Advert
SİZ NASIL BAKANSINIZ?
Tahir ZİYA

SİZ NASIL BAKANSINIZ?

Bu içerik 299 kez okundu.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Sayın Murat Kurum ile F.Ü. Rektörü Sayın Prof.Dr.KutbeddinDemirdağarasında, şehrin üst düzey seçilmişlerinin, atanmışlarının ve yetkili-etkili zevatın huzurunda yaşanan olayın, basında ve türlü meclislerde yankıları devam ediyor. Gazeteler, Bakan Kurum’un, Rektör Demirdağ'a sert bir dille "İndir elini, sen ne biçim rektörsün!" dediğini ve hatta eliyle ittiğini yazıyor…İkazın illâ gerekli olduğunu düşünüyorsa, olgun bir devlet adamına yakışan,yalnızken ve uygun şekilde söylemesiydi; -doğruysa- fiilî müdahale ise hiç yakışmamış!Atalar boşuna, “Söz var halk içinde, söz var hulk içinde.” dememişler…

Birkaç dakika öncesine kadar, hayvan cambazı üslûbuna aldırış etmeyen genç Bakan’ın, şikâyetçi muhatabından -kendince- samimî bir hitaplasöz kapmak isteyen Rektörü “adaba riayet kaygısıyla” hizaya getirme gayreti, geçiştirilecek kadar basit değil…Gazetelerde türlü yorumlar yapılıyor: Bir yanda “… şehrin onurudur…” diye tanımladığı meseleyi Üniversite Senatosu’na, STK’lara, Kent Konseyi’ne, Elazığ Şehir Meclisi’ne, -başta ve özellikle-Milletvekili Sayın Metin Bulut olmak üzere milletvekillerine havale edenler… Öte yanda bu tatsız tartışmanın, Bakan’ın ziyaretini sağlayan siyasileri itibarsızlaştırmak ve şehrin kazanımlarına gölge düşürmek için kullanıldığını söyleyenler…Yıllarca toplum sorunlarına şaşı bakan, Elazığ’ın meselelerine“çözümden uzak değerlendirmelerle”yaklaşan basın!Olayın özelinde Alvarlı Efe’nindilinden; “Âşık der inci tenden; İncinme incitenden. Kemalde noksan imiş; İncinen incitenden.“ deyip geçilebilseydi keşke... Vahametin boyutlarıgörünenle sınırlı değil ki!

Yıllar önce… Şehrin Valisi ve Üniversite Rektörü, sona eren bir toplantıdan çıkıyorlar. Kendinden yaşça büyük Rektör, dakikalarca ayakta Vali’nin ayaküstü gereksiz sohbetinin bitmesinibekliyor. Aklıma Fatih’in Ebu’l Vefa hazretleri, Akşemseddin ve Molla Güranî’ye saygısı geliyor, içim sızlıyor!Rektör bir Akşemseddin değil belki, ama Vali de Fatih değil!Bugün ulemanın(âlimler)ve umeranın (amirler) liyakatiçok tartışılır ve görünen o ki geldikleri makamlar kişilerin derinliklerini göstermiyor!İnsanlardan iki sınıf vardır ki, onlar iyi olursa, bütün toplum iyi olur, onlar bozulursa bütün toplum bozulur; onlar,  âlimler ve idarecilerdir."sözübugün tarihin bize tuttuğu aynadır. Bu açıdan toplumumuzun durumu çok vahim…

Yüksek makamişgal edenlerde o kadar adab dışı davranış var ki! Biriyle tokalaşırken ötekine dönüp konuşanlar; eli cepte selamlaşanlar; avucunun içerisinde anahtarla tokalaşanlar; rahatlık adına tabanını çevresindekilerin ağzına çevirecek şekilde ayak ayak üstüne atanlar…Hele toplum karşısında önünü iliklemek de neymiş! Bütün bunların kimilerince rahatlık, doğallık ve özgürlükler cümlesinden değerlendirilmesi doğru mudur? Hele kılık-kıyafet serbestliği diye, iki günlük traş ve kot pantolonlu devlet memurluğunun yolunu açanların, önce kendilerini sorgulamaları gerekmez mi? Başörtüsü yasağı,o günün iktidarına dayatılan algının yanlış uygulamalarından biriydi; yasağı kaldırmak adına bugün topluma yayılanpespayeliğin hesabını vermek de kolay olmasa gerek. Öte yandan Milletvekilimiz Sayın Gürsel Erol, -bu güç zehirlenmesi haliyle- Sayın Bakanı Elazığ’dan özür dilemeye davet etmesin; kendi partisinin çağdaşlık adına bu ülkenin kültürüne ne kattığını sorgulasın!

Bu toplum birden bu hale gelmedi.Ülkemizde toplumun edebini adım adım yok eden siyasetin kirlenmesinin önüne geçilmedikçe iyiye gidiş beklenmemelidir. Ve gördüğünüz gibi bu satırların yazarı ben, bu tür olaylaratoplumun genel eğitimi ve olgunluğu açısından bakan biriyim. Kıymetli okuyucum siz nasıl bakansınız?

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X