Advert
ORTADOĞU’DA DİNLER VE TARİH
Nevzat ÜLGER

ORTADOĞU’DA DİNLER VE TARİH

Bu içerik 2437 kez okundu.

1071’den itibaren Anadolu içlerine yayılan Türkmen boylarının 1453 yılında İstanbul’u fethetmesiyle Ortadoğu’nun tamamı İslamiyet’in hâkimiyet alanına girmeye başlayacaktır.

Müslümanlar bölgede nüfusun %90’ını oluştururlar ama aralarında homojenlik yoktur.

İslam’ın ilk yıllarında meydana gelen Cemel, Sıffın, Kerbela gibi talihsiz olaylarla derinleşen siyasi bölünmeler Sünni, Şii ve Harici olmak üzere üç ana grupta toplanır. Hariciler zamanla etkinlikleri kaybetmişlerdir ancak Sünni ve Şii akımları tam durulmuş değillerdir.

Suudi Arabistan, Afganistan, Pakistan ve Sudan iç hukuklarını Sünni normlara göre düzenlerler. Ayrıca 1960 sonrası dünyadaki alternatif İslami hareketlerin çoğu da Sünni kökenlidirler.

Bu hareketlerin modernist ve milliyetçi akımlara alternatif olarak öne sürdükleri toplumsal projeler, meşruiyetlerini bu Sünni normlardan alırlar.

 Şiiler ise İran, Irak, Kuzey Yemen ve Bahreyn’de sayısal üstünlüğe sahiptir.  Şiilerin ülkelere göre farklılık arz ettiğini de unutmamak gerekir. Mesela Kuzey Yemen’de Zeydilik, İran’ın resmi mezhebi İmamiye’ye nazaran Sünni’liğe daha yakındır.

  Bu coğrafyada çoğunluk olmak siyasi otoriteye sahip olmak anlamına da gelmiyor. Irak’ta çoğunluk Şii,  ancak yönetim Sünni, Suriye’de ise çoğunluk Sünni, yönetim ise Şii’dir.

Azınlık olmalarına rağmen Şiiler, Ortadoğu’yu anlamada göz önünde bulundurulmaları gereken önemli bir unsurdur.

19, yy da İslam münevverleri batı kaynaklı fikir ve yaşam tarzlarının etkisinde kalmışlar, düşüncelerini Batının paradigmalarına göre geliştirmişler, ancak 1960’tan sonra Batılı devletlerin iç yüzlerinin anlaşılmasından sonra paradigma seçiminde İslamiyet yeniden etkinlik kazanmıştır.

Bölgede İslamiyet’in dikkate alınmadığı hiçbir çözümün başarılı olma şansı yoktur.

Bugün İslam dünyasındaki beş kültür havzasından üçü Ortadoğu’dadır: Arap, Türk-Ural, İran-Urdu.

Petrol 20.yy da ortaya çıkan bir fenomendir. Bu olgu bölgenin cazibesini hiçbir bölgeyle kıyaslanamayacak kadar artırmıştır. Dünya petrolünün %67’si bu bölgeden çıkarılır. Üretim maliyeti Ortadoğu’da bir dolar, Kuzey denizinde 14 dolardır.

Uluslar arası arenada en büyük kozlardan biri petroldür. 1973 Kipur savaşından sonra Araplar, İsrail’in müttefiki devletlere karşı ambargo kararı alırlar. Fiyatlar dörde katlanır. Batıda hayat durma noktasına gelir.

19. yy.dan itibaren bölgeye, Osmanlı’nın devre dışı bırakılmasıyla, Ortadoğu halkları ve onların değerleri artık toplum(lar)a yön vermez olur. Ortadoğu’nun yapılandırılmasını ve yönlendirilmesini batılı sömürgeciler yapar. I. Dünya Savaşından sonra İngiltere ve Fransa bölgeyi aralarında paylaşırlar:

İkinci dünya harbinden sonra bölgede İngiltere ve Fransa’nın hâkimiyetleri azalınca soğuk savaş döneminde boşluğu ABD ve SSCB doldurur. Bölgeye 40 yıl soğuk savaş mantığı hâkim olur.

1989 yılında Sosyalist bloğun dağılması sonucunda Avrupa devletlerini arkasına alan ABD Ortadoğu’ya tek başına yön vermeye başlar.

Bütün bunlardan dolayı hem süper güçler hem de Müslümanlar paranteze alınarak Ortadoğu olayları üzerine yapılan yorumlar yüzeysel kalır.

Üç semavi dinin atası olan Hz. İbrahim bu bölgeye gönderilmiştir. Hz. İsmail, Hz. İshak, Hz. Musa, Hz. Davud ve Hz. Süleyman gibi Hz. İbrahim soyundan gelen peygamberler de batıla karşı olan mücadelelerini bu bölgede yürütmüşlerdir.

Hz. İshak’ın soyundan gelen İsrail oğulları (Beni İsrail) bölge tarihinin şekillenmesinde önemli rol oynamıştır.

Yahudilerin etkinliklerini yürütmesiyle uzun işgal dönemlerinden sonra bölgede tarih sahnesine Hz. İbrahim’in diğer oğlu Hz. İsmail’in soyundan gelen Araplar çıkar.

Dinini yaymaya başladığında Hz. İsa, en büyük tepkiyi içinden çıktığı İsrail oğullarından görür. İmparator Konstantin (M.S 306-337) Hz. İsa’nın doğumundan 310 sene sonra Hıristiyanlığı kabul etmesiyle Hıristiyanlık Batı’da yayılır.

Araplar aynı dili konuşmalarına rağmen siyasi bilinç ve birliktelikten yoksundurlar. Kureyş ile özdeşleşen Mekke’nin durumu ise farklıdır. Hz. İbrahim ve Hz. İsmail tarafından inşa edilen Kâbe’yi barındıran Mekke, tevhide dayalı dini merkez olma özelliğini korumaktadır.

1071 Malazgirt Savaşı ise gerek Anadolu’nun gerekse tüm Ortadoğu’nun yeniden şekillenmeye başlayacağı tarih olur.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ÇIKIŞ MAÇIMIZ OLACAK
ÇIKIŞ MAÇIMIZ OLACAK
ÖZTÜRK: KART GÖREN CEZASINA KATLANIR
ÖZTÜRK: KART GÖREN CEZASINA KATLANIR