Advert
SURİYELİ MUHACİRLER
Habib KARAÇORLU

SURİYELİ MUHACİRLER

Bu içerik 310 kez okundu.

                              

            2011 Mart ayında iç savaşın başladığı Suriye’de savaş dokuzuncu yılına girerken ülkenin geleceği ile ilgili belirsizlikte devam ediyor. Türkiye, Rusya ve İran’ın öncülüğünde sağlanmaya çalışılan ateşkesin zaman zaman kesintiye uğramasıyla yine ülkede bombalar patlıyor, aralarında çocuk ve kadınların da bulunduğu yüzlerce masum insan enkazların altında can veriyor. Dokuzuncu yılına giren iç savaş neticesinde önemli bir bölümü enkaza dönmüş olan Suriye’nin birçok şehri de artık yaşanmaz hale gelmiş durumda.

            Arap baharının etkisiyle başlayan iç savaşın patlak vermesiyle Suriye nüfusunun yarıdan fazlası yaşadığı yerleri terk ederek göçmen durumuna düşmüş oldu. BM raporlarına göre 12 milyon civarında Suriye vatandaşı komşu ülkelere veya ülke içerisindeki farklı bölgelere sığınmak zorunda kaldı. Savaşın sürdüğü sekiz yıl boyunca 600 bin civarında insanın hayatını kaybettiği, 3 milyon insanın yaralandığı ve bir milyonun üzerinde insanın sakat kaldığı BM tarafından rapor edilmekte. Yeryüzünde yaşanan hiçbir tabii afette bile görülmeyen bu acı tablolar maalesef kısa bir dönem içerisinde Suriye coğrafyasında yaşanmış oldu.

            2003 yılında ABD’nin işgali ile Irak’ta yaşanan acı tabloların daha vahimi maalesef Suriye’de yaşandı. Suriye iç savaşında muhaliflere destek veren ABD, Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar’a karşılık Beşşar Esed rejimini destekleyen Rusya ve İran’ın devreye girmesiyle savaş içinden çıkılmaz bir hale geldi. ABD’nin plan ve projesini hazırlayarak gizli destek verdiği IŞİD’in de 2014 yılından itibaren devreye girmesiyle Suriye tamamen bir savaş alanına dönerek yaşanmaz hale geldi. IŞİD’i bahane eden ABD, Rusya ve diğer batılı emperyalist güçler neredeyse Suriye topraklarının tamamını bombardıman altına alarak yerle bir ettiler. Birçok şehirde su, elektrik, kanalizasyon, gaz ve telekomünikasyon altyapısı tamamen kullanılamaz hale geldi. Okullar, hastaneler, camiler ve meskenlerin çoğu yerle bir edildi. Bu şartlar altında halkın yaşadığı yerleri terk ederek güvenli bölgelere göç temekten başka bir şansları yoktu elbette.

            Suriye ile 900 kilometre sınırı bulunan ülkemizin en çok Suriyeli göçmeni kabul eden ülke olması şartlar göz önüne alındığında kaçınılmaz bir durum olarak karşımızda bulunmakta. Resmi kayıtlara göre son olarak ülkemizin 81 ilin yayılmış olan 3 milyon 643 bin 870 Suriyeli göçmen bulunmakta. En fazla İstanbul, Gaziantep, Şanlıurfa, Hatay ve Kilis illerimizde yaşayan Suriyeli göçmenlerin yarıya yakınını 18 yaş ve altındaki çocuk ve gençler oluşturmakta. Tabi ki okul çağındaki bu grubun eğitim meselesi de önemli bir problem olarak çözülmeyi beklemekte. Çalışma yaşındaki genç nüfusun önünde ise başta mevzuat ve ekonomik kriz olmak üzere birçok engel bulunmakta.

            Ülkemizdeki Suriyeli göçmenler ile ilgili özelikle son bir iki yıl içerisinde çok olumsuz propagandalar yapılmaya başlandı. Bu propagandalara ait konuların tamamı birtakım kişi ve mihraklar tarafından uydurulmuş yalana dayalı iftiralardan oluşmakta. Suriyelileri halkın gözünden düşürmek, onlardan nefret ettirmek amacıyla bin bir yalanı yaymaya çalışan kesimlerin amacı siyasi ve etnik nedenlere dayanmakta. ABD’nin Suriye’nin kuzeyinde çok büyük destekler vererek palazlandırıp Türkiye’ye karşı bir koz olarak kullandığı YPG/PKK konusunda elini güçlendirmek için Türkiye’yi kendi içerisinde güç duruma düşürmek amacıyla ülkemiz içerisinde soğuk savaş faaliyeti sürdürdüğü muhakkaktır. Maalesef iç politikaya da malzeme yapılan Suriyeli göçmenler meselesi artık çok farklı boyutlara taşınmaktadır.

            19. yüzyılın ortalarından itibaren Osmanlı devletinin kaybettiği topraklardan Anadolu’ya çok büyük çapta göçler yaşandı. Kırım, Kafkas, Balkan ve komünist devrimlerin zulmünden kaçan Orta Asya Türk diyarlarından yüz binlerce dindaşımız veya soydaşımız anavatan olarak gördükleri Türkiye’ye iltica ettiler. Hepsine kucak açan devlet ve milletimiz onların yaralarını sararak bağrına bastı ve sahip çıktı. Kendilerine araziler, meskenler ve daha birçok imkânlar sunuldu. 1980’li yıllarda Bulgaristan’dan göç etmek zorunda kalan soydaşlarımıza da çok büyük imkânlar sağlandı. I.Körfez savaşında Irak rejiminin zulmünden kaçan Iraklı Müslüman Kürt kardeşlerimize de devletimiz yine kucak açarak uzun süre onları ülkemizde misafir etti. Osmanlı ve Cumhuriyet döneminde muhacirlerle ile ilgili hiçbir sorun yaşamayan âlicenap ve misafirperver milletimiz kendine Medine’deki Ensar Sahabeyi örnek alarak muhacir kardeşlerine yardım etti, elinden gelen fedakârlığı yapmaktan geri durmadı.

