Advert
“YOLUN SONU MU?”

“YOLUN SONU MU?”

Bu içerik 1022 kez okundu.

31 Mart seçimleri sonucu İstanbul’da büyükşehir belediyesi seçimlerini kazanan Ekrem İmamoğlu’nun mazbatasını YSK, seçimlere hile karıştığı iddiasıyla geri almış ve seçimlerin tekrarına karar vermişti.

Zaman zaman dile getirdiğim şu iddiamı tekrar edeyim ve halen aynı iddiadayım: “Türkiye’deki  belediye başkanlığı seçimlerinde Ankara’yı kazanan parti, İstanbul’u da kazanır.” Haliyle 31 Mart seçimlerinde Ankara’da Mansur Yavaş’ın galibiyetini ilân etmesiyle, İstanbul da Millet İttifakı tarafından kazanılacak ve seçimlere itiraz etmenin de asla bir faydası olmayacaktı. Çünkü bu iş bazı mihraklar tarafından Erdoğan’a kurulmuş bir tuzaktı ve Erdoğan da bu tuzağa düşmüştü. Gerek seçimler öncesi yapılan anketler ve gerekse basın ve sosyal medyadaki haber ve yorumlar Millet İttifakı'nın özellikle büyükşehirlerdeki üstünlüğüne işaret ediyordu.

Yılların kurt siyasetçisi de olsan bazen oynanan oyunlar insanın basiretini setredebiliyor ve çekilen tuzağa doğru sürüklenebiliyorsunuz. Bazen iki ucu pislik bir değnek de verirler adamın eline, hangi ucundan tutsanız pisliğe bulaşırsınız. Çünkü ortada bir mağdur edebiyatı oyunu oynandı. Birileri de bu oyuna gelerek yangına körükle gitti. Ve netice bu...

Ak Parti; 17 yıldır iktidarda olmanın verdiği metal yorgunluk, gücün etrafında doğal olarak oluşan menfaat çeteleri ve trollerin yalakalıkları ile birlikte kan kaybetti ve kaybetmeye de devam ediyor. Önlem alınmazsa da zaten her fani gibi Ak Parti de ölümü (siyasi tükeniş)  tadacaktır.

Ak Parti'nin 17 yıllık geçmişine baktığımız zaman (gerçi ülkemizin yüzde 50’si genç nüfus ve onlar bakmıyor artık) ülkeye kazandırdıkları kaybettirdiklerinden çok çok fazla. Nasıl ki bir insanın ufak bir kusurunu görüp geçmişte yaptığı bütün iyilikleri silip atmak nankörlük ise öyle de siyasi bir oluşumun da yaptığı birkaç hata yüzünden, ülkeye kazandırdıklarını bir seferde silmek nankörlük olur. Lakin siyasetçi de; halkın isteklerini, taleplerini ve beklentilerini karşılamak noktasında samimiyet ve başarı göstermek zorundadır. Ayrıca halkın sıkıntı duyduğu eylemlerden ve davranışlardan vazgeçmeli ki, ihtiyaç duyduğu o desteği halktan almayı sürdürebilsin.

Bugün gelinen noktada halkın taleplerini göz ardı eden yahut dikkate almayan Ak Parti'nin bu zafiyetini birtakım kesimler iyi kullandılar ve oluşturdukları hava ile, Ekrem İmamoğlu ismini Recep Tayyip Erdoğan’a karşı Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ciddi bir rakip olarak hazırlamış oldular.

Her kim olursa olsun şu iyi bilinsin ki halkımız;

Vatanını seviyor.

Milletini seviyor.

Mazlumlara yardım etmeyi seviyor.

Güçlü lider ve kişilikleri seviyor.

Ama, kesesini de seviyor.

Bu sevgisinin istismar edilmesini sevmiyor.

Kendisi ekonomik sıkıntılar içerisinde yaşarken birilerinin şatafat ve lüks içerisinde yüzmesini sevmiyor.

Kendi çocuğunu yıllarca sıkıntılar içerisinde okutup, çocuğuişe alınacakken siyasi adam kayırmacılık engeline takılmasını sevmiyor.

Kibirli siyasetçi ve idarecileri sevmiyor.

Kendisiyle ve inancıyla dalga geçilmesinden ve dalga geçenlerin cezalandırılmamasından haz etmiyor.

Ucuz siyaset martavallarına itibar etmiyor.

Yani kısaca bu halk kendisine rağmen siyaset yapılmasınıve dayatmayı sevmiyor.

Bir şeylerden ders alması gerekenler için bu kaçıncı uyarıdır bilmem fakat Türkiye’de, muhafazakar sağ kesimde siyaset yeni oluşumlara gebe...

Neticede uyarılar da bir yere kadar...

Selametle kalınız!

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X