Advert
​HAZRETİ MEVLANA’NIN PEYGAMBER EFENDİMİZE DUYDUĞU AŞK
NAZAN ŞARA ŞATANA

​HAZRETİ MEVLANA’NIN PEYGAMBER EFENDİMİZE DUYDUĞU AŞK

Bu içerik 567 kez okundu.

Canım tenimde oldukça Kur’ân’ın kölesiyim ben, Tanrı’nın seçkin Peygamberi Muhammed’in yolunun toprağıyım. Her kim benden, bunun dışında bir söz naklederse hem o sözden şikayetçi olurum hem nakledenden.

Hazreti Mevlâna

 

 

Hazreti Mevlâna benim yol ışığımdır. Benim olduğu gibi bizlerin, hepimizin yollarımızın aydınlanmasına izin verendir.

Yakın bir tarihte Araştırmacı Yazar Faruk Dilaver Beyefendi ve kıymetli eşi Ömür Dilaver Hanımefendi ve Yunus’a gönül verenlerle Hazreti Mevlana’yı ziyarete gittik.

Çok heyecanlandım her zaman olduğu gibi.

 

1207-1273 yılları arasında yaşamış olan Hz. Mevlâna büyük bir alimdir. Hakk’a adamış gönül büyüğüdür.

O’nun en büyük aşkı, her Müslüman’ın olduğu gibi Peygamber efendimizdir.

Onu kendisine örnek almış, bütün eserlerinde fazilet ve meziyet yollarını öğretmeye çalışmış.

Eserlerinde Hazreti Muhammet’ten sıkça söz etmiş. Ona olan aşkından bahs etmiş.

Hazreti Mevlâna, Peygamberimize olan sevgisini şiirsel ifade ile dile getirirmiş.

“Allah’ın rahmeti ve esenlik O’na”

 

Peygamber Efendimizin tam anlaşılmadığından tedirgin olurmuşMevlâna Hazretleri.

Buna sebebinde cehalet olduğunu söylermiş. O’nu anlayabilmek için önyargılı olmamak gerektiğini, kibirde ve hırsta asla bulunulmamasını savunurmuş. Bunları yapanlardan da şikâyette bulunurmuş.

 

Ancak gönlü kötü olan, onun işlerini kendi bilgisizliğine, kendi hırsına göre mukayese eden kişi onun hakkında böyle (toprak zapt eden şeklinde) bir şüpheye düşer.

Sarı camdan bakarsan güneşin nurunu sapsarı görürsün.

O gök ve sarı camı kır da eri ve tozu gör! (alıntı)

 

Mevlâna Celaleddin-i Rumi’i, Peygamber Efendimize özlemini çeşitli defalar dile getirmiş.

 

Yel beni size götürseydi, 

Yellerin eteklerine sarılırdım.

Sizi öylesine özledim ki, kuştan daha tez uçar-gelirim size;

Ama kanadı kesik kuş, nasıl uçabilir?(alıntı)

 

Hazreti Mevlâna, Peygamberimizin yolunda gitmek için Aşk’ın gerektirdiğini anlatmış. Sadece seviyorum demekle olmayacağını, O’nun yolundan gidilmesi gerektiğini de dile getirmiş.

Onun sağlam bir kale olduğunu, ona sığınanların muhafaza olunacağından defalarca dem vurmuş.

Mektuplarında:

O’nun yüzü suyu hürmetine bazı taleplerinin karşılanmasını istemiş…

Hazreti Muhammed (sav) için zamanın eşsiz eri ve serveridir demiş, insanlara Allah’ın gönderdiği bir rahmet olduğunu söylemiş.

Alemlere rahmet olduğunu, yoksullara yücelik bağışladığını, Hak dostlarına, gönül erlerine ince sırları öğrettiğini, güzel yüzlülüğü, vefayı bildirdiğini bıkmadan, usanmadan anlatmış.

 

Hazret-i Ahmet... Şeriat sahibi Ahmet; Mustafa,

O lütuf sahibi Peygamber, o zarif kimse; ay yüzlü, şeker huylu Mustafa’...

Aşk mâdeni, O Kerem denizi ...

Özü-sözü doğru olan...

İyi işlerde imam olan; keremlere, kerâmetlere düzen veren Mustafa ...

Mi’râç padişahı...

O, “Vennecmi” padişahı, “Abese” sultanı...

Şefaatçi dost, yüce bir ışık... şefaat kemerini beline bağlayan, o (âhiret) âlemin güneşi, Âdemoğullarının rahmeti ...(alıntı)

 

Burada çok güzel bir yazı var aynen aktarıyorum.

Çok hoşuma gitti.

 

Hz. Muhammed (sav), dünya malına-mülküne değer vermeyen bir insandı. O dünyayı değil, gönülleri fethe çalışırdı. Hz. Muhammed (sav)’in Mekke’yi ve diğer yerleri fethetmek istemesi, dünya mülkünü sevdiğinden değildi, Allah emriyleydi.

 

“Allah, bilgisizlerin meydana çıktığı, kâfirlerin ve sapıklığın üstün olduğu bir sırada Hz. Muhammed (sav)’i gönderdi. Kalbine de nur gibi parıl parıl parlayan ve kalplere şifa olan bir kitap indirdi. “Ey insanlar, Rabbinizden size bir öğüt ve gönüllerdeki dertlere şifa geldi.”(Yunus 10/57).

 

Hz. Muhammed (sav), insanları cahiliyye ateşinden kurtarıp onlara hakkı, doğruyu, güzeli, iyiyi gösterme ve yaşatma misyonuyla gelmişti. O, bu misyonunu icra ederken, çok esirgeyici, koruyucu ve kollayıcı bir tavır sergilemiş…

 

Kur’ân’da da ifade edildiği gibi, Hz. Muhammed (sav) ölse de onun tebliğ ettiği din bâki kalacak (Âl-i İmrân3/144),

Kur’ân ilâhî korunma altında bulunacaktır (Hicr 15/9)."

 

Hazreti Mevlâna:

Peygamber Efendimizin Allah katında hatrı büyük olan bir Peygamber olduğunu devamlı söylemiş.

İnsanlara hakkı, doğruyu, güzeli, iyiyi, göstermeye, anlatmaya geldiğini yazmış, anlatmış.

Ne güzel yazmış…

 

Peygamber Efendimize aşk duymamak ne mümkün.

O kadar şanslıyız ki her zaman söylemişimdir. İslam olarak doğduk bundan büyük şans mı var?

 

Rabbim hep bizi mükafatlandırdı.

Birçok gönül dostu, eren, evliya ve yol gösterenleri önümüze çıkardı. Bizler de onları izleyebiliyorsak, bir zerre de olsa faydalanabiliyorsak gerçekten bahtlıyız.

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X