Advert
DEVLET PLANLAMA TEŞKİLATINA NE OLDU?
SIRAÇ KOÇ

DEVLET PLANLAMA TEŞKİLATINA NE OLDU?

Bu içerik 702 kez okundu.

Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) eski çalışanı Ekonomist Güngör Uras; “Özel sektör için korkulacak şey plansızlıktır. Halbuki uzun dönemli stratejiler ile planlar ve bunlara uygun yönetim, özel sektörün önünü açar. Serbest piyasa ekonomisinde güven ve istikrar denilen şey de budur” diye kaleme almıştı bu konuyu bir yazısında.

Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) ülkemizin ekonomik kalkınmasını hızlandırmak için 1960 yılında kurulmuştu. Devletin ekonomik, sosyal kültürel amaçlarının belirlenmesinde hükümete danışmanlık yapar, kalkınma planları ve yıllık planlar hazırlardı.

Teşkilat; Yüksek Planlama Kurulu, Para-Kredi ve Koordinasyon Kurulu ile Devlet Plânlama Teşkilatı Müsteşarlığından meydana gelirdi.

Ancak 1980’li yıllarda neo-liberal politikaların etkisi ile DPT’nin işlevi de değişmeye başladı. 1990’larda Avrupa Birliği’ne üyelik sürecinin hızlanması ile AB’den yapılan mali yardımlar nedeniyle zorunlu(!) bir değişime gidildi.

 

2011 yılına gelindiğinde DPT tamamen lağvedildi ve Kalkınma Bakanlığı kuruldu. Aslında bu yeni bir sürecin de başlangıcı oldu. Tüm yetki hükümetin insiyatifine geçti. Bakanlığa bağlı kalkınma ajansları, bölge ekonomisine katkı sağlanmasını, yerel ve bölgesel girişimciliğin desteklenmesini esas almıştı. Ayrıca bölgedeki KOBİ’lerin ihracata hazırlanması, yatırım yapmayı düşünen girişimciye bilgi verilmesi, yerli ve yabancı yatırımcıların kamudaki işlerinin hızlandırılması ve bölgesel kalkınma için öncelikli hedeflerin belirlenmesi ajansların temel görevleri arasındaydı.

 

Ne var ki bu organizasyonlar istenildiği gibi işlemedi. Kimi bölgelerde eşitsizlik, kimi bölgelerde yetersizlik, kimi bölgelerde ise beceriksizlik yaşandı.

2017 yılı Sayıştay raporunda yapılan tespit ve değerlendirmeler ajansların faaliyetleri açısından bu olumsuz tabloyu perçinliyor.

Örneğin; bölge planlarının etkin şekilde uygulanabilmesi için yeterli mevzuat düzenlemesi bulunmadığı, Kalkınma planları 5 yıl süre ile hazırlanmasına rağmen, bölge planlarının ise bu süreyle uyumsuz olarak 10 yıl için hazırlandığı vurgulanan raporda,

“Bölge planı, bölge içi gelişmişlik farkı ve bölgesel kalkınmaya esas veriler, güncel ve ihtiyaca uygun olarak üretilememekte, bölgesel veri ihtiyacı tam olarak karşılanamamaktadır” deniliyor.

Çevre düzeni, nazım ve uygulama imar planlarının bölge planını dikkate alarak hazırlanmadığı, hedef ve stratejileri uygulamaya yönelik operasyonel nitelikli eylem planlarının bulunmadığına vurgu yapılıyor.

 

26 kalkınma ajansı tarafından 2014 yılında uygulamaya konulan bölge planlarının hiçbirinde bugüne kadar revizyona gidilmemiş. Bölge planlarında yer alan performans hedefleri de uygulanmaktan uzak.

Raporun en can alıcı kısmı ise personel ve maaş politikası. Tespitler şunlar;

İnsan kaynağı politikalarının bu alana yön verecek nitelikte olmaması, 
Uzman personelin istihdam süreçlerinin kariyer meslek yapısına aykırı olması, 
Mevzuatta yer alan şartları taşımayan personelin istihdam edilmesi, 
Personel ücretlerinin mevzuatta belirtilen üst limiti aşması, 
Proje desteği kapsamında yer almayan projelere destek sağlanması,
Projelerin performans ölçüm sisteminin sağlıklı işlememesi...

 

Avrupa ülkelerinde sivil toplum kuruluşlarının başını çektiği bölgesel kalkınma ajansları, bizde merkezi hükümetin kontrolünde kaldığı için maalesef hedeflerden çok uzak kaldı.

Bu nedenle, liyakatsız kadroların istihdam edildiği, siyasi kadrolaşma alanı haline getirildiğini söylesek yanlış olmaz sanırım.

Hani insan sormadan edemiyor, Özal ve Demirel başta olmak üzere, bir çok siyasetçi ve ekonomisti yetiştiren DPT ile yola devam edilseydi daha iyi olmazmıydı?

Planlı-programlı yatırımlarla bütçemiz dahilinde ihtiyacımıza göre büyümeyi sağlardık diye düşünüyorum.

Belki bundan sonra hatalarımızdan ders çıkarırız.

Sevgiyle kalın.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X