Advert
ALTIN ALIŞVERİŞİNDE FARKINDA OLUNMADAN YAPILAN YANLIŞLAR
Halit POLAT

ALTIN ALIŞVERİŞİNDE FARKINDA OLUNMADAN YAPILAN YANLIŞLAR

Bu içerik 391 kez okundu.

İmam Nevevi şöyle demiştir: “Müslümanlar her ne kadar tanımında ve detaylarında ihtilaf etmişlerse de genel olarak faizin haram oluşunda icma etmişlerdir. Peygamber efendimizden gelen nasslardan altı şeyde faiz olduğunu görüyoruz. Bunlar; altın, gümüş, buğday, arpa, hurma ve tuzdur.”

İbni Teymiyye şöyle der: “Sahabenin tamamı, tabiin ve bütün mezhep imamları; altın, gümüş, buğday, arpa, hurma, üzüm kendi cinsiyle ancak misliyle satılır. Bunlardan cinsin cinse verip fazlayı istemek caiz değildir demişlerdir”

Bütün alimlerin icmasıyla; altını gümüşe veya altını tl’ye karşılık borca satılması veya buğdayın arpaya ödeme süresinin ertelenerek(borca) satılması caiz değildir. Bu cinsler fazlalıkla birbirlerine peşin olmak şartıyla verilebilir. Örneğin; altını altına verip fazlasını almak ister peşin olsun ister borç olsun haramdır. Altını tl’ye karşılık satın alıp, altını peşin almak parasını daha sonra ödemekle yapılan alışveriş haramdır. Mesela altın almak isteyen, çalışıp parasıyla altın alan veya düğün yapacak bir vatandaş kuyumcuya gidip bana 100 gr. altın ver derse, altının fiyatı da 10000 tl tutarsa paranın peşin olarak verilmesi gerekir. Alıcı iki- üç ay vs. sonra ödemek üzere altını alırsa böyle bir alışveriş faiz ve haram olur. Bütün İslam alimleri haramdır demesine rağmen maalesef ülkemizdeki kuyumcuların %99’nun, altın alan vatandaşın yaptığı da budur. Hiç kimse bu alışverişin aslı nedir diye sormuyor.

Bazı kuyumcu ve müşterilerin tl karşılığında dövizi düşük fiyattan peşin alıp, aynı anda iki ay vs. sonra ödemek üzere yüksek fiyata alması da haramdır.

Yine Müslüman bir bacımız eski bileziğini verip yeni bilezik almak için kuyumcuya gidince alacağı bilezik ile vereceği bileziğin aynı gramda olması gerekir. Bilezik ister yeni olsun, ister hurda olsun fark etmez. İslam’ın burada itibar ettiği gramdır. Kuyumcunun gram üzerinde oynaması mesela 40 gramlık bileziği alıp yerine 39 gramlık bilezik vermesi haramdır. Ancak bunu paraya dönüştürüp, parayı peşin verirse helal olur. Eskisi bileziği satar, onun parasını alır. Daha sonra bu parayla yeni bileziği alır. Yani iki alışveriş yapmış olur.

       Yine mezhep imamları ittifakla aynı cins iki malın kabz edilmeden (alıcı tarafından alınmadan) alışveriş yapılması caiz değildir demişlerdir. Altına karşılık altın, buğdaya karşılık buğday veya illetleri aynı olan iki şey birbirine karşılık satılırsa, altın ile gümüşün veya buğday ile arpanın birbirine mukabil satılması gibi, bu durumda İbni Kudame’ye göre “Kitap, sünnet ve icma ile haramdır.”

Faiz iki kısma ayrılır:

A) Fadl Faizi

Yukarıda zikrettiğimiz gibi rebevi bir malın kendi cinsinden başka rebevi mal karşılığında, birinin diğerine göre daha fazla olarak satılmasıyla oluşan faizdir. Bir ölçek ‘kunduri’ buğdayına karşılık bir buçuk ölçek ‘bezosya’ buğdayı, bir kasa Mısır üzümüne karşılık bir buçuk kasa İzmir üzümü, bir ton taş kömürüne karşılık bir buçuk ton linyit satılması gibi.

