Advert
EVET BİR ŞEYLER OLDU!
SIRAÇ KOÇ

EVET BİR ŞEYLER OLDU!

Bu içerik 822 kez okundu.

İstanbul seçimi nihayet sonuçlandı.

Sandıktan ezici farkla Ekrem İmamoğlu çıktı.

31 Mart’da İmamoğlu-Yıldırım arasındaki 13 bin olan oy farkı, tahminlerin ötesine geçerek 800 bine yükseldi.

YSK kararı, İstanbul’daki seçimlerin tümünün iptali şeklinde olsaydı; CHP 28 ilçeyi, Ak Parti ise ancak 11 ilçeyi kazanabilecekti.

Yani ‘çaldılar’ iddiası mesnetsiz, YSK kararı haksız, Ali İhsan Yavuz’un ‘hiçbir şey olmasa bile kesin bir şeyler oldu’ söylemi boş çıktı.

 

Peki iki ayda ne oldu da İstanbul halkı beklenmedik bir sürprize imza attı?

Öncelikle, İstanbul seçmeni kendi iradesine müdahaleye tepki gösterdi. Cumhur ittifakı seçmeninin yüzde 3’ü mağdur gördüğü Ekrem İmamoğlu’na destek verdi.

İmralı salvosuyla son iki günde seçimi çevirebileceğini düşünenler yanıldı. İstanbul seçimlerini “Öcalan’ın talimatını HDP nasıl yerine getirmez” tartışmasına kadar götürmek, Ak Parti açısından kaybın en önemli nedeniydi.

Bu durum MHP tabanında ciddi soru işaretleri doğururken, Kürt seçmenini HDP çatısında birleştirdi.

Hükümete yakın yazılı ve görsel medya tek taraflı propaganda yaptı. Dış güçler argümanı üzerinden bütün muhalefet düşman görüldü.

Trabzonlu aday ‘Pontus’, CHP ‘fetöcü’, HDP ‘terörist’, Saadet Partisi ve İyi Parti ‘hain’ ilan edildi.

31 Mart’da seçmenin mesajını almayan Cumhur İttifakı, 23 Haziran seçimlerine şöyle baktı: Bu seçimi alalım, sonra günahlarımızdan arınır, yanlışlarımızdan döneriz.

Oysa; bu sürede 1,5 milyon insan işinden oldu, faizler ve gıda fiyatları arttı. Dolar uçtu, yatırımlar zorunlu olarak ertelendi.

İki seçim arası işyerini siftahsız kapatan esnaf görmezden gelindi. 

Bankaların faiz sarmalında can çekişen KOBİ’lerin çığlığı duyulmadı.

5 liraya düşecek denilen dolar kuru 6 lirayı buldu. Çözüm bulunamadığı gibi, “ihracatımız rekor kırıyor, dış ticaret açığımız azalıyor” denilerek bardağın sadece dolu tarafından bakıldı.

Liyakat yoksunu, beceriksiz, sadece kendi çıkarını düşünen kadrolara tahammül edildi.

Sonuç olarak; ekonomik, sosyal ve siyasal olarak sıkışan toplum, doğal olarak tepkisini sandığa yansıttı.

 

İmamoğlu’nun seçim sonrası konuşması dikkat çekiciydi. Başkanlığı döneminde siyasi görüşü ne olursa olsun liyakata öncelik vereceğini söyleyen İmamoğlu; “Parti merkezlerinden alınan referans kağıtlarıyla işe girme dönemi bitmiştir. Partiler kutsal yapılar değildir, tabu değildir. Partiler bir amaç değildir, hizmette araçtır. Partiler gibi liderleri de kutsal değildir. Parti başkanı, Belediye başkanı, Cumhurbaşkanı fark etmez. Liderlerin yeri milletin üstü değil milletin içidir”

İktidar açısından sandıktan çıkan mesajın doğru okunması ve önümüzdeki süreçte buna göre yeni bir yol haritası gerekiyor.

S-400, Doğu Akdeniz, Suriye, İran ve ekonomi tüm yakıcılığıyla masada. Türkiye'nin çıkarları dış güçlere ya da sorun yaşadığımız ülkelere bağırarak çağırarak korunamıyor. Bu sorunları ortak akıl, birlik ve beraberlikle çözebiliriz.

Binali Yıldırım gibi tecrübeli ve tabanda sevilen bir isim her iki seçimde yenilgi yaşıyorsa, bu sadece ‘metal yorgunluğu’ ile açıklanamaz.

Ak Parti’nin kendini tepeden tırnağa yeniden sorgulama zamanı geldi de geçiyor bile...

Sağlıcakla kalın.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X