır.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X