Fadl faizi hakkında Resulullah’tan (s.a.v) gelen nasslar:

1)      Ebu Said el-Hudri’den rivayet ediliyor: “Altına karşılık altını ancak misliyle satın, birini diğerine fazlalaştırmayın. Gümüşe gümüşe karşılığında ancak misliyle satın. Birini diğerine fazlalaştırmayın. Altın ve gümüşten birini diğerine borca da satmayın.” (1)

2)      Osman b. Affan’dan Hz. Peygamber’in şöyle dediği rivayet ediliyor: “Bir dinarı iki dinara karşılık satmayın, bir dirhemi iki dirheme karşılık satmayın.” (2)

3)      Ebu Said el-Hudri’den  Resulullah’ın (s.a.v) şöyle dediği rivayet ediliyor: “Altın altın ile, gümüş gümüş ile, buğday buğday ile, arpa arpa ile, tuz tuz ile misliyle ve peşin olarak satılır. Kim arttır veya arttırmayı dilerse faize bulaşmış olur. Alan da veren de faizde ortaktır.” (3)

4)      Ubade b. Samit’ten Resulullah’ın (s.a.v) şöyle dediği rivayet ediliyor: “Altın altın ile, gümüş gümüş ile, buğday buğday ile, arpa arpa ile, tuz tuz ile misliyle, eşit bir şekilde ve peşin olarak satılır. Şayet bunlar cinsler değişik olursa, peşin olduğu zaman istediğiniz gibi satın.” (4)

5)      Ma’mer b. Abdullah, kölesini bir sa’ (ölçek) buğday ile gönderir ve buğdayı satmasını onun parasıyla arpa almasını söyler. Köle gider ve bir buçuk sa’ arpa alır. Geri dönüp durumu Ma’mer’e anlattığında, Ma’mer bunu neden yaptın diye sorar. Geri dön, iade et ve arpayı ancak misliyle al der. Çünkü ben Resulullah’ın “Yiyecek yiyecek ile ancak misliyle satılır” dediğini duydum ve o gün bizim yiyeceğimiz arpaydı demiştir. Ona arpa ile buğday birbirinin misli değildir denildiğinde “aynı olmalarından korkuyorum” şeklinde cevap vermiştir. (5)

İmam Malik bu hadisi delil göstererek arpa ile buğdayın aynı cins olduğunu, dolayısıyla bunlardan birinin diğerine karşılık fazla olarak satılmasının caiz olmadığını söylemiştir. Cumhur (alimlerin çoğunluğu) ise İmam Malik’in tersini söylemiştir. Onlara göre buğday ayrı bir cins, arpa ayrı bir cinstir. Alışveriş peşin olursa ikisi arasında buğday ile princin birbirine karşılık satılması gibi, tefadul (birinin az, diğerinin fazla olması) caizdir. Cumhur’un delili ise Resulullah’ın “ Bu cinsler birbirinden ayrı olursa, peşin olduğunda istediğiniz gibi satabilirsiniz” hadisidir.

6)      Resulullah şöyle buyurmuştur: “ Buğday arpaya karşı satılırsa, peşin olduğu takdirde arpanın fazla olmasının sakıncası yoktur. Ancak nesie (vadeli) olursa olmaz.” (6)

Daha önce geçen Ma’mer’in hadisi Nevevi’nin de dediği gibi delil olamaz. Çünkü açıkça arpa ile buğdayın aynı cins olduğu belirtilmiyor. Ma’mer ihtiyatlı davranarak böyle yapmıştır.

7)      Said b. Müseyyib; Ebu Hureyre ve Ebu Said el Hudri’den rivayet ediyor: “Resulullah (s.a.v.), Ensar'dan Adiyy oğullarının bir kardeşini Hayber'e emir ola­rak göndermişti. Daha sonra bu kimse, Medine'ye “Cenib” denilen en iyi cins hurma çeşidiyle gelmişti. Resulullah (s.a.v) ona:
“Hayber'in bütün hurmaları böyle midir?” diye sordu. O da: “Hayır ey Allah'ın resulü! Hepsi böyle değil. Biz bu iyi hurma­nın bir ölçeğini, düşük kaliteli hurmanın iki ölçeği karşılığında satın almaktayız” dedi. Bunun üzerine Resulullah (s.a.v): “Böyle yapmayın! Ancak birbirine eşit bir şekilde misli misline satın alın ya da bunu para karşılığında satıp da parasıyla bu iyi hurmadan satın alın. Gramla satılan şeyler de bu şekildedir ve fazlalık haramdır” buyurdu. (7)

