Advert
KADIN-ERKEK EŞİTSİZLİĞİ VE KARMA EĞİTİM
Habib KARAÇORLU

KADIN-ERKEK EŞİTSİZLİĞİ VE KARMA EĞİTİM

Bu içerik 1061 kez okundu.

          Batı dünyasında ortaya atılıp da Doğuda kabul görmeyen bir konu kaldı mı, acaba? Diye düşündüğümüzde, pekde Batıdan geri kalan bir yönümüzün aşağı yukarı kalmadığı kanaatindeyim. Bu konudaki en önemli sorun şu ki; Batının deneme-yanılma yoluyla elde edip, yanıldığını anlayarak terk ettikleri doğuda devam etmekte. İşte bunlardan biri de “kadın-erkek eşitliği” ideolojisiyle başlatılmış olan kadını erkekleştirmeye çalışma doğmasıdır. Bu doğma Batıdaki Sanayileşme ve Kapitalizmin ortaya çıkmasıyla başlamış olup halen devam etmektedir.

          İlk insan Hz.Adem’i yaratan Yüce Rabbimiz ona eş olarak Havva anamızı yaratmış, böylece insanlık bir çiftten türeyip çoğalmıştır. Erkek ve kadın birbirinin mütemmimi (tamamlayanı) olarak dünya hayatında rol almışlardır. Ancak şu gerçeği çok iyi bilmemiz gerekiyor; erkekle kadın yaratılış olarak aynı değildir, farklı özelliklerde yaratılmışlar, farklı şekillerde donatılmışlardır. Zaten birbirinin tamamlayıcısı olmaları da bunu gerektirmiyor mu? Erkek kadına, kadın da erkeğe muhtaç değil midir?

      Kadın, anne olma, çocuk yetiştirme ve yuvasını çekip çevirme için şefkat, merhamet, empati, temizlik ve düzene özen gösterme gibi duygularla donatılırken, erkek fizik gücüyle çalışma, koruma ve yönetme yetenekleriyle donatılmıştır. Nitekim bu konuda Yaradanımız Yüce Kitabında şöyle buyurmaktadır:”Erkekler, kadınlar üzerinde hakim dururlar. Çünkü Allah insanların  kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından harcamakta ( ve ailenin geçimini sağlamakta)dırlar. İyi kadınlar, itaatkardırlar. Allah’ın (kendilerini) koruması sayesinde onlar da “gayb”ı korurlar.(Nisa Suresi,34.Ayet) Bu ayet-i kerimede erkek ve kadının rolü açık bir şekilde zikredilmiş, erkeğe hamilik ve geçimi sağlama sorumluluğu yüklenirken kadına da itaat ve erkeğin malıyla kendi namus ve şerefini koruma sorumluluğu yüklenmiştir. Bu konuyla ilgili Hz.Peygamber(S.A.V.) şöyle buyurmaktadır: Hepiniz sorumlusunuz ve hepiniz gözetiminizde bulunanlardan mesulsünüz. Yönetici sorumludur. Evin erkeği,aile efradından sorumludur.Evin hanımı da kocasının evinden ve çocuklarından sorumludur.Hülasa, hepiniz sorumlusunuz ve hepiniz gözetiminizde bulunanlardan mesulsünüz.(Buhari,Nikah 91)

      İslam’ın kadın-erkek ilişkisi ve karşılıklı sorumlulukları yukarıda bahsedilen ölçülerle belirlenmiş, olması gereken yere yerleştirilmiştir. Yine Resul-u Kibriya(S.AV.) Efendimiz bu konuda ayrıca şöyle buyuruyor:”Dünya varlık dünyasıdır. Onun en hayırlı varlığı ahiret hususunda kocasına yardım eden kadındır. Karısı olmayan kimse ne kadar zavallıdır. Kocası olmayan kadın da ne kadar zavallıdır.” (Rezin)