            Ülkemizdeki Suriyeli muhacir kardeşlerimize yardım konusunda çeşitli sivil toplum kuruluşları yanında halkımız da çok büyük yardım ve destek sağlayarak onların ihtiyaçlarını karşılamaya çalıştı. Bu nedenle devletimizin üzerindeki çok büyük bir yük halkımız tarafından alınmış oldu. Aksi takdirde bu kadar büyük miktardaki sığınmacının kabul edilmesi mümkün olamazdı. Bu zamana kadar çok az sayıda Suriyeli göçmeni ülkesine kabul eden Avrupa ülkeleri bu problem karşısında afallayıp ne yapacaklarını bilemez durumda iken bizim bu kadar insanı nasıl barındırdığımıza da hayret ediyorlar. Materyalist zihniyetin İslam kardeşliğinden kaynaklanan dayanışma ve yardımlaşmayı idrak etmesi elbette mümkün değildir.

            Önümüzdeki zaman içerisinde Suriyeli göçmenlerle ile ilgili alınması gereken tedbirlerin başında onlarla ilgili menfi propagandaların sonlandırılması vardır ki bu konuda en büyük görev medya, üniversite ve yine sivil toplum kuruluşlarına düşmektedir. Cumhuriyet döneminde Araplar aleyhinde özellikle Osmanlı devletini yıkan İngilizlerin propagandaları ne yazık ki bazı kesimlerce kabul görmüştür. Osmanlı’yı yıktıktan sonra Araplar ve Türkler bir daha bir araya gelmesinler diye aynı propagandalar Arap ülkelerinde de Türkler aleyhine yapılmıştır. Türkiye’de Arapların Osmanlı’ya ihanet edip arkadan vurduğu yalanı yayılırken Arap ülkelerinde ise, Türklerin onları sömürdüğü, geri bıraktığı yalanı yayılmıştır. Bu propagandalara karşı gereken cevaplar verilmelidir. Başta TRT olmak üzere TV kanalları boş ve faydasız dizi ve programlar yerine bu konulara el atıp gerçekleri halkımıza anlatmalıdır. Çanakkale ve Sarıkamış başta olmak üzere I.Dünya savaşında Osmanlı ordusuna katılarak Anadolu’nun evlatlarıyla omuz omuza savaşıp şehit düşen ve şu anda kabirlerinde onlarla koyun koyuna yatan binlerce Arap kardeşimiz vardır.

            İkinci bir tedbir Suriyeli göçmen nüfusun yarısını oluşturan çocuk ve gençlerin eğitimidir. Bu kesimin mutlaka kontrol altında tutulup eğitilmeleri elzem bir konudur,  aksi takdirde bu mesele çok önemli bir sorun olarak ileride içinden çıkılmaz hale gelebilir. Üçüncü mesele çalışacak durumda olanlara resmi bir statü verilerek her türlü haklarının korunarak iş gücüne katılmalarıdır. Şu ana kadar “ucuz işçi” olarak görülen bu kardeşlerimizin haklarına riayet edilmeleridir. Türkiye’de işsizlik oranının yükselmesinin nedenlerinden biri olarak Suriyelilerin gösterilmesi ya cehaletten ya da art niyetten kaynaklanmaktadır. Suriyeliler bizimkilerin tenezzül etmediği veya ücretini azımsadığı,  çoğunu angarya gördüğü işlerde çalışmaktadırlar. Ayrıca devlet tarafından işe yerleştirilen çok az sayıda Suriyeli bulunmaktadır. Vatandaşlığa kabul edilen 92 bin kişinin yarısını çocuklar oluşturmaktadır. Geriye kalanlar ise çalışmasına ihtiyaç bulunan doktor, mühendis, akademisyen, çeşitli mesleklerden vasıflı insanlar ve işadamlarıdır.

            Suriyeli göçmenlerle ilgili şu hususu bir kez daha burada zikrederek yazımızı tamamlayalım; Yüce Rabbimiz her yarattığının ve yaşattığının rızkını da beraberinde yaratmaktadır. Dolayısıyla herkes başkasının rızkını değil kendi rızkını yemektedir. Ayrıca yine Yüce Rabbimizin yardım ettiğimiz, duasını aldığımız, gönlünü kazandığımız insanlar sayesinde bize merhamet ettiğini de unutmayalım. Ya Rabbi! Dünyanın dört bir yanındaki mazlum kardeşlerimize sen merhamet eyle, esaret altındaki kardeşlerimize hürriyetlerini nasip eyle, zulüm altında olanları da zalimlerin zulmünden halas eyle, bizi düşmanın insafına bırakma, düşmanlarımıza fırsat verme, bize ümmet olma şuurunu nasip eyle, düşmanlarımıza karşı bize yardım et. Âmin.

           

           

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ELAZIĞ BELEDİYESİ TEMİZLİK İHALESİNDE REKOR KIRIM
ELAZIĞ BELEDİYESİ TEMİZLİK İHALESİNDE REKOR KIRIM
FIRAT ÜNİVERSİTESİ, 2019 DÜNYA ÜNİVERSİTELERİ AKADEMİK SIRALAMASINDA YER ALDI
FIRAT ÜNİVERSİTESİ, 2019 DÜNYA ÜNİVERSİTELERİ AKADEMİK SIRALAMASINDA YER ALDI