Advert
‘’SAHTE P…’’
SERVET YAŞAR ÖZDEMİR

‘’SAHTE P…’’

Bu içerik 611 kez okundu.

Birkaç gündür; ilimizde, kendisinin ‘’Son peygamber’’ olduğunu iddia eden birisinin varlığından bahisle bir basın açıklaması ile birlikte bu mesele hayli konuşulur ve tartışılır oldu.

Bana göre: Adamın birisi biraz Kur'an meali ve biraz tefsir okudu. Birkaç cahil adam topladı etrafına ve ‘Şeyh uçmaz mürit uçurur’ hesabıyla aldığı gazla, kendisinin ‘Son Elçi’ olduğuna karar verdi.

Konunun özeti bu!

Adam biraz kitap okumuş, biraz da meal ve tefsir okumuş (Okumasında sıkıntı yok. Lakin sıkıntı, okuduktan sonra Kur’an’ı kendi kısır ilmi ile yorumlayıp hükümler çıkarmasında). Sonra da önüne gelen Müslümanları, cemaatleri ve kendisine biat etmeyenleri tekfir etmeye başlamış.

Günümüzde dini problemlerin başında maalesef bu husus geliyor.

Adamın hiçbir altyapısı yok. Diz çöküp herhangi bir yerde medrese tahsili görmemiş. İslami hususlarda tüm dünya Müslümanlarına aydınlatıcı eserler bırakanları ve eserlerini takmıyor. Ama meali okuyup kendine göre çıkarımlarda bulunarak ‘’Son Elçi ve Peygamber‘’ olduğunu iddia edebiliyor.

Hani bazıları, sığ bir anlayışla çıkıp derler ki:

"Allah, Kur'an'ın 'mübin' olduğunu bildiriyor. Mübin: açık, aşikar, aydınlık, manası vazıh demektir. Öyle ise, Allah'ın böyle nitelendirdiği Kitabını, anlaşılması zor göstermenin savunulur tarafı olamaz."

Oysa Kur'an'ın mübin olması: Allah tarafından gönderildiğinin apaçık olması, birçok hakikatleri açıklaması, hakkı batıldan, doğruyu eğriden ayırması, mü'minlerin muhtaç oldukları hükümleri bildirmesi, demektir. Yoksa, ondaki her şeyin, biseviye ayan beyan ve hiç öğrenim görmemiş bir insanla bir üniversite profesörünün aynı şekilde anlayabileceği bir kitap olması demektir. Yani müteşabih (tevil gerektiren) olan ayetler var. Muhkem (kesin bir ifadeyle belirli olan) olan ayetler var.

İşte bu tür şahıslarla ilgilihususların kaynağına indiğimizde, bu ve benzeri görüşlerden beslenildiğini görüyoruz.

Evvela, Kur'an'da yer alan söz konusu "tafsil / açıklık / açık seçik / açıklama"dan maksat, herkesin her konuyu kendi başına anlayabilecek açıklıkta olduğunu düşünmek mümkün değildir. Böyle bir anlayış, pratikteki realitelerle açıkça çelişiyor. Çünkü yüz binlerce tefsirin varlığına rağmen, yine de Kur'an'ın bütün sırlarının tamamen anlaşılamadığı, inkâr edilemez bir gerçektir. (bk. Sorularla İslamiyet.com)

“Kim bilgisi olmadığı halde Kur’an’la ilgili söz söylerse / Kur’an’ı tefsir ederse, ateşteki / cehennemdeki yerine hazırlansın.” (Tirmizî, bu hadisin hasen ve sahih olduğunu belirtmiştir- Tirmizî, tefsir, 1).

Özellikle bu gibi hadislerin şiddetli ifadeleri; nasih-mensuh, sebeb-i nüzul gibi naklî ilimlere ihtiyaç duyan konularda, bilgisi olmadığı halde Kur’an’dan hüküm çıkarmaya çalışanlara yönelik bir uyarıdır. Yoksa Arapça dil kurallarına vakıf olan kimselerin -nakle ihtiyaç duymayan konularda- kendi ilmî delillere dayalı bilgisine göre tefsir etmesinde hiçbir sakınca yoktur. (Tuhafetu’l-ahvezî, ilgili hadislerin şerhi)

Fakat Kur’an'ın sayısız inceliklerini anlayabilmek, ondan isabetli hükümler çıkarabilmek, aşağıda yazdığım bazı ilimleri bilmeyi gerektirir.

1.Lügat ilmi, 2. Nahiv ve Sarf (Gramer, Dil bilgisi), 3. Bedi', Beyan, Meani bilimlerini kapsayan Belagat İlmi.4. Kıraat İlmi.5. Akaid ve Kelam İlmi.6. Usul-i Fıkh İlmi.7. Usul-i Tefsir İlmi.8. Usul-i Hadis ve Hadis İlmi.9. Tarih ve Sosyoloji gibi, beşer toplumlarının maruz kaldıkları durumları konu edinen ilimler, 10. Beşeriyetin Kur'an hidayetiyle doğru yolu bulduğunu ve Kur'an'ın esas gayesinin de insanları hidayet etmek olduğunu bilmek. Vb. Gibi…

Sahte P... Olayına dönersek. Bu adamı biraz araştırdım. Yaptığı sohbetler ve konuşmalarını komşu birkaç ilde de gidip yaparak artırınca çevresindeki insanların (müritlerinin) da pohpohlamasıyla (Hocam siz yüce bir insansınız. Siz Allah’ın bir elçisisiniz. Vb.) aldığı gazla kendisinin artık bir ‘ELÇİ’ olduğunu Müslümanların kendisine biat etmeleri gerektiğini söylemiş.

Hani siyasi arenaya çıkan aday adayları gibi… Bir adama on kişi; ‘’Başkanım! Başkanım!’’ deyip ardından‘’Bu işi en iyi sen yaparsın, senin neyin eksik, çık aday ol!’’ dedi mi, adam da kendisini bir şey zanneder ve bir yerlere aday olur ya! Aynen öyle…) Bu adamın yakınındaki şahısların da bir araştırılması ve sorgulanması lazım.

Ne de olsa bu tür yapılanmaların örneklerini geçmişte 28 Şubat gibi zamanlarda da görmüştük.

Netice itibariyle halkımız; Müslümanları kökten tekfir edici, her kesimi eleştirici fikirlerden ve bu fikirleri taşıyanlardan uzak durmalılar. Hele ki aleni olarak insanı küfre sokacak peygamberlik yahut elçilik davası güdenlere asla yanaşmamalıdır!

Konuyla ilgili basın açıklaması yapan arkadaşa ‘’bu adamı boşuna reklam etmeyin, değmez’’ demiştim lakin bu türden yapılanmaların önü de şimdiden alınmazsa ileride farklı mecralara (canlı bomba gibi) ve tehlikeli akımlara dönüşebilirler. Bu hususta duyarlılık gösterip basın açıklaması yapan VEFA DER’i ve başkan yardımcısı Savaş Karadağ’ı tebrik ediyorum. 

Selametle kalınız!

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Takımımız ligde yer alacak
Takımımız ligde yer alacak