Advert
YAHUDİLİĞİN KISA TARİHİ
Nevzat ÜLGER

YAHUDİLİĞİN KISA TARİHİ

Bu içerik 852 kez okundu.

         Avrupa ırkçılığının arkasında iki devlet var; Almanya ve İngiltere. Dünya ırkçılığının arkasında da yine iki devlet var; İsrail ve İngiltere.

         İsrail’in devlet olarak ortaya çıkışı 1947 yılı. Ondan önceki hayatı tamamen diaspora. İsrailliler dünyada Yahudiler olarak tanınırlar. Önce bir kimlik çıkaralım, sonra konuşalım isterseniz.

         Yahudilik, dinin adı.

         İsrail, ülkelerinin adı. İsrail aynı zamanda Yakup peygamberin diğer adıdır. İsrail oğolları kavramı Yusuf peygamberin babasını ve kardeşlerini Kenan ilinden getirtip Mısır’a yerleşmesinden sonra ortaya çıkmış bir adlandırma.

         İsrail, Yahudi ve İbrani milletinin adı.

         İbranice bu milletin kullandığı dilin adı.

         Menşei 3.500 yıl öncesine kadar gider. Musa peygambere kadar.

         Gariplik; dinleri ile milletleri aynileşmiş. Dinlerinin de, milletlerinin de ismini kullandığınız zaman aynı şeyi anlatmış oluyorsunuz.

         Yahudilik anne ve babadan gelmekle birlikte, özellikle anneye ipoteklidir. Yani Yahudi olunmaz, Yahudi doğulur. Tabi bir de Yahudileşen insanlar var. Yani Yahudi doğmamış ama Yahudileşme temayülü gösterenler var ki, onlara da “adil yabancı” deniyor. Adil yabancılar da iki türlü oluşmaya başlamış; karma evlilikler yoluyla ve dünya ihtirası yüzünden düşüncelerini ve davranışlarını Yahudiliğe göre uyarlayanlar kanalıyla.

         Yahudilik, İsrail milletinin tekelindedir.

         Hz. Musa M.Ö. 1300 yıllarında yaşamıştır. Onun Turisina’da Tanrı ile mukalemede bulunması (konuşması) olayını Yahudiler üstünlüklerine gerekçe yaparlar. Tabi Hz. İbrahim’in ve hanımlarından biri olan Sara’nın soyundan gelmiş olmalarını da bir üstünlük ve hür olmak kavramına ekleyerek “özel” kavim olduklarına sayarlar.

         Bu anlayış onların kendilerini mümtaz bir soy ve ırkçı olmak düşüncesine götürmüştür. Yahudilere göre insanlar iki kısma ayrılırlar; Tanrının ümmeti ve müşrikler. Değişik bir ifade ile Musa’dan yana olanlarla Firavun’dan yana olanlar. Bu anlamda da Yahudilik tarihi esas itibariyle bir “Ruhban”lar tarihidir denebilir. Bu durum Yahudilerin kendilerini çift katmanlı görmelerine neden olmuştur: dince ve kavimce üstünlük. "Diasporadaki insan" ve "ruhsatı Tanrıdan aldığını söyleyen insan". Yani “yağı kendinden keşkek”.

         Tabi bu seçkin kavme bir de vaat edilmiş topraklar olduğu düşüncesini taşırlar; Nil’den Fırat’a vaat edilmiş topraklar yani arz-ı mev’ut.

         Yahudiler M.Ö. 1300 yılından 1947 yılına kadar vatansız olarak yaşamışlardır. Halbuki vatan için devlet, devlet için millet ve millet için de din gerekir.

         Üstün bir soya sahip olma İsraillinin dışında Almalarda ve İngilizlerde de var. Bu durum ikisinde de kurumsallaşmış durumdadır. Yahudiler bu üstünlüklerini nasıl dine dayatıyorlarsa, İngilizler de dünyanın her köşesine “Batı Medeniyeti” ni götürmeyi bir üstünlük gerekçesi saymaktadır. Dolayısı ile sömürgecilik ve tabi insanları köleleştirmeyi kendisine bir hak, hatta yükümlülük olarak görmüştür.

         Belki de bundan dolayı 1650 yılından bu güne bir “Yahudi-İngiliz” ortaklığı sürdürülmektedir. Aslında bu ortaklıkta “din” sadece bir “sos” olup, esas olan dünyanın sömürülmesidir. Bu ilkeye de “Sekülarizm” diyorlar.

         Fransızlar buradaki dengeyi kaçırdıkları için gafletle kendilerini “laisizm” girdabına kaptırmışlardır.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X