8)      Ebu Said el-Hudri 'den rivayet edilmiştir: “Bilal, Resulullah (s.a.v)'e “Bern” adı verilen bir hurma getirmişti. Resulullah (s.a.v) ona: “Bu, nereden geldi?” diye sordu. Bilal: “Yanımızda “Redi” (düşük kaliteli) hurması vardı. Onları, Peygamber (s.a.v)'e ye­mek yedirmek için iki sa’ iyi olmayan hurmayı, bir sa' iyi hurma karşılığında sattım” dedi. Bunun üzerine Resulullah (s.a.v.) şöyle demiştir: “Eyvah! Bu faizin ta kendisidir! Bu şekilde yapma! Eğer iyi hurma sa­tın almak istersen önce iyi olmayanı sat, sonra da onun parasıyla iyisini al.” (8)

9)      Ebu Said el-Hudri 'den rivayet ediliyor: “Biz, Resulullah (s.a.v.) zamanında farklı farklı hurmaların iç içe karıştırılmasıyla oluşturulan hurmadan yerdik. Ondan iki sa’ verip bir sa’ iyi hurma satın alırdık. Resulullah’a (s.a.v.) bu ulaştığında : “iki sa’ hurmayı bir sa’ hurmaya karşılık, iki sa’ buğdayı bir sa’ buğdaya karşılık ve iki dirhemi bir dirheme karşılık satmayın” buyurmuştur. (9)

10)    Fudale b. Ubeydullah el-Ensari’den rivayet ediliyor: “Resulullah Hayber’deyken kendisine üzerinde altın ve farklı boncukların bulunduğu bir gerdanlık getirildi.  O gerdanlık ganimet malı olarak satılıyordu. Resulullah (s.a.v) emretti ve gerdanlıktaki altınlar boncuklardan ayrıldı. Sonra da “Altın ile altın gramı gramına satılır” buyurdu. (10)

11)    Yine Fudale b. Ubeydullah el-Ensari’den rivayet ediliyor: Hayber günü on iki dinara üzerinde altın ve boncukların bulunduğu bir gerdanlık aldım. Onları birbirinden ayırdım. Ve gördüm ki on dinardan daha fazla tutuyor. Resulullah’a bunu anlattığımda “ Onları birbirinden ayırmayıncaya dek satma” buyurdu. (11)

Bu hadisten anlaşıldığı üzere altının, altın ile başka şeylerin karıştırıldığı bir şeyle, altın ayrıştırılmadan satılması caiz değildir. Ancak karışımın gramı bilir ve fiyattan düşürülürse olur. Yine buğday, arpa, tuz vs. bu şekildedir. Başka şeylerle karıştırılmışlarsa ayrıştırılır, daha sonra kendi değerlerine göre satılır.

B) Nesie Faizi

Fadl faizinin illetinin bulunduğu iki şeyin satışında, belli bir zamana kadar (bir ay, bir yıl) borç verilmesi ve zamanın aşılmasıyla borcun arttırılması şart koşulan faiz çeşididir. Bu tür faiz günümüzde mali işlerde kullanılmaktadır. Kur’an’ı Kerim’de bu faizin haram olduğuna dair kesin nass vardır.

Nesie faizi cahiliye devrinde çok yaygındı. Çünkü onlardan biri malını, belli bir süreye kadar başkasına borç verir. Her ay bunun karşılığında belli bir miktar para alırdı. Anapara (mal) ise olduğu gibi kalırdı. Süre tamamlandığında ise parasını ister, şayet borçlu ödeyemezse para miktarını arttırır ve süreyi uzatırdı. Günümüz bankaları da bu şekilde yapmaktadır. Bir miktar borç verdikten sonra, parayı fazlalaştırarak taksitlendiriyor. Mesela yüz bin lira borç veriyor ve bunun üzerine on bin lira ekliyor.  Daha sonra yüz on bin lirayı taksitlere bölüp aydan aya geri alıyor. Kişi ödemediği takdirde daha önceki yazılarımızda bahsettiğimiz Yahudi zihniyeti gibi kat kat üzerine ekleyerek malını, ipoteğini almaya çalışıyor.

Nesie Faizi Hakkındaki Bazı Nasslar

Nesie fazinin haram oluşu kitap, sünnet ve icma ile sabittir:

Ebu Salih'den rivayet edilmiştir: “Ebu Said el-Hudri'yi: “Dinar dinarla ve dirhem de dirhemle misli misline satılır. Kim fazla verir ya da alırsa muhakkak faiz yapmıştır” derken işittim. Ona: “Abdullah İbn Abbas böyle söylemiyor” dedim. Bunun üzerine Ebu Said el-Hudri: “Ben, Abdullah İbn Abbas'la görüştüm. Ona: “Söylediğin bu sözü gördün mü? Sen bu söylediğini Resulullah (s.a.v.)'den işittin mi ya da  Yüce Allah'ın Kitab'ında böyle bir şey buldun mu?” diye sordum. Abdullah İbn Abbas'da: “Bunu, Resulullah (s.a.v.)'den işitmedim ve Allah'ın Kitab'ında da bulmadım. Fakat Usame b. Zeyd, bana, Peygamber (s.a.v.)'in: “Riba sadece nesiede olur” dediğini haber verdi” dedi. (12)