         Hedefine tüm insanlığı köleleştirmeyi koymuş olan Materyalist Vahşi Kapitalizm, kadını, ticaretin, üretimin ve yönetimin içine çekerek hem rahatça kullanıp sömürmekte, hem de onu asli rolünden uzaklaştırmaktadır. Bu amaçla Fenizm denen “kadın-erkek eşitliği” fikri ortaya atılmış ve kadın dünyasına ustaca yutturulmuştur. Bugün ülkemizde de epeyce taraftar bulan bu ideoloji sayesinde gelenek ve adetler göz ardı edilerek güya kadınlar lehine düzenlemeler yapılmış, ailelerin birlik beraberliği bozulmuştur. Gün geçmiyor ki televizyon ve gazetelerde “kadın cinayetleri” yer almasın. Hemen her gün bir veya birden fazla  koca, karısını öldürmekte, aile dramları yürekleri parçalamaktadır. Boşanmaların her yıl rekor kırdığı ülkemizde artık aile kurumunu koruyup devam ettirmek çok zor hale gelmiştir.

       Yukarıda saydığımız vahim sonuçların temelindeki en büyük nedenlerden biride eğitim sistemidir. Yüce Rabbimizin farklı yaratmış olduğu kadın ve erkek aynı ortam ve şartlar altında birlikte eğitim görmeye  ve yarıştırılmaya zorlanmaktadır. Doğuştan itibaren farklı beyin yapısı ve yeteneklere sahip erkek ve kız çocukları başarıda eşitlenmeye çalışılsa da, tam tersi bu çaba kızların çeşitli konularda zarar görmesine ve erkekler karşısında mağlubiyetlerine sebep olmaktadır.Erkek öğrenciler içerisinde kendi kimliklerini ifade edememekte olan kızlar erkeklere ezdirilmekte ve taciz altında kalmaktadır.Bugün ülkemizde kadınlardaki okur-yazar ve tahsil oranı düşüklüğünün en önemli nedeni budur.  Bu konunun 1980’li yıllarda farkına varan Amerika ve Almanya başta olmak üzere Batı ülkeleri karma eğitimi zorunlu olmaktan çıkarıp kız ve erkekler için ayrı okullar düzenlemişlerdir. Karma eğitim için ise “Yüzyılın en büyük pedagojik yanlışı” ve “Pedagojik ham ölü” deyimlerini kullanmışlardır.

  Hal böyleyken, özellikle 28 Şubat sürecinde sekiz yıllık kesintisiz eğitim projesiyle iyice dayatılan karma eğitim varlığını sürdürmekte, kız ve oğullarımızı ifsad etmeye devam etmektedir.2-6 Aralık tarihlerinde Antalya’da büyük umutlarla düzenlenen 19.Eğitim Şurasında gündeme getirilmeye çalışılan “Karma Eğitimin Zorunlu Olmaktan Çıkarılması” tartışmaya bile açılmadan kapatılmıştır. Beş gün süren Şuradan geriye sadece “Osmanlıca Dersi Zorunlu olsun mu, olmasın mı?” tartışması kalmıştır. Okulların ve öğrencilerin içinde bulunduğu kriz ve bunalımlar, zararlı alışkanlıkların gittikçe artarak küçük yaşlara kadar inmesi gibi toplumsal dertlere değinilmemiştir.

        Aile yapımızı korumak ve her yönüyle sağlıklı nesiller yetiştirmek için öncelikle eğitimimize Milli bir kimlik giydirmek zorundayız. İnsana, onu Yaradan’ın gösterdiği pencereden bakacağız, O’nun tarif ettiği ve Elçisi (S.A.V)’in öğrettiği yoldan eğitim vereceğiz. Bunu dışındaki çırpınışlar beyhudedir, zaman kaybıdır. Zararın neresinden dönülse kardır.

 

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Ters lale tohumları toprakla buluştu
Ters lale tohumları toprakla buluştu
Sarıkaya: Kandil zulmün, haksızlığın yıkılışı demektir
Sarıkaya: Kandil zulmün, haksızlığın yıkılışı demektir