Advert
 “HARPUT’A GİDEK NEDEK!”
Nevzat ÜLGER

“HARPUT’A GİDEK NEDEK!”

Bu içerik 705 kez okundu.

         Bu gün merhum Şeref Tan’ın; iki gün önce yayımladığımız İshak Rafet Acaralp’ın “Hadi Harput’a Gidek” şiirine nazire olarak yazdığı “Harput’a Gidek Nedek” şiiriyle hem iki öğretmenin, hem de dayı yeğenin olumlu ve olumsuz tutkularını göreceğiz. Bu şiir aynı zamanda Şeref Tan’ın virane Harput’un olumsuzluğu karşısındaki ruhsal durumunu göstermesi bakımından da önemli bir şiirdir.

         Bu iki şiir “kültürel kaynaklar tekrarlanmadıkça korunmaları ve canlandırılmaları mümkün değildir” düşüncesine de laboratuarlık görevi görmektedir.

HARPUT’A GİDEK NEDEK!

Yağız atı sal dayı, tarladaki gazuhdan,

Eski dadlar yoh olmuş, sevgili Elazığ’dan.

Tefo, İbo, Gakkom gil, hepsi hatıra oldu.

Bübül sesi kesilmiş, Şorşor’da ki o bağdan.

                         Çayırlığa yığılan, çoc eden biz değiliz.

                         Hasavandaki tudu, hap eden biz değiliz.

                         Tomatesnen, balcanın tadı duzu galmamış.

                         Güveç yeyip Harput’a giden de biz değiliz.

Yarı çavuş suyunun sadece adı galmış,

Harput ververan olmuş, yalavuz adı galmış.

Arapbaba, Fetahmet, hepsi bize darılmış.

Sarayhatun, boşalmış; Allah feryadı galmış.

                        Maya diyen, yır söyliyen, galdı mı ki hey gakko?

                        Fide nerde, Ünes nerde, nerde Tefçi Şafo?

                        Zoro’nun hançerine gümüş köstek ne lazım,

                        Bi dömbek alah, çalsın bize Köynekli Tefo.

İri Güllü güzelmiş, velâkin biz görmedik.

Cimşit Hamamındaki sefayı biz sürmedik.

Bi zaman Nesibeymiş, Çatalgaya dilberi,

Bize Müsebbiye’nin bile eli değmedi.

                        Şimdikiler, Gala’ya teleferik guracah,

                        Cepler, payam yerine, ceviz orcik dolacah.

                       Kesirigin nahnaları, çimentonun tozundan,

                        Su degince, beton olup donacah.

Tudun gıkkiliginde, şimdi kelkerkezler var.

Gomşu itin enigü, büyüdü oldu zağar.

Külbe vurmah mümkün mü, onun kel gafasına?

Küçükken acımıştık, şimdi o bizi boğar.

                        Mezire’de el ele veren yaren galmamış.

                         Hacı Serçe, Arpacı, Şedele, Hacı Baloş,

                         Gışoğlu, Hacı Gaya, Asım Çötelioğlu,

                         Gubbede bi hoş seda, bi hatıra galmış.

At mı galdı, eyerine al çuha işledecek,

Topal eşek bile yoh, Mezire’ye gidecek.

Çarşı iti gillerin Esme, etse de nazar,

İpibillah, sivri külah, neme nazar değecek.

                      Bahan da bi haber sal, bulursan kellecoşu,

                      Tud ununu, gurudu, tarhana, kenger aşı,

                       Bunbarı, gaburgayı, gakırdağı, kelleyi,

                        Unuttuh bunun gibi bir çoh yemeği.

Biz de ganbur felekten almışız nasibimiz,

Bi zamanlar ne idik, düşün kü şimdi neyiz?

Sıla hasreti, galpde, sancı gibi gezse de,

Derviş misali, döner, ebedi gurbetteyiz.

                     Gözün sevem dayı, destanın çok hoş olmuş,

                    Ondörtlük Ülkü’nün elinde bade dolmuş.

                     Düğünlerin şenliği More gızı hanı ya?

                    Onlar da gül misali bir açılıp bir solmuş.

Südlü tandur ekmeğine ben de yerik yeridim.

Acaralp’ın şiirini okudukca eridim.

Perçençli Hayriye Diyeze duydum kofik doldurmuş.

Yanında goruh helvası varmış etli tiridin.

                        Şeref’in Haddi değil, İshak Begle yarışmah,

                        Bizimkisi yalavuz, bigaç benzetme yapmah,

                        Rahmi Harputi’nin torunu ile çömelip,

                        Benim gibi çömeze caiz mi aşıh atmah.

                                                               ŞEREF TAN

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X