İbni Abbas rivayetinde şöyle demektedir: Usame b. Zeyd bana Resulullah’ın “Riba nesiededir” dediğini haber verdi. (13)

İmam Nevevi şöyle demektedir: “İbni Abbas ve ibni Ömer Usame b. Zeyd’in hadisine dayanarak “Riba ancak nesie de olur” demiş, daha sonra bu görüşlerinden vazgeçmişlerdir. Bir cinsin başka bir cins ile satılmasında birinin fazla olmasıyla ilgili olarak Müslimin’de rivayet ettiği Ebu Said el-Hudri’nin hadisi onlara ulaştığında, bu çeşit faizin de (fadl faizi) haram olduğunu söylemişlerdir.

Müslim’in rivayet ettiği hadisler gösteriyor ki İbni Abbas ve ibni Ömer’e fadl faizinin haram olduğu ile ilgili hadisler ulaşmamıştır. Bu hadisler ulaştığında görüşlerinden vazgeçmişlerdir.

Usame’nin “Riba ancak nesiededir” hadisi hakkında ise şöyle denmiştir: “ Bu hadis fadl faizinin haram olduğunu bildiren hadisler tarafından nesh edilmştir. Müslümanlar fadl faizi ile alışverişi terk etmişlerdir. Bu da hadisin nesh edildiğini gösteriyor .”

İbni Hacer el-Askalani şöyle demiştir: “Alimler Usame’nin hadisinin sahih olduğunda itttifak etmiştir. Ancak  Ebu Said el-Hudri’nin hadisiyle nasıl cem edileceğinde ihtilaf etmişler ve ‘nesh edilmiştir, ancak nesh ihtimal ile sabit değildir’ demişlerdir.”

Kaynaklar

1) Buhari, Kitab’ul Buyu’, Babu bey’il fiddeti bi’l fiddeti, 2177; Müslim, Kitab’ul Musaka ve ve’l Muzara’,Bab’us sarf ve babu bey’iz zehebei bi’l vereki nakden, 1584.

2) Müslim, Kitab’ul Musaka ve ve’l Muzara’,  Bab’ur riba, 1585.

3) Müslim, Kitab’ul Musaka ve ve’l Muzara’,  Bab’ur riba, 1584.

4) Müslim, Kitab’ul Musaka ve ve’l Muzara’,Bab’us sarf ve babu bey’iz zehebei bi’l vereki nakden, 1587; Ebu Davud, Kitab’ul buyu’, Bab’u fi’s sarf, 3349.

5) Müslim, Kitab’ul Musaka ve ve’l Muzara’,  Bab’u bey’ut teami mislen bi’l misl, 1592.

6) Müslim, Kitab’ul Musaka ve ve’l Muzara’,Bab’us sarf ve babu bey’iz zehebei bi’l vereki nakden, 1587.

7) Müslim, Kitab’ul Musaka ve ve’l Muzara’,  Bab’u bey’ut teami mislen bi’l misl, 1593.

8) Müslim, Kitab’ul Musaka ve ve’l Muzara’,  Bab’u bey’ut teami mislen bi’l misl, 1594; Buhari, Kitab’ul Buyu’, Babu şirai’t team ila ecel; 2201 ve 2202.

9) Müslim, Kitab’ul Musaka ve ve’l Muzara’,  Bab’u bey’ut teami mislen bi’l misl, 1595.

10) Müslim, Kitab’ul Musaka ve ve’l Muzara’,  Babu bey’il kaladeti, 1591.

11) Müslim, Kitab’ul Musaka ve ve’l Muzara’,  Babu bey’il kaladeti, 1591.

12) Müslim, Kitab’ul Musaka ve ve’l Muzara’,  Babu bey’il kaladeti, 1596.

 

13) ) Buhari, Kitab’ul Buyu’, Babu bey’ud dinari bi’d dinari nisaen, 2178.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Ters lale tohumları toprakla buluştu
Ters lale tohumları toprakla buluştu
Sarıkaya: Kandil zulmün, haksızlığın yıkılışı demektir
Sarıkaya: Kandil zulmün, haksızlığın yıkılışı demektir